Risale-i Nur Perspektifinden Çocuk Eğitimi
Giriş
Risale-i Nur’un eğitim anlayışı; modern anlamda bir pedagoji kitabı değildir. Akıl ile kalbi, ilim ile manayı, dünya ile ahireti birlikte ele alan kapsamlı bir terbiye modelidir.
Risale-i Nur; insanın mahiyetini, ruhunu, kalbini, aklını ve hayatını merkeze alan yaklaşımıyla son derece derin bir eğitim anlayışı ortaya koyar. Bununla çocuğa; yalnızca bilgi aktarmak, davranış düzeltmek veya dünyevî başarı kazandırmak değil, imanını kuvvetlendirmeyi, manevi değerlerine sahip çıkmayı ve fıtratını korumayı esas alır .
Çocuğun Fıtrî Safiyeti
Bediüzzaman Said Nursî’ye göre çocuk; safiyetin, masumiyetin ve bozulmamış fıtratın temsilcisidir. Bu sebeple çocuk terbiyesi, insanın en temel meselesi olan iman hakikatiyle doğrudan ilişkilidir. Çünkü küçük yaşta verilen iman dersleri, çocuğun ruhunda silinmesi zor izler bırakır. Özellikle çocukluk döneminde alınan manevî terbiyenin, insanın bütün hayatını şekillendirdiğini ifade eder.
Bediüzzaman Hazretleri çocukları yalnızca “küçük insanlar” olarak değerlendirmez. Onların masumiyetlerinde, insan fıtratının bozulmamış hâlini görür. Çocuk kalbi; hile, gösteriş ve menfaat hesaplarından büyük ölçüde uzaktır. Bu yüzden çocukların hâl ve tavırlarında bazen büyük hakikatlerin işaretleri bulunduğunu ifade eder.
Kastamonu Hayatı’nda anlatılan şu hadise bunun dikkat çekici örneklerinden biridir:
Bediüzzaman Hazretleri abdest almak için çeşmeye giderken bazı çocuklar taş atarlar. Fakat o, bu harekete öfke ile karşılık vermez. Bilakis:
“Bunlar, Sûre-i Yâsîn’den mühim bir âyetin nüktesini keşfime sebep oldular.” diyerek çocuklara beddua etmek yerine dua eder.
Bu tavır, Risale-i Nur’daki şefkat merkezli eğitim anlayışının önemli bir örneğidir. Çünkü Bediüzzaman Hazretleri, çocukların yanlış davranışını yalnızca bir yaramazlık olarak değil; sabır, merhamet ve Kur’ânî bakış açısından değerlendirilmesi gereken bir hâdise olarak görür.
Burada Yâsîn Sûresi’nde anlatılan şehir halkı ile elçiler kıssasına işaret edilir. Nasıl ki geçmiş ümmetler hakikat temsilcilerine eziyet etmişlerse, hakikat yolunda bulunan kimseler de benzer imtihanlarla karşılaşmış ve karşılaşa bilirler. Ancak hakikat ehlinin tavrı öfke değil; sabır, dua ve şefkattir.
Bu yaklaşım aynı zamanda Peygamber Efendimiz’in Tâif hadisesindeki merhametini hatırlatır. Kendisine ağır eziyet edenlere beddua etmemiş, onların hidayeti için dua etmiştir. Risale-i Nur’daki çocuk terbiyesi anlayışında da temel esaslardan biri budur: cezalandırıcı öfke yerine şefkatli rehberliktir.
Çocuk Eğitiminde İmanın Yeri
Risale-i Nur’a göre çocuk terbiyesinin esası imandır. Çünkü........
