Düşünce Hafıza ve Ruh Bir Renkler ve Nurlar Yolculuğu
Bismillah
"Bugün düşündüm, düşünmemle birlikte hafızam da çalışıyor mu?"
Düşünmek nedir? Zihnimizin içinde oluşan bir faaliyet mi, yoksa beynimizde fiziksel izler bırakan, ruhumuzda yankılar uyandıran çok katmanlı bir süreç mi?
Ve Düşünürken hafızamız ne yapar? Bir depo gibi kenarda mı durur, yoksa her düşünceyle birlikte o da mı işler, yeniden şekillenip, büyür mü?
Hafıza, sadece beynimizin içinde midir? Yoksa kâinattaki her zerre, her canlı, her tohum kendi ölçeğinde bir "hafıza" ile donatılmış mıdır? Bal arısının gözündeki küçücük noktacıklar, incir nüvesindeki program çekirdekleri, bir ağacın tohumundaki şifreler... Bunların hepsi de "hafıza" kelimesinin farklı yüzleri midir?
Ve Eğer düşünce değişince renk değişiyorsa, zihin olgunlaştıkça tüm renklerin birleşimi olan nur surette belirir mi? Ruh, renk ile görünür mü?
İşte düşündüğüm bu soruların peşine düşüyorum. Üç pencereden bakmaya çalışacam. Fen penceresi, Risale-i Nur penceresi ve "Noktalar" penceresi. Bu üç pencereden bakarak, insanın kıymetli bir varlık olduğu müşahede edeceğiz.
Nörobilim, düşünmeyi beynimizdeki yaklaşık 86 milyar sinir hücresi yani nöron arasında gerçekleşen elektro-kimyasal bir fırtına olarak tanımlar. Bir düşünce oluştuğunda, belirli nöron grupları aynı anda ateşlenir ve aralarındaki bağlantılar güçlenir.
Bu bağlantıların güçlenmesi ile birlikte ateşlenen nöronlar, birlikte bağlanır. Yani bir düşünce ne kadar sık tekrarlanırsa, o düşünceye ait nöronal devre o kadar güçlü ve kalıcı hale gelir.
Hafızanın birinci basamağı çok tekrar.
Düşünce ile hafıza arasındaki bağlantı noktası, bir anının veya öğrenmenin beyinde bıraktığı fiziksel ve kimyasal izdir. Bu iz, tıpkı kuma çizilen bir çizgi gibidir. Başlangıçta hafif ve silik olan bu çizgi, her tekrarlandığında biraz daha derinleşir, biraz daha kalıcı hale gelir.
İşte bu cihetle; Bir ezberi bir kere okuyup geçmek, kuma hafif bir çizgi atmak gibidir; hemen silinir.
Lakin aynı ezberi defalarca tekrar etmek, o çizgiyi derinleştirir, kalıcılaştırır.
Her düşündüğünüzde, bu izler yeniden aktif hale gelir ve bu aktivasyon, o devreyi daha da güçlendirir.
Demek ki düşünmek, hafızayı yeniden yazmak ve güçlendirmektir.
Beynimizdeki milyarlarca nöron, birbirleriyle bağlantı kurarak muazzam bir ağ oluşturur. Her bir nöron, binlerce başka nörona bağlanabilir. Bu bağlantı noktalarına sinaps diye adlandırılır. İnsan beyninde yaklaşık 100 trilyon sinaps bulunur.
Bu sinapslar, bal arısının gözündeki, küçük noktacıklardır. Her bir sinaps, bir bilgi parçasını, bir duyguyu, bir anıyı depolar. Ve her bir sinaps, tıpkı incir nüvesindeki program çekirdeği gibi, gelecekteki düşüncelerimizin, duygularımızın ve davranışlarımızın programını taşır.
Fen der; Beyniniz, milyarlarca noktadan oluşan bir ağdır. Düşündüğünüz her an, bu noktalar arasında yeni bağlantılar kurulur, eski bağlantılar güçlenir veya zayıflar. İşte bu "noktalar ağı", hafızamızdır.
Şimdi penceremizi değiştirelim ve aynı konuya Risale-i Nur'un nazarı ile tetkik etmeye çalışalım.
Risale-i Nur'da hafıza, sadece biyolojik bir organ olarak değil, "kuvve-i hâfıza" olarak ele alınır ve zahr-ı kalb olarak ta tanımlanır.
"O cüz'î meyvenin kalbi, hem hadîsçe zahr-ı kalb denilen insanın hâfızası..." (Şualar 22.sh)
Bu ifade, hafızanın kalbin derinliklerine bağlı, onun mahrem katmanı olduğunu gösterir. Düşünce, bu kalp-hafıza bağlantısının en canlı köprüsüdür. İnsan düşündüğünde, kalbindeki manevi çekirdek harekete geçer ve bu düşünce, hafıza levhasına kazınır.
Risale-i Nur, kâinatı bir ağaca benzeterek; insanın kâinat içindeki yerini ve önemini gözler önüne sermektir:
Dalları; Unsurlar olan hava, su, ateş, toprak
Çiçekler ve yapraklarını Nebatat ve hayvanat
En yukarıdaki meyvesi olan İnsan
Ve bu meyvenin çekirdeğini ise Kalp ve hafıza olarak temsillendirir.
Bu ağacın meyvesi olan insanın içinde ne vardır? Tıpkı bir meyvenin çekirdeğinde, ağacın tüm programı olan; kök, gövde, dal, yaprak, çiçek, meyve sırlı olduğu gibi, insanın da kalbi ve hafızası, içinde bulunduğu kâinat ağacının manevi programını taşır.
Nasıl ki bir incir çekirdeğine bakarak, o çekirdeğin nasıl bir incir ağacına dönüşeceğini anlayabiliriz; aynen öyle de insanın kalbi ve hafızası da; içinde yaşadığı kâinatın manevi hakikatlerini, Esma-i ilahiyenin tecellilerini mazhariyetini gösterir.
"Ekser enva'ın bir çeşit muhtasar fihristesi ve bir küçük nümune haritası ve şecere-i kâinatın bir manevî çekirdeği ve ekser esma-i İlahiyenin incecik bir âyinesi olduğu..." (Şualar 22.sh)
Şualar’daki mehaza göre hafıza:
Muhtasar Fihriste olarak Kâinattaki her şeyin özet kataloğu. Küçük Nümune Haritası olarak kâinatın minyatür bir haritası, Manevî Çekirdek olarak da Kâinat ağacının programı...
İnsan samimi ve hakiki bir şey düşündüğünde, bu sadece kendi beyninde kalmaz. Risale-i Nur'a göre bu düşünceler, Levh-i Mahfuz'a ve diğer elvah-ı mahfuzalara da kaydedilir.
"Rıza-i İlahîye mazhar ise Levh-i Mahfuz'da ve elvah-ı mahfuzada irtisam ederek sevab meyveleriyle tezeyyün eder..." (Şualar 63.sh)
Bir bilgisayar dosyası sadece hard disk de değil, aynı zamanda bulut sisteminde de........
