Allah’a ve Onun Resulüne Saygı
Kur’an’ın 49. Suresi olan Hucûrât Suresi (يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تُقَدِّمُوا بَيْنَ يَدَيِ اللَّهِ وَرَسُولِهِ وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ) “Ey İman edenler! Allah ve Resûlünün önüne geçmeyin. Allah’a itaatsizlikten sakının. Şüphesiz Allah her şeyi işitmekte ve bilmektedir”[1] ayetiyle başlıyor. Adeta adab-ı muaşeret suresi olan bu surenin başında yer alan bu ayet, imanın rükünleri olan Alah’a ve onun Resulüne saygıyı dile getirmektedir. Çünkü Allah’ı ve onun Resulünü kendisi için rehber kabul eden bir kişi, eğer inancında gerçekten samimi ise, hiçbir zaman kendi görüşünü Allah ve Resulünün emirlerinden üstün tutmaz. Herhangi bir konuda Allah ve Resulünün emirleri dışında bir görüşü benimsemez ve bu konuda bir karar almaz.[2]
Allah bu ayetle müminlere edebin en önemlisini öğretiyor ve zımnen şöyle buyuruyor: “Ey İman edenler! Görüşlerinizi Allah ve Resulünün emirlerinin önüne koymayın. Onları aşmayın, onların arkasında olun ve onlara bağlı kalın.”[3] Diğer taraftan Allah Ahzab Suresinde şöyle buyuruyor: “Allah ve Resulü bir emir ve hüküm verdikleri zaman, artık mümin bir erkek veya mümin bir kadının kendi işlerinde, bundan başkasını seçme hakları olamaz.”[4] Ancak Hucûrât Suresindeki ayet, vurgu bakımından Ahzab Suresindeki bu ayetten bir adım ilerdedir ve daha etkileyicidir.
Ahzab ayetinde, hangi konularda Allah ve Resulü hüküm vermişlerse o konuda bir müminin başka bir karar verme hakkına sahip olmadığı belirtilmiştir. Hucûrât Suresindeki ayette ise iman sahiplerinin kendilerini ilgilendiren konularda acele davranmamaları, öne geçmemeleri, edebe riayet etmeleri, bir karar almadan önce Allah ve Resulünün ilgili konularda herhangi bir emrinin olup olmadığını araştırmaları gerektiği vurgulanmıştır. Daha açık bir deyimle, bir konuda Allah’ın kitabı Kur’an-ı Kerim’de ya da Resulüllah’ın (sav) sünnetinde bir kural konulmuş ise ona göre hareket edilmeli, onun dışına çıkılmamalıdır.
Hucûrât suresinin bu ayeti Allah’ın kitabı Kur’an’a bağlılığı esas aldığı gibi Sünnet’e bağlığı da esas almıştır. Aksi takdirde, ayetin hükmü Resulüllah’ın (sav) hayatıyla sınırlı olması gerekirdi. Başka bir ifadeyle, eğer bu ayet Sünnet’in de Kur’an gibi İslam’ın temel kaynaklarından olduğunu ifade etmemiş olsaydı, Resulüllah (sav) hayatta iken müminler onun verdiği emirlere bağlı kalacaklar ama vefatından sonra sadece Kur’an’dan sorumlu olacaklardı. Böyle bir iddiada bulunmak en hafif deyimle İslam ahlakına ve adab-ı muaşerete ve........
