Önce petrol
ABD bu yılın başlarında Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’yu devirip onu New York’ta bir hapishane hücresine koydu. Bu durumdan hem ülkedeki hem de yurt dışındaki Venezuelalılar büyük sevinç duymuşlardı. Ancak Trump’ın petrol vurgunu, bu fırsatı farklı bir yola sürüklüyor.
Venezuela, 27 yıl aradan sonra ilk kez gerçek bir rejim değişikliği ihtimaliyle karşı karşıya kalmıştı. Ancak bir diktatörü uzaklaştırmak, onu iktidarda tutan otoriter sistemi mutlaka ortadan kaldırmaz. Özellikle de onu deviren kişi bizzat otoriterliğe hevesli ve kleptokratik eğilimleri olan biriyse.
Maduro’nun ABD özel kuvvetleri tarafından ele geçirilmesinden neredeyse dokuz ay sonra, Venezuela’da demokratik değişim ihtimali her geçen gün daha da zayıflıyor. Bu durum, geçen haftalarda düzenlenen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu sırasında açıkça görüldü. ABD Başkanı Donald Trump, Maduro’nun ardından Venezuela’nın yönetimini devralan eski Başkan Yardımcısı Delcy Rodríguez’i, “Bu başkanla yola devam edeceğiz” dercesine sıcak bir şekilde karşıladı.
Oysa BM’nin Venezuela ile ilgili son raporunda Chávez ve Maduro dönemlerinde inşa edilen baskı mekanizmasının büyük ölçüde varlığını sürdürdüğü belirtiliyor. Bazı siyasi mahkûmlar serbest bırakılmış ve daha önce engellenen bazı medya organlarına erişim yeniden........
