menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sünnet-i Seniyye ve Adab-ı Muaşeret

28 0
01.08.2026

Adab" edeb kelimesinin çoğuludur. "Edeb", sözlük anlamı ile "terbiye", "utanma", "usul", "yol" ve "kaide” gibi anlamlara gelir. ”Muaşeret" ise birlikte yaşayıp iyi geçinmek” demektir. Bir İslam ahlakı terimi olarak adab, “Göz önünde bulundurulması gerekli olan kaideler, usuller, ahlaken uyulması gereken hususlar, terbiye ve nezaket kuralları” anlamlarına gelir. Adab-ı muaşeret deyimi ise, topluluk içinde normal davranış şekilleri, insanların birbirleriyle geçinmeleri usulü, nezaket, terbiye ve görgü kuralları demektir.

Daha geniş bir bakış açısıyla, toplum içinde yaşayan insanın, birlikte yaşadığı insanlarla uyum içinde yaşamasını sağlayan, hayatın günlük akışı sürecinde, insanların uymaları gereken ahlâk, terbiye ve nezâket kurallarına adab-ı muaşeret diyoruz. Başka bir deyimle, İslâm'ın güzel saydığı söz ve davranışları, hayır, nezaket, zarafet, usluluk ve güzel ahlâk kurallarını adab-ı muaşeret diye tanımlamak mümkündür.

Kâinatı en mükemmel bir düzen ve intizam üzere var eden Allah, bu düzen içinde insanı en güzel bir kıvamda yaratmıştır. (لَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ فِي أَحْسَنِ تَقْوِيمٍ) “Biz insanı en güzel şekilde, bir kıymette yarattık” [Tîn, 95/4] ayeti insanın yaratılışı konusunda son sözü söylemiştir. Bu güzel yaratılış, insanın maddi yapısı kadar, manevi yapısının, soysal ve ahlaki davranışlarının temel niteliğini ve olması gereken şekli ve tarzı da kapsamaktadır. Bu temel niteliğin insana verilmiş olması, kendisine yüklenen kulluk vazifesini en güzel biçimde yerine getirmek hedefine yöneliktir. O hedef de insanın yaratıcısına inanması ve ona bağlanmasıdır.

Evet, İman insanla yaratıcısı arasında bir bağ oluşturur. Başka bir ifadeyle, iman bir intisaptır, bir bağlanmadır. O iman bağı sayesinde, insanda görünen Allah’ın sanatı itibariyle insan bir kıymet alır. Lügat itibariyle “örtmek” manasına gelen küfür ise, o bağı keser ve insan üzerindeki Allah’ın sanatı gizlenir. Dolayısıyla kıymet, sadece insanın maddesi itibariyle olur. Madde ise fani ve geçici olduğu için kıymeti hiç hükmündedir. İman aynı zamanda bir nurdur. Yukarıdaki ayette ifade edildiği gibi insan iman nuruyla alây-i illıyîne çıkar, cennete layık bir kıymet alır. Ama küfür karanlığıyla esfel-i safilîne düşer, cehenneme ehil bir duruma düşer. [Özetle 23. Söz’den]

İşte bundan dolayı yaratıcı kudret, diğer varlıkları da insanın istifadesine vermiş, böylece onu, âlem içinde hâkim duruma getirerek kendisine muhatap yapmış ve onu kulluk göreviyle ile mükellef kılmıştır. Ayrıca peygamberler vasıtasıyla mutluluğa ulaştıran yolları göstermiş, iyiyi ve güzeli, kötüyü ve çirkini öğretmiştir. Her şeyi mükemmel olarak yaratan Allah, insanlara da bu mükemmel nizama paralel bir hayat sürmelerini sağlayacak düsturları öğretmiş, doğruyu ve yanlışı göstermiştir.

Kur'an'ın bize öğrettiği ahlâk ve Adab, zamandan zamana, mekândan mekâna değişmeyen evrensel hayat düsturlarını ifade eder. İslam ahlak ve adabı diye nitelediğimiz bu sistemin en güzel........

© Risale Haber