Kaynaklı Hâtıra Paylaşımının İman Hizmetindeki Yeri ve Ehemmiyeti
Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri ile doğrudan veya dolaylı hatıraları olan yüzlerce Nur talebesi ve ziyaret edenleri var. Bu hatıralar, Üstad’ın çileli hayatını, ibadet intizamını, talebeleriyle münasebetlerini, imanî hassasiyetlerini ve Risale-i Nur hizmetinin ruhunu yansıtan manevi bir hazinedir. Yeni nesillere hem ilham hem de istikamet vermek açısından büyük önem taşırlar. Sadece menkıbe tarzında bir şey değil hâtıralar. Ama bu hâtıralar ve anlatılan şeylerin sıhhati, umumî bir hâtıra olup olamayacağı gibi meseleler için nakledilen şeyin kaynakları, mehâzleri bilinmesi gerekmektedir ki tetkik edilebilisin. Bu hazinenin muhafazası da, kaynaklı, mehâzli olarak paylaşım ile mümkündür.
Hâtıralar, sübjektif unsurlar içerse de, belge ve vesika değeri taşır. Özellikle birinci el tanıkların ifadeleri -mümkünse videolu veya yazılı olarak- Risale-i Nur’un telif edildiği zor dönemlerin atmosferini, hizmetin fedakârlıklarını ve ihlâs düsturlarını aktif tutar. Mehâzsiz olunca hem naklin içine çok şey karışabilir hem de eksiltilebilir ve çarpıtılarak tam aksi şeyler çıkartmaya sebep olabilir. Kulaktan kulağa oyunu bunu en güzel şekilde gösteriyor.
Necmeddin Şahiner’in Son Şahitler'i, Ömer Özcan'ın Ağabeyler Anlatıyor'u, bu konuda en hacimli ve değerli çalışmalardan biridir. Zübeyir Gündüzalp, Tahirî Mutlu, Mustafa Sungur, Bayram Yüksel, Mustafa Sungur, Said Özdemir, Hüsnü Bayramoğlu gibi yakın talebelerin hâtıralarını derleyen bu iki çalışmada toplam altı yüz kadar isim geçmektedir. Eserler, Üstâd’ın günlük hayatını, derslerini ve münasebetlerini doğrudan aktarır. Benzer şekilde Tarihçe-i Hayat, Lahikalar (Barla Lahikası, Kastamonu, Emirdağ Lahikası) ve Abdülkadir Badıllı’nın Mufassal Tarihçe-i Hayat’ı, hâtıraların bağlamını en güvenilir sahih şekilde muhafaza etmektedir.
Bu........
