menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İsrail İnsanlığı Öldürüyor-4

19 0
12.08.2026

RUHEN HASTA BİR TOPLUM

Yahudiler XX. asrın ilk yıllarından itibaren pek çok ülkeden Filistin topraklarına getirilmeye başladılar. İngilizlerin himayesi altında gemiler dolusu Yahudiler Filistin’e yerleştiriliyor ve gün geçtikçe çoğalıyordu. Bu arada silahlanıyor, nüfusları arttıkça da saldırganlaşıyorlardı. İkinci dünya savaşından sonra Almanya, Avusturya ve Polonya’da Nazi zulmünden kaçan Yahudi mülteciler gemilerle Filistin limanlarına yanaştı. Gemilerde açılan kocaman pankartlarda "Almanlar evlerimizi yok etti, bugün siz umutlarımızı yok etmeyin" yazıyordu. Filistinliler soykırımdan kurtulan çaresiz insanları o gün bağrına bastı; evlerini ve sofralarını açtı. (https://www.instagram.com/reel/DZY4896iSZX/?igsh=MWtrYzBwaXNtNjF0cA==)

O gün kendilerine uzatılan o şefkatli eller, bugün bombalarla parçalanıyor. O gün merhametlerine sığınıp canlarını kurtardıkları topraklarda, bugün çoluk çocuk, kadın yaşlı demeden ölüm kusuyorlar. İyiliğe karşı yapılan bu kanlı ihanet, bu soysuz nankörlük nasıl bir ruh haletinin dışa vurumudur?!

Yahudilerin dinî inancına göre insanlar Yahudiler ve Yahudi olmayanlar olarak iki sınıftır. Yahudi olmayanlar “goyim” diye adlandırılır. Goyim tâbiri Torah (Tevrat)'da, kurumları ve toprakları olan bir millete atıfta bulunmak için kullanılmış. Yahudilere göre Tevrat’tan sonraki en temel dinî metinler bütünü olarak kabul edilen Talmud'da ise “goyim” denilenler Yahudi toplumuna hizmet etmek için yaratılmış alt ırklardır. Tevrat'ta Yahudiler ve Yahudi olmayanlardan 550 defa bahsedilmiş. "Yahudi olmayan kimse" anlamındaki “goyim” kelimesi bugün Türkçe’deki “gâvur” kelimesine benzer, hakaret içeren bir anlamda kullanılır. Yahudilerin dinî kaynaklarına göre kendileri seçkindir. Yahudilere göre “goyim” denen aşağı varlıklar kendileriyle aynı statüde değildir. Bu bakış açısına göre kendileri dışındaki diğer varlıkların herhangi bir hakkından bahsedilemez. Zaten işgal edilmiş Filistin topraklarında yüzyılı aşkın bir zamandan beri bölgede yaşayan insanlara yapılanlar bu hastalıklı anlayışın sonucudur.

İçleri kin ve nefretle doldurularak yetiştirildikleri için cinnet geçirircesine çok tehlikeli bir akıl tutulması yaşayan Yahudiler insanî, ahlâki ve hukukî hiçbir kural tanımayacak hale nasıl getiriliyor? Bu sorunlu anlayış kendi toplumunu aynı hastalıklı zihniyetle yetiştiriyor. İsrail’de bir ilkokulda müfettişler denetlemede, eğitimcilerin sınıftaki 10-12 yaşlarındaki öğrencilere yönelttikleri sorular ve aldıkları cevaplar Yahudi vahşetinin sebebine ışık tutuyor. Eğitimcilerle öğrenciler arasındaki konuşma şöyle devam eder:

“- Kim Süleyman Tapınağı’nın yakın bir zamanda inşa edileceğine inanıyor?” sorusuna, bütün öğrenciler parmak kaldırarak mâbedin inşa edileceğine inandıklarını belirtiyorlar. Hemen ardından,

“- Süleyman Tapınağının olduğu bölgede ne var?” sorusu geliyor. Çocuklar tek bir ağızdan cevap veriyor:

“Mescit… Mescid-i Aksa...”

“- O halde bu mescit ne olacak?”

“Yıkılacak… Çökecek… Kaybolacak…”

“- Hanginiz son zamanlarda bir Arap çocukla karşılaştı?”

Öğrencilerin neredeyse tamamı parmak kaldırınca,

“- Onlarla nerede karşılaştınız?” sorusu geldi. Çocuklar bir ağızdan,

“Tapınağın yanında.” diye cevapladı.

“- Onunla konuştun mu?” sorusuna çocuklardan biri,

“Hayır, o beni itti ve gitti.” diye cevapladı. Öğretmenin,

“- Arap bir çocukla karşılaştığınızda ne oluyor, ne hissediyorsunuz?” diye sorusuna,

“Kızgınlık!..” dedi bazı çocuklar. Birkaçı da, “Onu öldürmek istediğimi hissediyorum!” cevabı verdi on yaşlarındaki çocuklar.

Bu yaştaki çocukların içine kin ve nefret doldurarak eğitiliyorlar!

Daha sonra şu soru soruldu:

“- Dindar olmayan bir Yahudi ile karşılaştığınızda ne hissediyorsunuz?” Çocuklardan biri,

“Ona laik olduğu için acıyorum.” dedi.

“- Niçin acıyorsun ona? Dindar doğmadığı için mi? Bunda problem olan ne?”

“Çünkü doğru yolda değil!” Ve esas soru geldi:

“- On yıl içinde Kudüs nasıl olacak?”

“Tamamı dindar Yahudi. Tamamı Yahudi... Araplar da yaşayacak fakat köle olarak!”

“- Çünkü Mesih gelecek, öyle mi? Çok güzel anladım.”

Öğretmen bir çocuğa dönerek,

“- Sen ne söylüyorsun?” diye sorunca öğrenci,

“Büyük bir savaş çıkacak ve bütün Araplar ölecek, bir kısmı da köle olacak.” diye cevaplayınca denetleyenlerden biri,

“- Çok güzel, bütün bilgileri öğrenmişsiniz. Bu okuldaki başarınız ve eğitiminiz devam etsin.” sözleriyle öğrencileri tebrik ettiler. (https://www.facebook.com/watch/?v=1764674363551637)

Siyonist ideoloji, henüz bülûğ çağına varmamış öğrencileri, kendileriyle aynı yerde, aynı şehirde, aynı mekânda yaşayan ve aslında yaşadıkları yerin gerçek sahibi olan Araplardan nefret ettirilerek, onların bir hakkı olmadığını, insan bile sayılmadıklarını dikte eden bir zihniyetle ve hatta onları öldürmek isteyen hislerini diri tutarak yetiştiriyor. İşte Filistinlilerin karşı karşıya bulundukları en büyük sorun da budur; bir yandan tahrif edilmiş dinî metinlerle zihnen zehirlenmiş, öte yandan eğitim kurumlarında kendilerinden başka toplumlara karşı kin, nefret ve öfkeyle ruhen hastalıklı hale getirilen insanî değerlerden mahrûm bu hırsız ve işgalcilerle yaşamak zorundalar.

Siyonist Yahudiler bugün medyadan finansa, bilim-bilişimden sanayi ve teknolojiye, uluslararası siyasetten istihbarat ve diplomasiye kadar ellerindeki imkânlarla sahip ve/ya etkili oldukları bütün vasıtaları pervasızca kullanıyorlar. Başta ABD olmak üzere, devlet politikalarının oluşturulduğu mercilere sızarak, kâh lobileri devreye sokarak, kâh bir süre önce çocukların cinsel istismara (pedofili) mârûz bırakıldığı, iğrençliğin ve sapkınlığın irtikâp edildiği Epistein Adasında ortaya çıkarılan görüntülerle pek çok siyasetçiye şantaj yapılarak İsrail’e destek verilmesi veya yapacaklarına sessiz kalmasının sağlandığı anlaşıldı. Günah adasında birçok zengin ve siyasetçi şahsiyetlerin utanç verici görüntüleri gerektiği zaman medyaya servis edilerek hizaya getiriliyordu. Siyonist yönetim, ABD’nin yanı sıra Birleşik Krallık ve diğer bazı güçlü Avrupa ülkelerini de arkalarına alarak bazen işbirliği halinde, bazen askerî, siyasî ve ekonomik destekleriyle hak ve hukuk tanımayan, saldırgan, sürekli olarak ve buldukları her fırsatı değerlendirerek yayılmacı politikalarını sürdürmekteler.

İsrail’in bunca vahşetinin amacı bir kanser hücresi gibi yerleştiği topraklardaki politikası üç aşamadan oluşuyor; toprağı ele geçirmek, halkı yerinden etmek ve Filistinli nüfusun yerine Yahudileri yerleştirerek tamamen Yahudileştirmek. Bir hak olarak........

© Risale Haber