menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

19. Söze Bir Giriş Denemesi

10 0
01.09.2026

Mevlid Kandili vesilesiyle mübarek insanların bulunduğu bir ders ortamında 14 Reşhadan oluşan 19. Söz’den bahis açılmıştı. Aslında 19. Mektup, 11. Lema başta olmak üzere Resulullahın (s.a.v) şahsiyetine, faziletine, mucizelerine dair hemen her metinde bağlamına göre Allah, Kur’an ve Kainat ile beraber mutlaka Efendimize yönelik doğrudan veya dolaylı cümlelere rastlarız. 19. Söz bize göre nesirle yazılmış bir Mevlid metnidir. Fakat şiirin mübalağa ve hüsnü zannından azade bir manzum değil mensur; hayalî değil muhkem bir eserdir.

O gece 19. Sözü okumak için açtığımızda Üstad, daha ilk satırda sermeşk gibi O’nu metheden bir Arapça cümle ile bize hoşâmedi yapıyordu. Edebiyat üstadları, Belağatın, Edebiyatın ve Hitabetin vazgeçilmez özelliklerinden biri olarak, metnin ya başında ya ortasında ya da sonunda şahane, dikkat çeken ve metni adeta icmalen eleveren-tanıtan bir sanattan bahsederler. Bu şahanelik, eğer sözün başında ise Hüsn-ü ibtidâ; ortasında ise tahallus; sonunda ise hüsn-ü hatime diye tanımlanır. Bu sanatın üçü de 19. Sözde yerini almıştı. ”Vema medahtü Muhammeden bimekaletî-Ve lâkin medahtü mekaletî Muhammed” beyti bir hüsn-ü ibtida; “Sath-ı arz bir mescid, Mekke bir mihrab; Medine bir minber; O bürhan-ı bâhir olan Peygamberimiz (a.s.m) bütün ehl-i imana imam, bütün insanlara hatib, bütün enbiyaya reis; bütün evliyaya seyyid…” ilaahir ile tahallus, metnin sonundaki haşmetli iç kafiyeli ve adeta Resulullahın hayatını ve şahsiyetini özetleyen salavat-ı şerife ise bir hüsn-ü hatimeydi. (Üstadımızın belağat alanındaki engin vukufiyeti başka bir yazı konusudur ki inşallah ilerleyen zamanlarda ele almak nasip olur.)

Aslında yukarda zikrettiğimiz terimler, sanatın her dalında........

© Risale Haber