Üstad, Determinizmi Nasıl Yerle Bir Ediyor?
Nurları ilk okumaya başladığımız kitapları, şöyle bir gözden geçiriyorum bazen. Hemen hepsini çizerek, yanlarına yazılar yazarak, özet çıkararak okumuşuz. Pek çok da fihristimiz olmuş.
Bazı kısımların yanına da mevzusu gelince "biyolog üstad, kimyager üstad, coğrafyacı üstad" yazmışız. Üstad, yeri geldiğinde, fennî meseleleri ele alıyor ve onları evir çevir yaparak,onlardan tevhide yollar açıyor. Yaratıcısı yokmuşçasına anlatılan fennî hakikatlere, yeni bir Kur'anî bakış açısı getiriyor. Bakışlardaki zûlmânî perdeyi kaldırıyor, kalın gaflet perdelerini paramparça ediyor. "Bu, şu şekilde olmuş; şu sonuca bu sebeplerle ulaşılmış." gibi her şeyin aslını, yapılışını hakiki fail olarak sebeplere bağlayan determinist yaklaşımların sahte ışıklarını söndürüyor.
Her şeyin üstündeki onlarca gaye ve kasdî hikmetler gösteriyor ki; bu, bundan, şu da şundan olmamış. Her şeyin hakiki faili, her şeyin sahibi olan Zât-ı Zülcelâl'dir.
Eski dönemde; her şeyin bir sebebe bağlı olmasından hareket eden ve sebepleri, hakiki bir failmiş gibi gösteren felsefenin determinist yaklaşımına karşı, tevhid ehli, birtakım izahlar getirmişler. Birkısmı, madde ezelî olamayacağına göre, mutlaka bir yaratıcısı vardır; diğer kısmı, maddeyi inkâr ederek huzuru aramışlar; birkısmı da "O, ondan; o da ondan." şeklinde devirle nihayete kadar gitmenin mümkün olmadığını, bunu bir yerde kesip maddeyi Vacib-ül Vücuda vermenin zaruretini anlatmaya çalışmışlar. Bütün bunlara karşı üstad hazretleri Kur'anî bir tarzla ortaya çıkıyor. Ve "O, ondan; şu da şundan olmamıştır; her şey, bizzat Cenab-ı Hakk'ın yaratmasıyla olmuştur." diyor.
Sebepler vardır, fakat onlar âdi, âciz, şuursuz birtakım bahanelerdir. Bu güzel ve sanatlı eşyanın hakiki faili olamazlar. Birtakım hikmetler için vazedilmeleri, bazı silsilelerin ucu olmaları, onları hakiki fail ve mal sahibi yapmaz.
Evet, Cenab-ı Hakk sebepleri,birer kanun........
