Eğitim Sen 7 No’lu Şube yürütme kurulundan niçin ayrıldık?*
Bugüne dek eğitim emekçilerinin en geniş kesimleri ile birebir teması, onların gündelik-sektörel çıkarları ile tarihsel-genel çıkarları arasında bağ kuran bir pratik-politik hat izlemeyi, en dipte en savunmasız kesimlerinin -ücretli öğretmenler, ataması yapılmayan öğretmenler, güvencesizlik çalışmalarından mülakat mağdurları ve özel sektör öğretmenlerine dek- örgütlenmesini esas alan bir çizginin savunucusu olmayı ve bununla anılmayı kendimize şiar edindik. Sendikayı kürsü, yürütme kurullarında görev almayı siyasi temsil gören anlayışlara daima karşı çıktık. Yürütme kurullarında yer almadığımız yıllar boyunca özellikle ücretli öğretmenlerin yoğun olduğu okullara giderek güvencesizlik karşıtı mücadeleyi sendikanın ana ekseni kılmaya gayret ettik.
Sendikanın fiili meşru militan mücadeleden uzaklaşması, kendisini giderek düzenin tarif ettiği sınırlar içine hapsetmesi, anadilinde eğitim talebini tüzüğünden çıkarıp “tehlike geçti” sinyali ile tekrar tüzüğüne koyması gibi ilkesiz yaklaşımların başat hale gelmesi, KHK karşıtı mücadelenin KHK’lılarla maddi dayanışmaya indirgenmesi gibi bir dizi tercihle daralma yaşandığı ve yürütme kurullarında görev almayı kimsenin pek canının istemediği dönemde görev almaya başladık. “Yapılamaz” denilen bir temel pratiği, tüm işyerlerini kapsayan ziyaretleri” birkaç yıl içerisinde sıradan bir faaliyete dönüştürdük. Tarikat-cemaatlerin okulları istila faaliyetlerine yerelden tepki örgütlemeye çalıştık. Maarifin bakanının Ramazan genelgesine karşı tüm Türkiye’de eylem yapan ilk şube olduk; bizden gayrı bir de Antalya şube eylemi oldu. Okullarda temizlik sorununa karşı ilk harekete geçen sendika şubesi olduk. Mülakat mağduru öğretmenlerle direnişe geçtikleri ilk andan itibaren temas kurup yanlarında olduk. Özel sektör öğretmenleri ile bir araya gelip ülkede ilk defa ortak özel okul ziyaretleri gerçekleştirdik. Özel ya da kamu fark etmeksizin birlikte örgütlenmenin olanaklarını geliştirme, zeminini kurma çabasında olduk.
2024 1 Mayıs’ında içinde kendi konfederasyonumuzun da olduğu sendikaların Bozdoğan Kemeri önündeki barikatı bile görmeden alanı terk etmelerine karşılık barikat önünde mücadeleci sendikalar ve sosyalistlerle yan yana olduk. Devamında 2025 ve 2026 1 Mayıs’larında şubeler platformu dahil tüm toplantılarda ısrarla Taksim 1 Mayıs’ını savunduk. Konfederasyonumuz ise ısrarla bu toplantılar kanalıyla değil de, üstten 2024’te kendilerine randevu bile vermeyen, direnen işçilerle dayanışma mesajı bile yayımlamayan DİSK merkezi ile kararlar almayı tercih etti ve........
