Vahdetten Hidayete muhatablığa açılan yol
Kâinata dikkatle bakıldığında, onun başıboş bir manzara olmadığı hissi kendiliğinden doğar.
Her şey, sanki kendisi hakkında sorulmayı ister gibidir.
Çünkü görünen intizam, tesadüfle açıklanamaz; devam eden fiiller de sahipsiz kalmaz.
Bu bakışla sorular derinleştikçe, insan fark eder ki her şeyden sormakla bir muhataplık doğar.
Zira her şey, cevabını içinde taşıyan bir dil ile konuşmaktadır.
Daha yakından bakıldığında ise şu anlaşılır:
Vahdet, dağınık görüneni toplar, karışık görüneni sadeleştirir. Sebeplerin ardında hissedilen tek bir iradeyi görünür kılar.
Bu sebeple soruya buradan başlamak gerekir:
Vahdet Nedir, Ne Değildir?
Vahdet nedir?
Vahdet; her şeyin bir defa yapılmış olması değildir.
Sadece başlangıcı açıklayan bir fikir de değildir.
Vahdet, birliğin her an korunması, düzenin kesintisiz devam etmesi, fillerin aynı hikmetle sürmesidir.
Yani vahdet, her şeye “yaratıldı” demekle kalmaz; yaratılanların her an idare edildiğini de ilan eder.
Peki vahdet ne değildir?
Vahdet: sebeplerin bağımsız çalışması, tabiatın kendi kendine işlemesi, kanunların sahipsizliği değildir.
Çünkü kanun varsa, onu koyan, işleten ve maksada yönelten bir irade de vardır.
Cevap nereden geliyor?
Burada dikkat edilmesi gereken çok mühim bir noktaya nazar edelim...
Sorduklarıma ben cevab veriyorum; lakin aslında cevabı ben üretmiyorum.
Cevap, eşyanın kendisinde zaten mevcut.
Ben sadece cevabı okuyorum.
Çünkü: toprak konuşuyor, düzen konuşuyor, devam eden fiiller konuşuyor, bozulmayan mizan konuşuyor.
Vahdet, işte bu konuşmaların tek tercümesidir.
Başlangıç neden soruyla geldi?
Çünkü vahdet, hazır bilgiyle değil, soruyla açılan bir kapıdır.
“Nedir?” diye sorduğumuzda akıl harekete geçer, nazar dağınıklıktan kurtulur, keyfiyet ehemmiyet kesbeder.
Ve insan şunu fark eder: aynı düzen, aynı tarz, aynı hikmet tesadüf olamaz.
Bu cihetle; Vahdet, bir cevaptan önce bir bakış açısıdır.
Her şeye ayrı ayrı bakmaktan kurtarıp, hepsini aynı iradenin eseri olarak görmeyi öğretir.
Ve insan anlar ki: her şeyden Hâlıkını sormak mümkündür; çünkü her şey, aynı cevabı verecektir.
O vakit vahdeti keşfe çıkalım.
Evet vahdeti gösteren hakikatler Ayet-ül Kübranın ikinci makamının ikinci babında isbat edilmiştir.
Biz de, bu hakikatlere fikren yolculuk edelim.
Üstadımın bu mehazında şöyle ifade ediyor:
“Dünyaya iman için gönderilen ve........
