menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kendi Cenazesini Cevşen’le Kaldırdı: Yakup Cemal

19 0
15.03.2026

58 yıldır Risale-i Nur yazdığı için kambur kaldı.

Kendi cenazesini Cevşen’le kaldırdı.

Kalbinde sevda, omzunda kalem yükü…

İnsan uzun yolculuğa çıkmaya hüküm giymiş. Yol değil, yoldaştır asıl olan. Yoldaş sağlamsa elbet bir gün menzile varılır. Ezelden ebede uzanan hayat ve hakikat yolculuğunda herkes sermayesine uygun vasıtaya biner. Kimi atla, katırla, gemiyle, kimi de trenle gider. Yakup Cemal nam-ı diğer “Trenci Yakup” için yolun, yolcunun, yoldaşın, istasyonların ve trenin ayrı bir önemi vardır. 1900 yılında Denizli’nin Moran köyünde hayat trenine biner. Kendisi lokomotif olur; kuzuları, koyunları arkasına vagon vagon takar, kırlara çıkar. Bilahare köyün makinistliğine (muhtarlık) kadar yükselir. Henüz muhtar bile değilken dürüstlüğünün meyvesini alınır; köyün hatırı sayılır ailelerinden birisinin kızıyla evlenir. Bir ay sonra Devlet Demir Yolları’nda memur olur. Kader yıllar sonra makinistliğe terfi ettirir.

Denizli’den kalkan tren 1929 yılında Isparta, Kuleönü İstasyonunda durur. Oğuz Atay’ın Demiryolu İşçilerini hatırlatan bir hikâye yazılmaya başlar. Makinist Yakup anlatılanlara kulak kabartır. Bediüzzaman isimli makinist bir evliya Barla İstasyonuna demir atmıştır. Risale-i Nur isimli kâğıttan bir tren yapmış, kitaplarını vagon vagon eklemiş, Cennete seferler düzenlemektedir. Heyecanlanır. İçini Yusuf hasreti sarar. “Bu yolculuk kaçmaz” deyip sefere katılır. Bir gece yarısı katır arabasına binerler, Barla’ya doğru demir alırlar. Arabacı tedirgindir. Zira Barla İstasyonu sürekli gözetim altındadır. Üstad iki buçuk yıl kadar karlar ülkesi Rusya’da kaldığından bu durumlara alışıktır ama arabacı değildir. Tolstoy romanlarını hatırlatan bir gerilim içindedir. Sanki top mermisi kaçırıyormuş gibi Yakup ve arkadaşının üstünü örter. Katır arabası karanlığı yara yara ilerler.

Sabah namazına doğru Barla İstasyonuna varırlar. İstasyonun dibinde çeşme ve asırlık bir çınar, üstünde gözetleme kulesi gibi bir ev vardır.

Abdest alırlar. Su cennet kokuyor; kevser havuzundan akıyor olmalıdır. Cennete ayak basıyormuşçasına bir heyecanla ahşap merdivenleri adımlarlar. Tam cennetin kapısını çalmaya hazırlanırlarken açık olduğunu fark ederler. O kapı kime açılacağını bilir, sen Yakup olursan bütün yollar Yusuf’a........

© Risale Haber