Özgürlüğe susamış halk
Kırk yıl önce komşu ülke sınırının öte yamacında yankılanan çığlık çok geçmeden Diyarbakır zindanında vuku bulacak. O zindan ki vahşetin görülmemiş biçimi; Kürt yurtseverler üzerinde yapılan sorgulu deneyler, akla hayale gelmeyecek baskı, insanlık dışı işkence yöntemleriyle anılacak. “Diyarbakır Şafağı”, “Dörtlerin Gecesi” kitapları anlatımlarında yaratılmaya çalışılan korku imparatorluğu okuyucuyu nasıl ürpertiyorsa Evin zindanında yaşananlar bir o kadar ürpertici ve korkutucu. Aradaki sınır kalkmasa da Evin ve Diyarbakır zindanlarının çığlıkları birbirine karışmakta. Her kıtada zulüm iktidarlarına karşı savaşanların yaşadığı baskı, işkence, sokak infazları küçük nüans ve farklılıklar olsa da ortaktır. Dünyaya kapalı rejimlerde olduğu gibi İran da gerek Şah Pehlevi Hanedanlığı döneminde gerek İslami rejimde sayısız infaz, idam ve kayıplarla anılmakta. Vietnam, Guatemala, Peru, Angola, Kongo, Türkiye hepsi birer korku imparatorluğu yaratılmak için muhaliflerine insanlık dışı vahşetle zulmederler. Bu korku imparatorluğu emperyalistler için Uzak Doğu’ya açılmanın kapısı olarak hep korunup desteklenmiştir. İran petrolü, yeraltı zenginlikleri bölgenin stratejik konumuna hâkim olmak isteyen İngiliz, Amerikan emperyalizminin iştahını kabartır. Demokrasi, insan hakları ve özgürlükler Batılı emperyalistlerinin alanına pek girmez. Çıkarları olduğu müddetçe gizli servislerle ittifak halinde olurlar.
Pehlevi Hanedanlığı döneminin gizli servisi SAVAK (Şah Rıza döneminin gizli servisi) binlerce muhalifi, komünisti ve sol görüşlü olan insanları sorgulamadan yıllarca ışığa hasret bırakırdı. SAVAK, sorguda muhaliflerin topuklarına derin kesikler atıp topal kalmalarına sebep oluyor, her kim topallıyor veya aksıyorsa ortaya çıkıyor ve böylece muhalifler mimlenmiş oluyordu.
Evin Cezaevi (Zindanı) Şah döneminde binlerce devrimci ve komünistin yıllarca yaşadığı zulmün işkence merkeziydi.........
