Fâtih'te ve Fethin Yıldönümünde...
Hendek diye de bilinen, müşriklerin Medine'yi kuşattıkları o zorlu ve çetin Ahzap Savaşı öncesinde, şehrin müdafaası için atların bile atlayarak geçemeyeceği geniş hendekler kazılıyordu. Sahabe hendeğin birindeki oldukça sert ve heyulâ gibi koca bir kaya kütlesini baltalarla kıramıyordu.
Durum Hazreti Peygambere (sav) bildirildi. Efendimiz eline aldığı baltayla "Ya Allah" diyerek kayaya vurduğu ilk darbeyle o sert kaya önce yarıldı, ikinci ve üçüncü darbelerle parçalanıp ufalandı.
Efendimiz (sav), her darbe sonrasında, açlıktan midelerine taş bağlamış olan sahabeye ileride gerçekleşecek birer fethin müjdesini vermişti: İran, Şam ve Yemen saraylarının anahtarlarının kendisine verileceğini ve ayrıca "Belde-i Tayyibe" (Güzel Belde) Konstantiniyye'nin fethonulacağını...
Peygamber müjdesi sekiz asır sonra 29 ayrı fetih teşebbüsünün sonuncusunda, 53 gün süren bir kuşatmanın ardından, dün 29 Mayıs gibi bir günde gerçekleşti. Fetih ordularına kimler katılmamıştı ki. Peygamber müjdesine mazhar olmak için taaa Buhara'dan gelenlere varasıya kadar, İslâm'ın her yurdundan, her beldesinden. Nice veliler, nice âlimler, nice evliyalar... Tafsilâtı tarih kitaplarındadır.
Dün İstanbul'un fethinin 573. yıldönümüydü. Bayram münasebetiyle geldiğimiz vazgeçilmezimiz baba ocağı ve rûhumun şehri İstanbul'un Fâtih ilçesinde bayram sabahından itibaren doyumsuz mânevî hazlar yaşamaktayız. Bayram sabahı kılınan namazın ardından, güzel ve lezzetli Bayram yemeği, sonra âile efrâdıyla bayramlaşmalar, yakındaki eş dost ziyaretleri, uzaktakilerle telefon görüşmeleri bayramın güzellikleridir.
Ancak, dün bayramın sevinç ve heyecanını zirveye çıkaran, âdetâ kadayıf üzerine kaymak katılmış lezzeti veren, cuma namazını Fâtih Câmisi'nde kılmak oldu. Cuma namazı öncesinde Fâtih'in ve fetih ordusunun şehit ve gâzilerinin ruhlarına ithâfen, fethin milâdî târihi sayısı adedince okunan........
