menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Öz Kardeş, En Birinci, En Yüksek ve En Fedakâr Talebe: Abdülmecid Nursi-9

15 0
19.07.2026

Değerli dostlar! Bu yazımızda Bediüzzaman Said Nursi’nin ifadesiyle “öz kardeşi ve en birinci ve en yüksek ve fedakâr bir talebesi olan Abdülmecid Nursi’nin1 Konya hayatından kesitler sunmadan önce Ürgüp Müftülüğü yaptığı ilk yıllarda oğlu Fuad’ın Üniversite eğitimi için Horhor Medresesinden yakın arkadaşı Seyyid Şefik Arvasi’ye2 yazdığı bir mektubunu sizlere arz etmek istiyorum. Şahsen bu mektubu bugünlerde fark ettim.

Mektup şu şekildedir:

“Pek Muhterem Kardeşim Şefik Bey, Hey, malkéşgin!3

Bende akıl kalmamıştır ki sana mektup yazayım. Sen de hiç fehim yok mu ki, hiç olmazsa adresini yazasın.

Ürgüp'e geldikten sonra adresinizi bilemediğimden bir hoca vasıtasıyla zat-ı âlinize bir ariza takdim etmiştim. Hakikaten cevabını yazdın. Amma İstanbul zevkine dalmış olduğundan adresinizi bile unutmuşsunuz. Neyse, kabahat ya bizdedir veya sizde; hangimizde oldu ise affedelim.

Hazretim, bütün ahval, maceralarımızı ca’l-i ariz, Fuad'dan anlarsınız. Yazıyla hacete gerek yoktur. Yalnız Fuad hakkında lazım gelen şeyleri arz etmek isterim. Şöyle ki; Fuad Nurslu Abdülmecid'in oğludur. Bu sene liseyi bitirerek yüksek ziraat veya mühendis veya fen fakültesine girmek üzere İstanbul'a gönderildi. Malûm ya, garip ve küçük olduğundan nereye gideceğini ve nerede kalacağını bilemediğinden Abdülmecid, eski kardaşlarına iltica edecektir. O, onların yardımıyla yerleşecektir. Çünkü Abdülmecid bizzat oraya gelmiş olsa herhalde sizlere gelecektir. Ve siz de onu kovalamayacaksınız. Fuad küçük bir Abdülmecid olduğu için, o da onun gibi yapacaktır. Binaenaleyh Fuad hakkında sizden istirham edeceğim iki noktadır:

1. Ya sizden veya Şeyh Abdülhakim Efendi'den ve Mehdi Beygil'den yatacak bir yerin tedariki lazımdır.

2. İmtihanları verip kazandıktan sonra, imtihanları veren mekteplere alınacak talebenin az olduğuna nazaran Fuad'ın tercihen kaydettirilmesine kuvvetli bir iltimas vardır. Bu hususu temin edecek ahbap tanışlarınız varsa, himmet bulunmanız lazımdır. Artık bu iki nokta ihmal edilecek bir iş değildir, daha siz bilirsiniz.

Hazretim; bu buhranlardan dolayı bütçeler hep tezelzüle uğramıştır. İstanbul'a kadar olan masraflarıyla imtihanları verinceye kadar olan yiyeceğini temin edebildim. Yoksa sizleri tasdi etmezdim. Bir adamla gönderir, otelde yatırırdım. Fakat ne yapayım olmadı. Yalnız yatacak yer lâzım. Yiyeceğini kendi temin edecektir. Zaten yiyecek bulunmaz ya.

Hazretim, Mihri ve Mekki Beylere de mektup yazdım. Lütfen Fuad'ı onlarla görüştür. Lâzım gelen tedbirleri beraber yapınız.

Hazretim, memleketten (Nurs) o kadar haber alamıyorum. Yalnız Davud kardeşim ve Muhammed'den mektuplar alıyorum. Hamdolsun sıhhattadırlar. Seyda'dan da mektup alıyorum. O bizden daha iyi keyif eder. "Bir hâkime gönder, fakat tavsiyeler yapma" kaidesince Fuad'ı himmetinize tevdi ve bilvesile arz-ı ihtiram ile ellerinizden, beyaz sakalınızdan öperim kardeşim. 29 Eylül 1942, Ürgüp Müftüsü Abdülmecid4

Mektupta adı geçen Şeyh Abdülhakim Efendi, meşhur Şeyh Abdülhakim Arvasi Hazretleridir.5 Mekki Bey, Şeyh Abdülhakim Arvasi’nin oğlu Ahmed Mekki Üçışık Efendi’dir.6 Mihri ise Üstad’ın Horhor Talebelerinden, Gençlik Rehberi mahkemesinde Üstad’ın avukatlarından olan Mehmed Mihri Helav’dır7. Mehdi Bey’in kim olduğunu tespit edemedim. Davud, Üstadın amcazadelerinden Molla Davud Okur8 olup, Muhammed’ de Üstadın kardeşi Mehmed Okur’dur.9

Ancak önceki yazımızda görüleceği gibi Fuad Ünlükul, İstanbul’daki üniversitelere değil de, Ankara’daki Yüksek Ziraat Mektebine kaydolmuştur. İstanbul’da neden kayıt yapamadığına dair bilgiye rastlamadım.

Abdülmecid Nursi Ağabey’in 1955-1967 yılları arasındaki ömrü Konya şehrimizde geçmiştir.10 Konya Hacı Hasan Camii emekli müezzinlerinden Yakup Sayar Hoca, Abdülmecid Nursi’nin Konya’ya gelişini ve sonrasını şöyle anlatır: “Abdülmecid Ünlükul Hoca Efendi 1955 yılında Konya’ya gelmişlerdi. Daima şark şivesiyle konuşurlardı. Bir gün o zamanki müftümüz Abdullah Ulubaş Hocamız, bana telefon ettiler ve dediler ki: ‘Bu Ramazan’da sizin camide Abdülmecid Ünlükul isminde gayet âlim bir zat vaaz edecektir. Malumatın olsun.’

“Hâlbuki müftümüz kimseyi kolay kolay beğenmezdi. Kendileri İstanbul’da Mabeyn imtihanlarını kazanmış bir zattı. Nihayet Abdülmecid Efendi camimize gelip vaaz ettiler. Derse girdikten sonra, sohbetine hayranlığımızdan vaktin nasıl geçtiğini anlayamadık. Gayet mütevazı konuşuyordu. Edebi hitaplarda bulunuyordu. Yaşlı idiler ve çok sakin hitap ederlerdi.

“Tevazuda ve edepte müstesnaydı. Camide bizlere hitaben ‘sizler oturmazsanız ben de rahat oturamam’ derdi. Kendisini ‘bir evladın babasını dinlediği gibi’ dinlerdik. Esasında kıymetini anlayamadılar. Tam istifade edemeden ayrıldık. Sohbetlerinde hiç kimseyi sıkmazdı, meseleleri daima kolaylaştırırdı. Ben Konya’daki âlimlerimizden Hacı Veyiszade’yi, Akşehirli Ahmet Efendiyi ve birçok ulemayı gördüm. Fakat Abdülmecid Efendi her bakımdan bam başkaydı. Kendi âlemine çekilmiş bir âlim değil, bir âlem idiler. Cenab-ı Hak şefaatlerine nail etsin.”11

Abdülmecid Nursi, Konya’ya gelmeleri konusunda Nurslu Kazım Norsay’a şunları anlatmıştır: “1955’ de Konya’ya........

© Risale Haber