USA versus IRAN
Ortadoğu’da tansiyon ne zaman yükselse aynı soru yeniden dolaşıma giriyor:
“ABD İran’a saldırır mı?1”
Haritalar açılıyor, uçak gemileri sayılıyor, sert açıklamalar manşetlere taşınıyor. İlk bakışta her şey bir askerî müdahaleye işaret ediyormuş gibi görünüyor. Oysa biraz durup tabloyu soğukkanlılıkla okumaya çalıştığımızda, bugünkü şartlar altında ABD’nin İran’a doğrudan ve kapsamlı bir saldırı başlatma ihtimalinin oldukça düşük olduğunu görmek zor değil.
Çünkü İran, ne Afganistan’dır ne de Irak.
İran dediğimiz ülke, modern devletlerin çoğundan daha eski bir siyasi hafızaya sahip. Pers İmparatorluğu’ndan bugüne uzanan binlerce yıllık bir devlet geleneğinden söz ediyoruz. Bu coğrafyada imparatorluklar kuruldu, yıkıldı; istilalar yaşandı, sınırlar değişti. Ama İran dediğimiz siyasi ve kültürel çekirdek varlığını korumayı başardı. Bu da İran’ı sadece askerî değil, zihinsel olarak da dirençli kılıyor.
Müsaadenizle bu safhada bir parantez açmak isterim. İran’ın (veya Pers İmparatorluğu’nun) en güçlü döneminde onları savaşlarda yenip başkentleri Persopolis’e2 giren ve tüm yönetimini deviren (dönemin imparatoru Darius dahil) en ünlü kişi Büyük İskender idi. Ancak İskender çok kısa zamanda Pers kültürünün etkisine girdi. Pers kıyafetlerini benimsedi. Persli kızla evlendi. Komutanlarına da........
