menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Berat Gecesinin Önemi

18 0
11.02.2025

“Bütün senede bir kudsî çekirdek hükmünde ve mukadderat-ı beşerîyenin programı nev’inden” olan Berat Gecemiz mübarek olsun. Cenab-ı Hak hakkımızda hayırlara vesile kılsın.

Malumunuz 13 Şubat Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan gece, Berat Gecesidir. Bu gece ile artık Ramazan-ı Şerifin sath-ı mâiline girmiş olacağız. Onun manevi havasını teneffüs ederek, 15 gün sonra da ayların sultanı olan Ramazan’a kavuşmuş olacağız inşallah.

Berat Arapça bir kelime olup, "aklanma, muaf olma yani bağışlanma, bir suçtan veya borçtan kurtulma" manalarına gelir.

İslam kültüründe Üç aylardan birisi olan Şâban ayının; 15. gecesine “Berâet gecesi” denmesinin sebebi “kişinin günahlardan kurtularak temizlenmesi ve bu gece, Allah’tan beratını alarak, muâf ve imtiyazlı bir konuma yükselmesi” umulduğundan bu geceye, “Mübarek Gece, Rahmet Gecesi” denildiği gibi “berat, senet ve belge gecesi” adı da verilmiştir.

O halde sahibi gibi göründüğümüz, başta vücudumuz olmak üzere, tüm duyu ve duygularımız, Yüce Rabbimizden bizlere ikram edilen İlâhi birer emanet ve berattır. Onun için akıl, kalp, göz, kulak, dil gibi emanetleri, istediğimiz şekilde kullanma lüksümüz olamaz. Öyleyse bize düşen şey; “Canlarımızı ve mallarımızı, karşılığında Cenneti vermek suretiyle satın alan" asıl mal sahibine satmaktır. Yani Onun namına ve izni dairesinde kullanmaktır. Ta ki, Onun huzuruna çıktığımızda alnımızın akıyla beratımızı ala bilelim.

Berat Gecesi, kişinin geçmiş hatalarından arınmış olup, yeni bir başlangıca adım atması ve duaların kabul, günahların affedildiği mübarek bir gecedir.

Berat Gecesi, Şaban ayının on beşinci gecesidir. Peygamber Efendimiz (a.s.m.), “Yüce Allah -rahmetiyle- Şaban’ın on beşinci gecesi dünya semasında tecelli eder ve Kelb kabilesi koyunlarının kılları sayısından daha fazla kişiyi bağışlar” buyurmuştur. (Tirmizî, “Savm”, 39; İbn Mâce, “İkâmetüs-salât”, 191). Diğer bir rivayette ise Efendimiz (a.s.m.), “Şaban’ın ortasındaki gece ibadet edin, gündüz oruç tutun. Allah o gece güneşin batmasıyla dünya semasında tecelli eder ve tanyeri ağarıncaya kadar, ‘Yok mu benden af isteyen onu affedeyim, yok mu benden rızık isteyen ona rızık vereyim, yok mu bir musibete uğrayan ona âfiyet vereyim, yok mu şöyle, yok mu böyle!’ der” buyurmuştur (İbn Mâce, “İḳâmetüs-salât”, 191). Bu sebeple Müslümanlar, bu mübarek geceyi diğer gecelerden farklı ve verimli bir şekilde geçirmekteler.

Efendimizin (a.s.m.) sahabelerinden Usame Bin Zeyd: “Ya Resulullah! Hiçbir ayda Şaban ayında tuttuğunuz oruç kadar (nafile) bir oruç tutmuyorsunuz, neden?” diye sorar.

Peygamber Efendimiz (a.s.m.): “Bu ay, Recep ile Ramazan arasındaki Şaban ayıdır. İnsanların kıymetini anlamadığı bir aydır. Ki, o ayda ameller âlemlerin Rabbine, kâinatın Yaratıcısına kaldırılır, arz olunur. Ben istiyorum ki benim amelim, ibadetim ben oruçlu iken Cenab-ı Hakk’a arz olunsun. Buyurmuştur. (Ahmet bin Hambel V/201; Nesei 70)

Ayrıca bu geceye kutsiyet veren diğer bir husus ta; Duhân Sûresindeki, Kur’an’ın “mübarek bir gecede” indirildiğine dair şu ayetlerdir: “Apaçık olan Kitab’a yemin olsun ki, biz onu (Kur’anı) mübarek bir gecede indirdik. Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız. Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir.” Buyrulmakta. (Duhan suresi 2, 3,4. Ayetler)

İslâm âlimlerinin........

© Risale Haber