menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Samsun'un kasası dolu ilçesi yorgun belediyeleri!

16 0
04.04.2026

Samsun'da borcu olmayan belediyeleri yazan Samsun Kent Haber köşe yazarı Hüseyin Kurt, "Borçsuz belediye takdir edilir. Ama dönem sonunda karnede borca değil, yapılan hizmete ve rakamsal sosyo-ekonomik gelişmişlik endeksine bakılır. Kasası dolu, ilçesi yorgun belediyeleri" dedi.

Samsun'da son günlerde hem İlkadım hem de Canik Belediyelerinden gelen 'sıfır borç' açıklamaları, yerel gündemin en dikkat çekici başlıklarından biri oldu.

Öncelikle hakkı teslim edelim. Kamu borçlarının kontrolden çıktığı, belediyelerin ağır faiz yükleri altında ezildiği bir ülkede bir belediyenin borçsuz olması küçümsenecek bir başarı değildir.

Belediye başkanlarının belediyecilik anlayışları çoğu zaman yaptıkları mesleklerle doğru orantılıdır. Bu ülkede esnaf belediye başkanı ticaretçi gibi, mali müşavir maliyeci gibi, müfettiş denetimci gibi, avukat hukukçu gibi, mimar ya da mühendis ise müteahhit refleksiyle belediye yönetir.

Ne olursa olsun Samsun'da bu 'borçsuz' tabloyu ortaya koyan belediye başkanlarını ve mali disiplini sağlayan ekiplerini tebrik etmek gerekir.

Özellikle Türkiye’de faiz oranlarının tarihsel olarak çok yüksek olduğu bir dönemde belediyelerin faizli borç yükü altına girmemesi önemli bir yönetim tercihidir. SGK ve vergi borcu olmayan, esnafa gecikmiş ödeme borcu bulunmayan bir belediye mali disiplin açısından ciddi bir başarı ortaya koymuş demektir.

Bu yönüyle 'borçsuz belediye' söylemi elbette takdir edilmelidir.

Her yıl yinelenen 'borç yok' açıklamaları zamanla vatandaşın zihninde başka bir algı da oluşturabilir.

“Demek ki ciddi bir yatırım da yapılmıyor.”

Çünkü bir belediyenin başarısı yalnızca borç oranına bakılarak ölçülemez.

Ancak burada üzerinde durulması gereken başka bir gerçek daha var. Kamu yönetiminde 'sıfır borç' her zaman tek başına bir başarı ölçüsü değildir. Hatta bazı durumlarda beraberinde yeni soruları da gündeme getirir.

Belediyelerin doğası gereği borcu olabilir. Bu tek başına bir sorun değildir.

Eğer bir borç altyapıya, kentsel dönüşüme, ulaşıma, sosyal projelere ve şehrin geleceğini güçlendirecek kalıcı yatırımlara harcanmışsa o borç bir yük değil, geleceğe yapılmış bir yatırımdır.

Bu yüzden belediyecilikte asıl mesele 'borç var mı yok mu' sorusu değildir.

Asıl mesele borcun ne için kullanıldığıdır.

Bir şehirde yollar yapılmışsa, altyapı güçlenmişse, parklar, sosyal tesisler, istihdam alanları, kültür merkezleri inşa edilmişse ve bu yatırımlar makul, ödenebilir bir finansmanla gerçekleştirilmişse o borç şehir için bir risk değil, aksine bir kalkınma aracıdır.

Tam bu noktada başka bir soru ortaya çıkar.

Borç yoksa ne kadar para var?

Bir belediye 'borçsuzuz' diyorsa doğal olarak şu sorular da sorulmalıdır.

Kasada ne kadar kaynak bulunuyor?Bu kaynaklar nerede değerlendiriliyor?Bu paralar bankalarda faiz gelirine mi bırakılıyor?Yoksa şehir için yeni yatırımlara mı dönüştürülüyor?

Çünkü belediyelerin kasasındaki para belediyenin değil, kamunun yani halkın parasıdır. Vatandaşın ödediği vergilerin, harçların ve katkıların toplamıdır.

Kamu kaynağının bankada beklemesi ile şehir için yatırıma dönüşmesi arasında çok büyük bir fark vardır.

Samsun’da borçsuz oldukları açıklanan Canik ve İlkadım belediyelerinin başka ortak özellikleri de var. Ne yazık ki bu iki ilçe aynı zamanda suça sürüklenen çocuklar, uyuşturucu kullanımı ve ticareti ile anılan, yapı stoğunun en eski ve en çarpık olduğu ilçeler arasında yer alıyor. Buna ek olarak göç oranının arttığı, eğitim seviyesinin düştüğü, hane başına gelirin azaldığı, işsizlik oranlarının yükseldiği ve suç işleme yaşının her geçen yıl daha da aşağıya indiği bir sosyo-ekonomik tablo dikkat çekiyor.

Vatandaş ise meseleyi çoğu zaman çok daha basit bir yerden değerlendirir.

“Keşke biraz borcu olsaydı da şu hizmet de yapılmış olsaydı.”

Bir mahallede yıllardır çözülmeyen altyapı sorunu varsa,Bir ilçede ihtiyaç duyulan sosyal tesis yapılmamışsa,Bir şehirde kentsel dönüşüm bekleyen alanlar duruyorsa,Gençler için spor alanları ve kültür merkezleri eksikse,Veya gençler bu alanlara yeteri kadar ilgi göstermiyorsa,İstihdam alanları yetersizse,

Vatandaşın gözünde 'borçsuz belediye' kavramı tek başına yeterli olmayabilir.

O zaman birisi de çıkıp şöyle diyebilir:

'Keşke borcu olsaydı da İlkadım ve Canik’te yıllardır konuşulan kentsel dönüşüm çok çok daha hızlı ilerleyebilseydi'

Ya da belediye personeli ve aileleri şöyle düşünebilir:

Keşke borcu olsaydı da Canik Belediyesi çalışanları sosyal denge tazminatını alabilseydi.

Çünkü belediye hizmetlerinin gerçek yükünü çoğu zaman sahadaki emekçiler taşır. Mali disiplinin başarı hikâyesi anlatılırken çalışanların emeğinin karşılığı da aynı hassasiyetle korunmalıdır.

Aksi halde kalifiye personeli belediyecilik gibi zor bir hizmet alanında tutmak her geçen gün daha da zorlaşır.

Bazen de ilçe sakinleri şöyle sorabilir:

Keşke borcu olsaydı da Canik ve İlkadım ilçeleri Türkiye’nin Sosyo Ekonomik Gelişmişlik Endeksi’nde birkaç yıl içinde daha üst sıralara yükselebilseydi.

Bugün her iki ilçe de ikinci kademe gelişmişlik grubunda yer alıyor. Oysa güçlü yatırımlar, sosyal projeler, şehir altyapısı ve ekonomik canlılık sayesinde bu ilçeler kısa sürede birinci kademe ilçeler arasına girebilir.

Çünkü şehirlerin kaderini yalnızca mali tablolar değil, yapılan yatırımlar belirler.

Son yıllarda Türkiye’de 'borçsuz belediye' söylemine alıştık ve bu yaklaşımı takdir de ediyoruz.

Ama belediyecilik yalnızca borçsuz olmakla ölçülemez.

Şehirler borçsuzlukla değil, üretilen hizmetlerle büyür.

Bir belediyenin kasası mı güçlü olmalıyoksa şehrin hayatı mı?

Başkanlara son bir mesaj.

Borçsuz belediye takdir edilir.Ama dönem sonunda karnede borca değil, yapılan hizmete ve rakamsal sosyo-ekonomik gelişmişlik endeksine bakılır.


© Samsun Kent Haber