KALKINMAYI ENGELLEYEN SOSYAL ALGILAR-2
Bir önceki yazıda kalkınmayı engelleyen sosyal algılardan “kalkınma algısı” ve “birey olamama veya bağımsız düşünememe” durumunu izah etmeye çalışmıştım. Bu kısımda ise üç başlık verilecektir. “Cehalet”, “değişime veya yeniliğe açık olmama”, “görev, çalışma veya iş ahlâkı algısı”.
1-Cehalet
Kalkınamayan toplumların bu durumlarına sebep olan en büyük sosyal sorun ise cehalettir. Cehaletten anlaşılması gerekenler; kız çocuklarının okutulmaması ve eğitimin önemsenmemesi, işin ehline verilmemesi, yalan konuşulması, yapılan işin en iyisinin yapılmaması, arabadan sigara izmaritinin dışarı atılması, sıra olan yerlerde öne geçilmeye çalışılması, trafikte sağa-sola dönüşlerde işaret verilmemesi, başka mezhep ya da inançların kâfir ilan edilmesi, başkalarının hakkının rahatça yenilmesi veya kişisel hak ve özgürlüklere saygı duyulmaması, çalışmanın kutsal olduğunun öne çıkarılmaması, adaletin tesis edilmemesi gibi uygulamalar veya anlayışlar bütünüdür. Cehaletin ne kadar büyük bir sorun olduğunu ünlü tarih Profesörü İlber Ortaylı’nın cümleleri çok güzel özetlemektedir. “600’lerde Çini, 1071’de Malazgirt’te Bizan’sı, 1453’te Haçlıları, 1915’te Çanakkale’de Avrupa’yı Yendik, Ama Bir Türlü Cehaleti Yenemedik”.
2014 yılı sonlarında katıldığım İslâm ülkelerinin kalkınma problemlerinin tartışıldığı İstanbul’daki toplantıda; Gine Kalkınma Bakanının söyledikleri de konuyu özetlemektedir. “İnsanlık açısından bakıldığında, üç temel problemin önde olduğunu söyleyebiliriz; hastalık, yoksulluk ve cehalet. Bunlar tüm dünyanın olduğu kadar İslâm ülkelerinin de temel problemidir. Ancak bunlar içerisinde en temel olanı da cehalettir. İslâm ülkeleri cehalet sorununu yok etmedikçe kalkınmaları asla mümkün değildir”.
Tarafımızca geliştirilen Türkiye’nin kalkınması için önerdiğimiz eğitim modeli olan “Okuyan-Düşünen-Tartışan-Üreten İnsan” yetişmesini sağlayacak eğitim modeli ile bu sorunların aşılabileceği söylenebilir. Çünkü okumayan, düşünmeyen, tartışamayan ve üretemeyen toplumlar........
