Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî ve Bediüzzaman Said Nursî
-İlmî, Mânevî ve Düşünce Dünyaları-
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî (ö. 1273) ile Bediüzzaman Said Nursî (ö. 1960), farklı tarihî dönemlerde yaşamış, farklı ilmî gelenekler içerisinde yetişmiş ve farklı yöntemlerle eser vermiş iki büyük mütefekkirdir.
Mevlânâ, tasavvuf, mârifet, aşk, nefis terbiyesi ve insanın mânevî dönüşümü üzerinde yoğunlaşırken; Bediüzzaman ise, özellikle modern dönemin iman problemleri karşısında Kur’ân, tevhid, iman, tefekkür, aklî istidlâl ve mârifetullah konularını sistematik biçimde ele almıştır.
Bu sebeple ikisini birbirinin alternatifi olarak değil, aynı İslâmî hakikatlerin farklı tarihî şartlarda ve farklı ifade biçimleriyle ele alınması bakımından karşılaştırmak daha isabetlidir.
1. Temel hareket noktaları
Mevlânâ: Aşk, mârifet ve mânevî dönüşüm
Mevlânâ'nın düşüncesinde insanın en önemli problemi, hakikî kaynağından uzaklaşması ve nefsin perdeleri altında kalmasıdır.
Bu sebeple onun eserlerinde aşk, muhabbet, mârifet, nefis terbiyesi, tevbe, sabır, teslimiyet ve insanın mânevî olgunlaşması önemli bir yer tutar.
Özellikle Mesnevî, insanın nefsini tanımasını, kusurlarından arınmasını ve Allah'a yönelmesini çeşitli hikâyeler ve semboller üzerinden anlatır.
Bediüzzaman: İman, tevhid ve mârifetullah
Bediüzzaman Said Nursî'nin temel meselesi ise özellikle modern çağda sarsılan iman esaslarının tahkikî bir şekilde izah edilmesidir.
Risale-i Nur'da Allah'ın varlığı ve birliği, nübüvvet, âhiret, haşir, kader, insanın mahiyeti ve Kur'ân'ın hakikati gibi meseleler aklî deliller, temsil ve tefekkür yoluyla açıklanır.
Bu açıdan Bediüzzaman'ın hareket noktası: İman, tevhid, mârifetullah, ubudiyet şeklinde özetlenebilir.
2. Aşk bakımından mukayese
Mevlânâ denildiğinde ilk akla gelen kavramlardan biri ilâhî aşktır.
Ancak Mevlânâ'nın düşüncesi sadece “aşk”tan ibaret değildir. Aşk; onun geniş tasavvufî düşüncesinde Allah'a yöneliş, mârifet ve insanın mânevî dönüşümünü sağlayan temel unsurlardan biridir.
Bediüzzaman Said Nursî'de ise aşk tamamen dışlanmaz. Bilakis Allah sevgisi ve muhabbetullah önemlidir; fakat Nursî, aşkın yanında acz, fakr, şefkat ve tefekkür gibi yolları da özellikle vurgular.
Dolayısıyla:
Mevlânâ'da aşk çok güçlü bir merkezî kavramdır; Bediüzzaman ise muhabbetullah, iman ve mârifetullah daha geniş bir kulluk ve tefekkür sistemi içerisinde ele alınır.
3. Akıl ve düşünce bakımından mukayese
Bu noktada “Mevlânâ kalp, Bediüzzaman akıl” şeklinde basit bir ayrım yapmak doğru değildir.
Mevlânâ da aklı önemser; ancak onun eserlerindeki akıl anlayışı, tasavvufî mârifet ve mânevî tecrübe bağlamında değerlendirilir.
Bediüzzaman ise özellikle modern dönemin şüphelerine cevap verirken aklî muhakemeyi ve delillendirmeyi çok daha sistematik biçimde kullanır.
Muhakemat, İşârâtü’l-İ‘câz, Sözler ve Şuâlar bunun açık örnekleridir.
Bu nedenle Bediüzzaman’ın ayırt edici yönlerinden biri:
“İman hakikatlerini akıl ve mantık açısından........
