Sen Mühendis misin?
Bismillah
Evet, ben bir mühendisim. Bu yazıda anlatmak istediğim, cetvel ve pergelle çizdiklerim değil. Maksadım o çizgilerin arkasında ki hakikatler.
Bir inşaat, makine veya uçak mühendisi; bir köprü veya bina inşa edilirken oluşabilecek statik hesapları, maddî kuvvetlerin birbiriyle olan adaletli dengesine dayandırır.
Çünkü bilir ki, her bir maddenin fıtri sınırını gözetmek ve fiziksel kuvvetlerin o sarsılmaz mizanına tam riayet etmek zorundadır.
Maddenin en katı hali olan demirin yumuşatılmasıyla başlayan o kaba sanayiden, bakırın eritilip akıtılmasıyla kurulan o ince teknolojiye kadar her şey bu dengeyle iş görür.
Demir, doğadaki en sert ve mukavemetli elementlerden biridir. Ancak ham haliyle işlenmesi, şekil verilmesi ve insana hizmet edecek bir vasıta haline gelmesi zordur. Kur’an’da geçen “Demiri onun için yumuşattık” ifadesi, işte bu maddenin sertliğinin kırılmasını ve insanın ona tam manasıyla hükmedebilmesini temsil eder. Demir yumuşatılmadan ne hayatı koruyacak sarsılmaz zırhlar ve kaleler yapılabilir, ne de toprağı işleyecek sabanlar üretilebilirdi.
Demirin adeta bir hamur kıvamına gelmesi makineleşmenin temelidir. Bugün yüksek binalardan, gemilere ve uzay araçlarına kadar her şey, demirin şekillendirilebilir olma özelliğine dayanır.
Sebe suresinin Ayetinde geçen “ayn-ı kıtr”, eritilmiş bakır olarak ifade edilir. Hazret-i Süleyman Aleyhisselâm için bu madenin bir pınar gibi akıtılması, sıvılaşma ve alaşım teknolojisine işaret eder. Bakır, eritildiğinde diğer metallerle kolayca karışabilen, elektriği ve ısıyı en iyi ileten elementlerdendir.
Bakırın eritilip akıtılması, insanoğluna madenleri birbiriyle eriterek birleştirme fikrini açmıştır. Erimiş maden, kalıplara dökülerek borulara, sütunlara, kaplara ve mimari levhalara dönüşür.
Yirminci Sözde; “Büyük bir resule, büyük bir halife-i zemine, büyük bir mu’cize suretinde, büyük bir nimet olarak; telyin-i hadîddir ve demiri hamur gibi yumuşatmak ve tel gibi inceltmek ve bakırı eritmekle ekser sanayi-i umumiyeye medar olmaktır.” Madem bir resule, hem halife yani hem manevî hem maddî bir hâkime, lisanına hikmet ve eline san’at vermiş; o halde lisanındaki hikmete ve elindeki san’ata sarihan teşvik etmektedir.”
Demirin hamur gibi yumuşatılması şekil vermeyi ve gücü; bakırın eritilip akıtılması ise akışkanlığı, birleştirmeyi ve imar etmeyi temsil eder. Mülk âlemindeki tüm maddî terakki, zerrelerin bu iki itaatine ihtiyaç duyar.
Hazret-i Süleyman Aleyhisselâm’a hem mahlûkatın dilini çözme hem de eritilmiş bakır pınarlarına hükmetme lütfunun aynı anda verilmesi tesadüf değildir.
Bir mucize, maddedeki en ince ses akımlarını yakalamanın manevî ufkunu çizerken; diğer mucize, o akımları taşıyacak, işleyecek ve her yere ulaştıracak maddî altyapıyı insanlığın eline teslim........
