menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Nezaket göstereniniz çok olsun!

7 0
14.04.2026

Değdiği, dokunduğu, içine girdiği her şeyi güzelleştirme gücüne sahip kaç katalizör var hayatınızda?

Kaç sihirli insan, kaç sihirli nesne, kaç büyülü duygu?

Nezaket ve aşk, o listede yer alıyor mu?

‘Nezaket kar gibidir; örttüğü her şeyi güzelleştirir.’

diyor Halil Cibran (1883-1931).

Düşünüyorum, hiç abartılı değil; gerçekten öyle!

Düşünsenize, eleştirinin ya da şikâyetin nazikçe dile getirileni…

Nasihatin nezaketle sunulanı…

Bir dileğin, bir isteğin nezaketle aktarılanı…

Dostun, hatta düşmanın bile nazik olanı…

Dolayısıyla ilk bakışta olumsuz gözüktüğü halde ‘üstü nezaketle kaplanmış’ şeylerin tümü ne güzeldir ve onlar hayatı nasıl da güzelleştirir!

Öyleyse nezaket göstereniniz çok olsun sizin de. Hayatınız öyle güzelleşsin.

Ama nezaket söz konusu olunca siz de cömert olun lütfen, başkalarının hayatlarını güzelleştirin.

Zor değil öyle yapmak, nazik biri olmak. Bilirsiniz zaten.

Biraz çaba ister sadece…

Birkaç satır önce nezaketi tanımlayan o çok güzel cümlesini kullandığım Lübnan asıllı Amerikalı şair, ressam, düşünür Halil Cibran’ın, sosyal medyada adı en çok anılan, şiirlerine en çok atıfta bulunulan, özlü sözleri en fazla paylaşılan, sınırları aşmış, evrensel sanatçılardan biri olduğunu söylesek herhalde yanılmış olmayız.

Google Analytics öyle diyor en azından…

İşte o büyük şairin en sevdiğim şiirlerinden birinin  -Ermiş adını verdiği şiirinin- belki de en güzel bölümü olan ‘Aşka Dair’ şöyle başlar:

“Aşk sizi çağırdığı zaman izleyin onu, yolu çetin, sarp olsa da

Ve kanatlarıyla sizi sardığında, kendinizi ona teslim edin

Tüylerinin içine gizlenmiş keskin kılıç sizi yaralayacak olsa da…”

Ve şiir şöyle devam eder:

“Aşk sizinle konuştuğunda, inanın ona

Sesi, kuzey rüzgarlarının bahçeleri darmadağın ettiği gibi düşlerinizi dağıtsa da

Aşk sizi taçlandırırken çarmıha da gerebilir

Hem büyütür hem budar sizi

Yükselip tepenize, güneşte titreyen en körpe dallarınızı okşadığı gibi

Alçalıp köklerinize, toprağa sıkı sıkı tutunan bağlarınızı sarsabilir de

Ve buğday demeti gibi bağrında birleştirir sizi,

Kabuklarınızdan soyup çıplak bırakır, apak edinceye kadar öğütür,

Kolay biçim alacak kadar yoğurur

Ve sonra koyar sizi kutsal ateşine

Tanrı’nın kutsal şöleninde okunmuş ekmek oluncaya kadar.

Aşk bütün bunları, siz yüreğinizin sırlarına eresiniz

Ve bu bilgiyle hayatın yüreğinin bir parçası olasınız diye yapacaktır

Ama eğer siz, korkuya kapılıp, sadece aşkın güvencesini

Ve sadece onun hazzını isterseniz

Çıplaklığınızı örtünüp aşkın harmanını terk edin daha iyi.

Güleceğiniz ama doyasıya gülemeyeceğiniz

Ve ağlayacağınız ama tüm gözyaşlarınızı dökemeyeceğiniz

Mevsimleri olmayan bir dünyaya dönün.

Aşk kendinden başka hiçbir şey vermez

Ve kendinden başkasından da almaz

Aşk ne sahip olur ne de sahip olunur; çünkü aşk yeter aşka…

Aşka yol çizebileceğinizi düşünmeyin

Çünkü aşktır size yol gösterecek olan

Sizi kendine layık bulursa eğer.

Aşkın bir arzusu yoktur kendini gerçekleştirmekten başka…”

Eğer sabredip bu dizeleri sonuna kadar okuduysanız şimdi size bir kez daha sormak isterim:

Sizin hayatınızda dokunduğu her şeyi güzelleştirme gücüne sahip kaç katalizör var?

Kaç sihirli insan, kaç sihirli nesne, kaç büyülü duygu?

Acele etmeyin ne olur!

Sakince, iyi düşünün, hiçbirisini atlamayın!

Nezaketten ve aşktan sonraki güzel, büyülü, doğurgan şeylerin(izin), tamamı sadece size ait olan o şeylerin hepsini getirin aklınıza…

Ne eksik ne da fazla olsun!


© Pusula Gazetesi