menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Duygular Denizi-1

3 0
previous day

Ey mecnun ve mahzun Said! Bil ki; senin meselin şöyle ebleh bir çocuğa benzer ki: O çocuk bir deniz sahilinde oturmuş, güneşe karşı cilvelenen kabarcıkların zevaline daim ağlıyor. Her bir kabarcık zevale erdikçe, o da onun üstünde ağlamasını tazeliyor. Biçare zanneder ki, kabarcığın içinde tebessüm eden güneşciğin intifası, o kabarcığın zeval ve tahavvülüne bağlıdır.

‘Mecnun ve mahzun’ seslenişinin anlamı şu: Bu bahis doğru anlaşılmazsa insanı hüzünlere gark eder ve sonra cünuna sevk eder, mecnun; Arapça canna جنّ "örttü, kapattı, kararttı" fiilinin mef’uludur. Aklın örtülmesi demek olduğu gibi cinlenmiş demek aynı zamanda. Cinlerde duygusal yönde kişiyi sevk eden varlıklardır.

‘Ebleh bir çocuk’

Rüşte ermek duygu olgunluğu ister, buradaki durum rüşdün zıttı oluşu ile çocuk ile sembolleşiyor, hem de ebleh bir çocuk yani akılsız, düşünemeyen.

Duyguları olgunlaştıran yegane sır musibetlerdir. Duygular acı ile olgunlaşır.

Düşünme yetisindeki zafiyet ise; tefekkürle işleyerek gelişir.

“Tefekkür etmezler mi?” diye bir çok ayette emredildiği gibi.

Deniz duygusallığın remzi gayb dilinde.

Burada dünya denizi demiş Üstad. Dünya da bu kararında kalmayan fena ve zeval ile alude haliyle bizim duygusallıklarımızın yegane kaynağı zaten.

“Güneş ile cilvelenen kabarcıkların zevaline daim ağlıyor.”

Peki niye tuhaftır kabarcık da yansıyan........

© Risale Haber