İrtibatlı İrade Gücü-1
İnsan, diğer hayat sahiplerinden farklı olarak ihtiyar ve cüz’i irade ile donatılmış muhteşem bir varlıktır. İhtiyar ve irade kavramlarını, bazı âlimler ikisi aynı manaya gelir demişler; bazıları ise ikisi birbirinin mütemmim cüzü; yani tamamlayıcı parçaları demişler. Bendeniz ise, bu iki kavramı ikincisi olarak anlıyorum. Yani ihtiyar, tercihler arasında seçme hakkı; irade ise seçileni intihap; yani istemek veya talep etme hakkıdır. Bu bağlamda insan, günlük hayatında bu iki unsuru kullanarak hayatın gidişatına yön vermektedir. Şöyle ki, insan ihtiyarıyla iyi olanları seçip intihap edip, cüz’i iradesini külli iradenin rızası dairesinde istimal ederse, hem dünya hayatı; hem de ahiret hayatını mamur etmiş olur. Bediüzzaman bunu, “Cüz’-i ihtiyârîden dahi vazgeçip, irade-i İlâhîyeye işini bırakma” şeklinde ifade eder. Böyle yapan bahtiyar insanlar, Allah’ın külli iradesiyle irtibatlı hareket ettikleri için, Allah’ın rızasını kazanmış olurlar ki, bu da onları “Emri bil maruf nehyi anil münker”; yani iyiliği emredip, kötülükten vaz geçirme ameliyelerine yönlendirir. Allah bu tür insanları, her işinde asan eder ve ilhamlarla ona iyiliklere ve hidayete nail eder. Aksi takdirde, yani cüz’i iradeyi, külli iradenin irtibatından mahrum hale getirenler ise, günlük işlerini nefis hesabına çalıştırırlar; böylece dünyevi ve uhrevi hasarete duçar olurlar. Cenab-ı Hak böyle yapanları "Ey haddi aşarak nefislerine karşı israf etmiş olan kullarım!” diye tasvir etmiştir. Bu tür insanlar hem dünya hayatında hem de ahiret hayatında asla huzur bulup mutlu olamazlar.
İrade, unsurları vicdan ile doğrudan ilintilidir. Vicdan, insanın gönlünde Cenab-ı Hak tarafından kodlanmış ahlâkî........
