menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir Doktor, Bir Müslüman ve Bir Kalp

14 0
19.07.2026

Harikalar asrındayız. Evlerimizde oturduğumuz yerden dünyanın her yerini görebiliyor, binlerce km uzaktakilerle üstelik görüntülü olarak görüşüp konuşabiliyoruz. Teknolojik alandaki takip bile edilemeyen bu akıl almaz gidişle gün geçmiyor ki hayatımızı etkileyecek yeni bir şey çıkmasın. Bakalım yarınlar karşımıza neleri ve hangi imkânları çıkaracak.

Bu girizgâhtan sonra anlatmak istediğim konuya geleyim: Genç bir delikanlı olarak girdiğim basın hayatında yaklaşık 50 seneden beri pek çok mecrada yazdım. Bir süredir yazdıklarımız Risale Haber Sitesinde yayınlanıyor. Yazılar dijital mecralarda yer alınca dünyanın her yerindeki okuyuculara da ulaşıyor.

Yazılar için bazen ülke içinden de ülke dışından da geri bildirimler geliyor. Bunların bir kısmı tebrik, teşvik içeriklidir. Bazısı da müdakkik ve zeki okuyuculardan geliyor ki ya yazılanı tashih veya tavzih ya da anlatılan anlatılanı ikmâl eden tamamlayıcı bilgilerdir. Okuyucular eksik olmasınlar, her biri teşekkür hak ediyor.

Bugünkü yazımızda kıymetli bir okuyucudan, Hollanda’da yaşayan Necmettin Oğuz Bey’den bahsedeceğim. Necmettin Bey bazı yazıları okur, bir münekkit gibi değerlendirip kritik eder, eğip bükmeden kanaatlerini samimî bir dille iletir. Bazen de kendi yaşadığı ilginç olayları yazıp iletir. Aramızdaki mesafeye rağmen iletişim suretiyle olsa da Necmi Beyle arkadaş olduk. Hatta ortak dostlarımız ve tanıdıklarımız da varmış. Fessubhanallah!

Necmi Bey’in bir süre önce bana gönderdiği başından geçen hikâyesini aktaracağım bugün. İlginç olduğu kadar önemli bulduğum bu hikâyeyi yayınlamak için iznini aldığım Necmettin Bey’e sözü, bırakıyorum:

Kalbin Dili Evrenseldir

“Her yıl tedbir amaçlı olarak özel bir hastaneye rutin check-up ve kalp kontrolü için gidiyorum. Hastane ile anlaşma çerçevesinde dün sabah yine bazı tahlil ve testler için gitmiştim. Altı yedi seneden beri aynı kalp uzmanı Prof. Johannes Beye (Türkçesi Yunus) gide gele arkadaş olmuştuk. Öyle ki, muayene sırasında bazı özel konulara bile girecek kadar samimiyet kurmuştuk. Eşi bir İspanyol ve kendisi gibi kardiyologmuş. İki defa Türkiye’ye gitmişler. Hollandalıların bazılarıyla samimî olmak, hele yüksek statülü ise resmî görüşmenin dışına çıkmak zordur.

“Bu hoca bize yakın bir kişiliğe sahiptir, ayrıca mütevazî ve açık biridir. Buna rağmen o da çalışma saatleri konusunda dakiktir, vakti gelince randevusunu kibarca keser. Azamî yirmi dakikada her şey sonlanır. Hasta randevusundan iki saat kadar önce teknik ekipler echo ve laboratuar işlerini bitirip sonuçları Johannes Hocanın önüne koyar. O da hastaya değerlendirmesini ve tavsiyelerini bildirir.

“Bu defa da öyle oldu; “Gel bakalım yine iyi haberler var her şeyin iyi, bir şikâyetin var mı? dedi. “Yok, teşekkür ederim, half İspanyol (Yarı İspanyol) diye takıldım, güldük. Hanımı İspanyalı olduğu için ona öyle demem hoşuna gidiyor. “Bende de iyi haberler var Dhr. Neco.” dedi. Mooi! (Güzel) What is er? (Neymiş?) dedim. “Bir Türk kızı gelinim oluyor.” dedi. “Öyle mi? İlginç.” dedim.

“Derken söze başladık. “Oğluna söyle, kültürel farkın riski olduğunu göze alsın, bazen çocuk olduktan sonra ömürlük acılar yaşanabiliyor.” deyince sözlerime dikkat kesildi.

“Bunu biraz aç.” dedi. Konuyu açıp örnekleyince, “Çok doğru bunlar.” dedi Johannes Hoca. Meşhur ırkçı politikacı nasyonalist Wilders’in bir milletvekili “Müslümanlarla mücadele için ben buradayım.” demişti. “Biliyorsunuz, kendisi iki yıl önce İslâm’ı seçti ve siyaseti bıraktı.” diye kendilerinden yaşanmış canlı bir örnekle konuyu kapatıp, oğlunun da isterse aşkı uğruna ve âile kurma samimiyetiyle Müslüman olmasına şaşırmamak gerektiğini, bunlara çok şahit olunduğunu anlattım.

“Kızımızın âilesi de ‘Damat Müslüman olmazsa dinî nikâh yapılamaz!’ diyebilir. Bunlara hazır olun, dedim. Başka güzel şeyler de konuştuk ama zamanı da aşmak istemiyordum. “Sorry Hocam burada........

© Risale Haber