menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Zerreler ve Elif

4 0
previous day

Bismillah

​İnsan, yaşadığı mekânın sadece bir sakini değil, o mekândaki eşyanın da muhatabıdır. Benim dünyamda farklı odalar, farklı istidatlar ve farklı "Elif" ler var. Her bir oda, içindeki eşyalarla birlikte beni adeta manyetik bir alan gibi kendine çekiyor ve bana münasip bir vazifeyi teklif ediyor. Bir oda tefekkürü ve yazmayı telkin ederken, diğeri bambaşka bir hakikate kapı aralıyor. İşte bu noktada fehmediyorum ki; eşya, sıradan "şeylerden" değil, hayattar "şahsiyetlerden" müteşekkildir.

​Üstadım Hazretleri’nin Kızıl İcaz’da ifadesi, bu odalara ışık saçıyor; “'Şey' unvanını taşıyan her nesne hayattardır.” Bizim camid diye adlandırdığımız her bir cisim, aslında kendine mahsus bir hayat mertebesine ve bir tesbihat vazifesine sahiptir.

Yine Kızıl icaz’da geçiyor:

​“Binaenaleyh, bir ruha mahal olan bir cisim içinde bir cemaat, belki pek çok cisim cemaatleri vardır.”

​Bu hakikat penceresinden bakıldığında; odamdaki masa, kâğıt, kalem veya duvardaki bir tablo, sadece atom yığınları değil; her biri birer "ruha" menzil olan, zerrelerden mürekkep azim birer cemaattir. Bir insan bedeninde milyarlarca hücrenin bir cemaat olup tek bir ruhun emrine girmesi gibi, eşyanın her bir cüzü de o "büyük vazife" için bir araya gelmiştir.

​Peki, bu eşyalar bizi nasıl belli bir işe sevk ediyor? İşte burada zıddın müdahalesi ve manyetizma devreye girer. Bir mıknatısın zıt kutupları arasındaki o görünmez kuvvet nasıl ki bir hareketi doğuruyorsa; eşyanın içindeki zerreler de o "şey" olma vasfıyla bir çekim alanı oluşturuyor.

​Odadaki "Elif", kendi başına bir harf olmanın ötesinde, içinde kâinatın fihristesini saklayan bir çekirdek gibidir. O Elif'in bir odada başka, diğer odada başka bir işlev görmesi, zerrenin bulunduğu makama göre aldığı vazife-i mahsusayı gösterir. Demek ki her şey, bir nizamın parçası olarak hayattardır ve her bir "şey", içinde barındırdığı zerre cemaatleriyle birlikte, büyük bir kâtibin kaleminden çıkan canlı birer harf hükmündedir.

Evet, her bir mevcut zerrelerden mürekkep birer harf olup, arkasındaki nihayetsiz manaları ilan etmekle vazifelidir.

​Bir ruha mahal olan bir cisim içinde bir cemaat, belki pek çok cisim cemaati vardır. Odamdaki her bir nesne, milyarlarca hayattar memuru, hassas beş kuvveti ve duyguları barındıran birer “cisim cemaatidir.” İnsanın şahsı, nasıl ki bütün Yasin Suresi’nin içinde yazılı olduğu bir “Yâsin” kelimesi gibidir; aynen öyle de her bir zerre ve hücre, o büyük hayatın küçük birer numunesidir. Cisim cemaatleri, hikmetin emriyle bir araya gelerek o odadaki “büyük vazife” için bir intizam dairesi oluştururlar.

​Eşyanın bu vazifedar hali, Üstad’ımın Kızıl........

© Risale Haber