menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Vefa Ölmedi, Hâlâ Yaşıyor

10 0
09.06.2026

Bazı kavramlar, bazı haller, bazı duygular, bazı sıfat ve özellikler, bazı lâtife denilen ince hisler veya soyut manalar var ki sözlerle tarif edilemez. Ancak hissedilip anlatılamayan öyle haller var ki kelimeler onların ağırlığını taşıyamaz ve genişliğini kuşatamaz. Bu yazıda işte o tarifi çok zor olan bir özelliği, vefadan daha doğrusu vefalılardan bahsedeceğim.

Sözlükler insânî hasletlerin en değerlilerinden biri olan "Vefa" kelimesini birkaç yönüyle tarif eder;

Sözünde durmak, verilen sözü yerine getirmek ya da dostluk ve muhabbette sebat etmek, sevgide süreklilik, bağlılık ve sadâkat göstermek.

Şu birkaç kelime midir o yüksek vasfın karşılığı? Elbette değil, fakat akla gelebilen veya birkaç cümleyle yapılabilen tarif bu kadardır. Her ne kadar sözlükler tarifi verebilse de bu kadarla yetinip mânânın okyanuslara sığmayan genişlik ve derinliğini okuyucuların ferasetine havale ederek konuya gelelim.

Vefa kelimesi için yukarıda verilen ilk tarif kişinin sözüne sahip çıkmasını, yani ahdine vefa göstermesini ifade eder. Bu özellik çok önemli, asil bir tutum ve duruştur. Fakat vefanın diğer anlamı bana daha sevimli ve çok daha değerli geliyor, çok daha derin manalar hissettiriyor.

Yaşadığımız modern hayat şartları, maddî ve mânevî pek çok değerimizi öğütüp ufalıyor. Bu garip ve tuhaflıklarla dolu zamanda hele bir de İstanbul'da, büyükşehirlerin insanı bozup çürüten şartlarına karşı direnen, yüksek ahlâkın en tatlı meyvesi olan insânî vasıflarını yitirmeyen, kendileri gibi kalmaktan vazgeçmeyen, sahip oldukları asâletten ve faziletten zerre miktar taviz vermeyen altın kalpli ve koca yürekli iki vefa insanından, iki dosttan, dağ gibi iki arkadaştan, iki kardeşten bahsedeceğim; Talat ve Marûf Obut kardeşlerimden. Ayrıca, aynı özellikleri taşıyan kardeşleri Salih ve Memduh ağabeylerimi de anmamak olmaz. Gerçi onlarla da tanışır ve görüşürüz. Fakat Memduh ağabey Batman’da, Salih ağabey ise Yalova’da olduğu için uzaktakilerle aradaki mesafeden dolayı bu denli içli dışlı değiliz.

Biri benden birkaç yaş büyük, diğeri ise yaşıtım olan bu iki vefa timsâli dostu, bu iki elmas ve pırlanta yürekli hakiki arkadaşı İstanbul'un kalbi Fatih'e her gelişimde uğrayıp ziyaret etmezsem yüreğimde büyük eksiklik ve içimde kocaman bir boşluk varmış gibi hissederim. Bu sohbetleri de arkadaşlıkları da baldan tatlı dostların ayaktayken bile üç beş kişiyle tıkış tıkış doluveren küçük ve dar işyerleri, güler yüzleriyle, dost sıcaklığıyla ve samimiyetiyle insana nasıl bir genişlik hissi verir, fizik kurallarıyla izah edilmesi de anlaşılması da mümkün değil...

Baba Dostluğu Evlatlarda Yaş(atılı)ıyor

Bu can dostlarla babalarımız da dost ve yakın arkadaştı. Derken bu arkadaşlık babalardan biz evlâtlara intikal etti. Hayattayken rahmetli babamın onlarsız gün geçirmediği, onların da babamın hatırını sormadan bir gün bırakmadıkları, paha biçilmeyen emsalsiz değerde bir arkadaşlık... Vaktiyle, babamın çok uzun süren ve çok ağır bir hastalık çektiği dönemde, ben görevimden dolayı ülkeyi şehirden şehre gezdiğim ve mecburen babamdan uzak olduğum günlerde, dost ve arkadaşları olan babama bir evlât, bir kardeş gibi candan ve samimiyetle hizmete koşan emsalsiz dostlar...

Bizler dördü erkek ve dördü kız olmak üzere sekiz kardeştik. Kısmet bu ya, hiç birimiz babamlara yakın değildik. İşlerimizin gereği olarak ben Gebze’de, en büyük ağabeyim Bursa’da, ortanca ağabeyim ve en küçük kardeşim İzmit’te, kızların biri Batman’da, biri Van’da, ikisi ise Yalova’da ikamet ediyordu. Gerçi her fırsatta, her ihtiyaç anında babama koşuyor, ihtiyacını gideriyor, hizmetini görüyorduk fakat iş güçten dolayı evlerimize dönüyorduk. Bu hizmet işlerini bazen sıraya koyuyor, bazen de çoğunlukla bizden bir nebze daha serbest olan İzmit’teki Atıf ağabeyim babama gelip giderek gerekeni yapıyordu. Ben babamın hastalığı sırasında Bolu’da çalışıyordum, ancak hafta sonları gelebiliyordum.

Sosyal yönü ve çevresiyle ilişkileri çok güçlü olan babam, hasta olsa bile öyle evde günlerce oturup duracak biri değildi. Babacığım ya evlat özlem ve sevgisini evlâtlarından ayırmayacak kadar sevdiği bu vefa timsali arkadaşlarına, devamlı koşturdukları hayırlı işlere, ilim meclislerine, sohbet halkalarına ve etraflarından hiç........

© Risale Haber