Ta ki MSCI´yi görene kadar, sonra olanlar oldu
Yaklaşık on gündür Türkiye, Fon Skandalı’nın yarattığı yeni bir ekonomik kriz ile karşı karşıya. Bu yeni krizimiz de ‘Home-Made’. Ev yapımı krizin adı da anonim: FONZİ
Yeni finansal krizimizin sistematik bir kriz olmaması işin sevindirici yanı. Ancak fonlarda parası kalan yüz binlerce insanın paralarına nasıl ve ne şekilde kavuşacağı, bu geçen süre zarfında birikimlerin enflasyon karşısında ne kadar zarara uğrayacağı konusu zaman ilerledikçe belli olacak.
Benim neslimin aklına hemen Banker Kastelli Faciası geliyor, ancak büyüklüğü ve etkilediği kesimler itibarıyla muhtemelen çok daha büyüğü ile karşı karşıyayız.
Ancak bu kriz aniden ortaya çıkmış ya da öngörülememiş bir kriz değil. Konunun uzmanları, bir şekilde sistemin dışında tutulan liyakatli kişiler, çok ama çok önceden denetleyici kurumları uyarmış, yapılması gerekenleri sıralamış, ancak dikkate alınmamıştı.
“Ta ki seni görene kadar” diye herkesin dilinde bir şarkı var.
Ta ki borsa, sabit getirili menkul kıymetler ve sürdürülebilirlik endeksleri oluşturan büyük bir finansal hizmet şirketi olan MSC; 18 Haziran 2026'da Küresel Piyasa Erişilebilirlik İncelemesi Raporu’nda; Türkiye sermaye piyasalarına ilişkin değerlendirmesinde şeffaflık, bilgi akışı, serbest dolaşım yapısı, piyasa kurallarının sık değişmesi ve açığa satış yasakları gibi konuların yabancı yatırımcı açısından önemli riskler oluşturduğunu vurgulamış ve Türkiye'nin piyasa erişilebilirliği açısından bazı alanlarda gerileme yaşadığına dikkat çekene kadar, düzenleyici otorite SPK’dan herhangi bir hamle gelmemişti. Sonrasında malumunuz, olanlar oldu.
İşin öncesi ve sonrası çokça yazılacak; ancak dikkat çekmek istediğim başka bir konu daha var. Ülkemizde her şeyin vasata döndüğü gibi, ekonomimiz de vasatlıkla karşı karşıya. Tüm kurumlardaki ve hatta günlük hayattaki, spordaki bu vasatlaşmaya ‘Örgütlü Vasatlık’ diyoruz.
Örgütlü vasatlık; liyakatsizliğin, sistemsizliğin ve niteliksizliğin bireysel veya arızi bir durum olmaktan çıkıp, kurumların ve toplumun karar alma mekanizmalarını tamamen ele geçirdiği, kurumsallaşmış ve sistemleşmiş bir değerler dizisini (yönetim paradigması) ifade ediyor.
Paradigma ise; bir olaya, konuya veya dünyaya bakış açımızı,........
