Lenin'i koruma kanunu kaldırılsın!
Muhterem kârîlerim, malumunuz, Zeki Kamilzade kardeşiniz fıkra anlatmayı pek sever. Hatta çoğu yazısına da fıkra ile başladığı görülmüştür. Ne demişler? Tatlı yiyelim, tatlı konuşalım. Tabii, bir yazar olarak tâ buralardan size baklava, şöbyet, sütlaç vs. yedirebilmem mümkün değil. Ekonomik durumları biliyorsunuz. Hepinizin başında zaten. Hem bir cesaret cüzdandaki akrebi öldürmeyi başarsam dahi kargosunun maliyeti beni hint fakirine çevirir.
Bir de kredi çekmem gerekir yani. Hayır! Hayır yapmaya çalışırken günaha girmeye gerek yok. Bu zamanda faizsiz krediyi kim verir? O yüzden "Tatlı yiyelim, tatlı konuşalım!" hikmetini "Fıkra okuyalım, tatlı konuşalım!" formatına çevirmişimdir. Eh, evet, birgün ben de kitaplarının telifiyle geçinebilen üst sınıf yazarlar kadrosuna dahil olabilirsem, söz, o zaman size bir tatlı ısmarlarım. İmam Çağdaş'a kadar çıkamayız da yine çağdaş bir yerde yeriz.
Fakat bu yazıya fıkrayla başlamaya dahi gerek yok. Çünkü içeriği fıkra gibi zaten. Haberdar olunur olunmaz gülesi geliyor âdemoğlunun/kızının. Bakınız, size de iki tike bahsedeyim, hemen yanacıklarınızda güller açacak. Dudaklarınız gol pası görüp çapraz koşuya çıkmış Ronaldo gibi tâ kulaklarınıza salınacak. Ben de sosyalmedyadan öğrendim efendim. Hülasa: Mübarek vatandaşlarımızdan birisi, bundan tam 11 yıl önce, yıkılan bir Lenin heykeli fotoğrafıyla birlikte şu cümleyi paylaşmış: "Hepsi tepetaklak olur inşaallah!" Tabii gariban vatandaşımızın koruma kanunundan haberi yokmuş. Hangi koruma kanunu mu? Aaa! Atatürk'ü koruma kanunu değil elbette. Onu her Türkiye vatandaşı biliyor zaten. Mübarek vatandaşımızın bilmediği Lenin'i koruma kanunuymuş. Evet. Şaşırdınız değil mi? Türkiye'deki kanunlar içinde böyle bir tane olduğunu bilmiyordunuz. Ben de bilmiyordum. Fakat elbette herkes bizim kadar cahil değil. Mesela bu davayı yürüten........
