Sohbetlere ne oldu?
Günümüz dünyasında bilgiye ulaşmak saniyelerimizi alıyor, gezegenin diğer ucundaki insanlarla anlık olarak görüntülü konuşabiliyor ve düşüncelerimizi tek bir tıkla milyonlara duyurabiliyoruz. Teknik anlamda insanlık tarihi, iletişimin en gelişmiş dönemini yaşıyor. Ancak bu devasa teknolojiğin merkezinde derin bir ikilem yatıyor sanırım. Bağlantıda olduğumuz insanların sayısı artarken, birbirimizi anlama yeteneğimizi kaybediyoruz.
“Teknoloji Gelişirken Diyalog Neden Ölüyor?”
Yuval Harari’nin vurguladığı bu paradoks, dijital çağın sosyolojik ve psikolojik krizini özetliyor. Bilgi akışının bu kadar hızlı olduğu bir ortamda gerçek ‘sohbet’ kavramı, yerini pasif ya da öfke, korku tepkilere, emoji ve fotoğraflara bırakmış durumda. Birbirimizle konuşmak yerine birbirimize mesaj yağdırıyoruz; hatta bazen cevabını bile beklemiyor karşımızdakiyle konuşmak, onu dinlemek yerine sadece vereceğimiz cevabı düşünüyoruz.
Tarihin en gelişmiş iletişim araçlarına sahip olup gerçek bir sohbeti başaramamak, bence insanlık için ciddi bir sorun olma yolunda. Bu paradoksu aşmanın yolu teknolojiyi suçlamaktan değil, onu kullanma biçimimizi ve iletişim kültürümüzü yeniden sorgulamaktan geçtiğini düşünüyorum. Bayram, yılbaşı, yaş günü ve daha birçok vesile için bir zamanlar kartpostallar yazar, postaneden özenle, pulunu yapıştırıp postalardık. Sonradan akıllı telefon ve WhatsApp uygulaması çıkalı yazışmalar, tebrikler ve mesajlar sadece anonim mesajlara dönüştü. Başa kişinin isim bile eklenmeyen, birçok kişiye aynı anda........
