menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gökyüzünden Zihne Açılan Perdeler

10 0
05.07.2026

Bismillah

Bilinmeyeni bilinene bağlayan, görünmeyeni görünene ekleyen, duyulmayanı duyulana çeviren kudretli bir mekanizma vardır. Bu mekanizma, teşbih sanatıdır.

Mana, madde ile sırlanmıştır. Madde ise perdeli bir varlıktır. Her katman, her bölge bir perde gibidir. Hakikate ulaşmak, bu perdeleri aralamaktan geçer. Ve her perde, kendine özel bir teşbih ile aralanır. Ta ki mana, müşahede edilene kadar.

Üstadım Said Nursî Hazretlerinin Risale-i Nur'da kullandığı teşbihler; muhatabının hayatına, kültürüne, zihin yapısına ve hatta beyninin işleyişine göre seçilmiş akli ve kalbi hakikat pencereleridir. Bu perdeler, teşbih ile ebedi bir seyahati oluşturur.

Gece çölde yürüyen bir insan için kıymetli bir varlık olan hurma ağacını düşünelim. Hurma, bulunduğu mekân itibariyle insan için besleyici, gölgelendiren ve barınak gibi imkânları sağlayan hayati bir unsurdur. Bu cihetle şahsın nazarında hurma, hayat icin elzemdir.

​Bu cihetle Risale-i Nur, Kameri ve yıldızları şöyle ifade eder.

“Kameri, hilâl vaktinde hurmanın eskimiş beyaz bir dalına teşbih eder. Şu teşbih ile semanın yeşil perdesi arkasında güya bir ağaç bulunuyor ki beyaz, sivri, nurani bir dalı, perdeyi yırtıp başını çıkarıp, Süreyya o dalın bir salkımı gibi ve sair yıldızlar o gizli hilkat ağacının birer münevver meyvesi olarak işitenin hayalî olan gözüne göstermekle; medar-ı maişetlerinin en mühimmi hurma ağacı olan sahra-nişinlerin nazarında ne kadar münasib, güzel, latif, ulvî bir üslûb-u ifade olduğunu zevkin varsa anlarsın.” (Sözler 377.sh - Risale-i Nur)

Gökyüzü, zihninde bir hurma bahçesine dönüşüyor. Ay, tanıdık bir dal; yıldızlar, o dalın meyveleri. Bu teşbih, alakadar olan insan için ne kadar anlamlıdır. Çünkü bu benzetme, hayatının tam merkezindeki eşyaları alıp, gökyüzü ile bağlamıştır.

Maddî olan gökyüzü perde olarak, manevî olan hakikat ise manaya açılan bir kapı haline geliyor. Bu kapıyı açmak için, o perdeyi o katmana uygun bir teşbihle aralamak gerekiyor. Çölde yaşayan insanın katmanı, hurma ağacıdır. O yüzden teşbih, hurma dalı üzerinden yapılıyor.

Eğer bu teşbih, ona "Ay, bir uydudur" veya "Ay, Güneş'in etrafında döner" şeklinde yapılsaydı, perde aralanamayacaktı. Çünkü bu, onun katmanına uygun bir teşbih değil. Oysa hurma dalı, onun katmanına tam uygun. Ve bu teşbih, perdeyi aralıyor. Ay, bir hurma dalı olarak görünüyor. Ve o dal, gökyüzü perdesini yırtıp başını çıkarıyor. Yani mana, madde üzerinden görünür hale geliyor.

Bu şekilde kullanılan hayal gücü, nörobilimde çok net bir karşılığa sahiptir. Hayal kurduğumuzda, beynimizin "Varsayılan Mod Ağı" aktif hale gelir. Bu ağ, iç dünyamıza daldığımız, hayal kurduğumuz, geçmişi hatırlayıp geleceği planladığımız anlarda çalışır.

Ayrıca, bir hurma dalını gerçekten gördüğümüzde hangi beyin bölgeleri aktifse, onu hayal ettiğimizde de aynı bölgeler aktive olur. Buna basiret denir. Mehazda basireti kullanarak, muhatabın gerçekte görmediği bir manzarayı onun beyninde canlandırır ve böylece hakikati ona gösterir.

Beynimiz, hayatî önemi olan şeyleri, sadece güzel olanlardan çok daha derin ve kalıcı bir şekilde kaydeder. Hurma dalı, o insan için bulunduğu mekan itibariyle ve ihtiyacı nisbetinde çok değerlidir. Ve güzeldir. Dolayısıyla Kamer, artık uzak ve soğuk bir gök cismi değil; ona dokunan, onu ilgilendiren, hayatî bir semboldür. Bu teşbih, onun hafızasında yer alır.

Ama aynı perde sistemi, yalnızca güzeli göstermez. Bazen hakikat, korkutucu bir şekilde de karşımıza çıkar. Risale-i Nurun ifadesiyle:

“Sonra sinema perdesi gibi bir perde daha açıldı, âlem-i insanî bana göründü. O âlemi o kadar karanlıklı, o........

© Risale Haber