menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bazen Şehirden Kaçmalı

11 0
04.07.2026

İnsan bazen yaşadığı, daha doğru bir ifadeyle içinde hapsolduğu büyük şehirlerin boğucu havasından, yorucu ve yıpratıcı koşuşturmasından kaçmak ister. Kendini dinlemeye, rûhunu dinlendirmeye ihtiyaç duyunca sükûnete erecek bir yer arar; Yüksek dağlara çıkmak, geniş düzlüklerde yürümek, engin denizlere açılmak ister. Artık her nereye gidebilecekse tabiatın insana huzur veren âsûde sessizliğine kendini teslim eder...

Ah Şu Deli Dostlar…

Sizin hiç deli dolu, yaşlansa da delikanlılığının coşku ve heyecanından bir şey kaybetmeyen bir arkadaşınız oldu mu? Benim var ve Allah ona uzun ömür versin. Üstelik öyle dobra, mert, cömert ve aklına esince istediğini hemen yapıveren çok yakın bir arkadaş. Benim dostum öyle az bulunur türdendir; isteğine hiçbir engel tanımayan, lügatinde ‘yok’ ya da ‘hayır’ sözü olmayan biridir: Çetin Solhan. Gerçi yumuşak huyludur, şeker şerbet tadındadır fakat bazı özellikleri bakımından ismiyle tam uyumludur, bazen de tam bir çetin cevizdir.

Ailece yakinen görüştüğümüz bu deli dolu dostla evimize yakın camide yapılan bir hafızlık icazet merasiminde tevafuken karşılaşıp hânemize buyur ettim. Neredeyse kırk yıla erecek eskimez dostumla birkaç saatlik sohbetten sonra onun da benim de hiç hesabımızda yokken birden aklına esip, 'Haydi hazırlanın, ille de gideceğiz.' diye mazeret kabul etmeyen bir ısrarla yazlığına dâvet etti. Davet dediğime bakmayın, bizi kaçırmayı kafasına koymuştu. Israrında öyle diretti ki mecburen 'tamam' deyiverdik. Çar nâçar birkaç günlüğüne misafir olmaya gittik. İyi ki tamam demişiz. Anlatacağım.

***

Benim çocukluğum yaz mevsimlerinde havuzlarda geçmişti, yüzmeyi de erken yaşta öğrenmiştim. Derken delikanlı yaşta İstanbul'a gelmiştim. Denizde yüzmeyi, sahillerde yürümeyi pek severdim. Ancak, deniz kıyıları ve kumsallar çıplaklığın müstehcenlik, daha doğrusu müstekrehlik haline geldiği yerler olalı beri yaz aylarında denizlerden uzak duruyordum. Çünkü sahiller üryan insan gövdeleriyle, günah ve haramlarla kirlenmişti. Oralarda gördüklerimden acı çekiyordum. Göz penceresi nazarına ilişecek manzaralarla kalp ve rûha necaset bulaştırmasın diye kıyılara yanaşmıyordum. Denizlerle aramıza mesafe girmişti. Neyse…

Gerçi dostumuzun bizi götürdüğü yer pek ayaküzeri değildi ve oldukça tenhaydı. Henüz çok bilinmediği için insan akınına uğramamıştı. Buna rağmen çok az sayıda da olsa sahilinde başka birileri vardı. Evet, çok az da olsa... Maalesef az da olsa o üryanlar sahillerin tadını kaçırıyordu. Çünkü haramın azı çoğu olmaz.

Dünyada yaz sıcağında gövdelerini serinletmenin derdine düşerek........

© Risale Haber