menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

DOĞU ANADOLU BÖLGESİ NASIL KALKINDIRILABİLİR?

13 0
16.03.2026

Sosyo-ekonomik göstergelere göre, Doğu Anadolu Bölgesi Türkiye’nin yedi coğrafi bölgesi içerisinde en geri kalmış bölge konumundadır. Bu geri kalmışlığın değişik sebepleri bulunmaktadır. Ana başlıklar ile sıralamak gerekirse;

Uzun yıllardır Türkiye‘nin en çok göç veren bölgesi olması,

Özellikle 1991 öncesinde Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği‘nin (SSCB) varlığından dolayı bölgenin devlet yatırımlarından yeterince pay alamayışı,

Coğrafya ve iklim koşullarının ağırlığı,

Tarım ve hayvancılıktaki verimlilik düşüklüğü,

Eğitim yetersizlikleri,

Sermaye ve altyapı yetersizlikleri,

1985 sonrası terör faaliyetlerinin olumsuz etkileri (yatırımcıları kaçırma ve hayvancılığa olumsuz etkileri),

Bölge siyasetindeki etkinsizlikler,

Teşviklerdeki yetersizlikler,

Tanıtım eksiklikleri (Özellikle kış ve tarihi turizm açısından).

Bu maddeleri çoğaltmak mümkündür. Ana başlıkların bilinmesi yazının kapsamı itibarıyla yeterlidir. Uzun yıllar boyunca yaşanan geri kalmışlık sorununun 1991 yılında SSCB’nin dağılması ve Türkiye’nin iktisadi ilerleyişi ile birlikte tersine çevrilmesi mümkün hale gelmiştir.

Bölgenin kalkındırılması çabalarında bilinmesi gereken en önemli husus, “bu bölgede mevcut koşullarda devlet olmazsa kalkınma olmaz” cümlesini kabul etmektir. Bu ifade ile SSCB sisteminde olduğu gibi bir model önermiyorum. İktisat literatüründe “genç endüstriler tezi” veya “bebek endüstriler tezi” diye bir kavram vardır. Buna göre, yeni kurulan bir sanayi tesisinin uluslararası rekabetteki dezavantajları giderilinceye kadar devlet tarafından desteklenmesi savunulur. Yani doğan bir çocuğun belli bir yaşa gelinceye kadar nasıl korunup kollanmasına ihtiyaç bulunuyorsa, yeni kurulan sanayi tesislerinin de aynı şekilde korunup kollanması gerekmektedir. Ancak bu destek bölgenin belli bir gelişme düzeyine ulaşmasıyla kaldırılabilir.

Bölgedeki iklim koşullarının zorluğu, sermaye yetersizliği, büyük pazarlara uzaklık,  girişimcilikteki yetersizlikler, genel olarak piyasa koşullarına uygun olmayan fiziki ve beşeri altyapı eksiklikleri, talepteki yetersizlikler gibi gerekçeler başlangıç sanayileşme veya kalkınma sürecinde devletin düzenleyici olmasını zorunlu kılmaktadır.

Bu genel anlayışı benimsedikten sonra, Doğu Anadolu Bölgesi özelinde üzerinde çalışılması gereken ana konular;

Tarım ve hayvancılık,

Komşu ülke pazarlarına yönelik üretim olursa bölgenin kalkınması kolay olacaktır.

Şimdi bu konular ile ilgili ana uygulamaların neler olabileceğini söyleyelim.

Tarım ve hayvancılık konusunda geleneksel yöntemler ile üretim ve pazarlama yapılırsa başarı elde edilmesi zordur. Çünkü bölgenin Iğdır, Malatya, Elazığ ve Erzincan gibi illeri dışındaki yerlerde iklim koşulları tarım ve hayvancılıkta verimsizliğe sebep olmaktadır. Ancak, “organik tarım” ve “organik hayvancılık”  üzerine yoğunlaşılır ve bu durum uluslararasılaştırılabilirse önemli bir gelir bölgeye kazandırılabilir. Bunun için bölge illerinin potansiyeli ayrı ayrı değerlendirilerek etkili bir planlama yapılmalıdır.

Bölgede Palandöken Kayak Merkezi, Sarıkamış Kayak Merkezi, Ağrı Dağı, Süphan Dağı, Van Gölü, Çıldır Gölü, Akdamar Adası, Ahlat Selçuklu Mezarlığı, Ani Ören Yeri, Sürmeli Çukuru, Tuzluca Tuz Mağaraları, Tortum Şelalesi, Muradiye Şelalesi, Narman Peri Bacaları, Allah-u Ekber Dağları (Sarıkamış Harekatı), Kafkas Dansları, bozulmamış yaylaları ve akarsuları gibi önemli potansiyeller mevcuttur. Bu potansiyellerin tanıtımı ve altyapı yatırımlarının tamamlanmasına ihtiyaç vardır. Örneğin, turizm konaklama tesisleri, rehberlik hizmetleri verebilecek eleman yetiştirilmesi gibi çalışmalar yapılmalıdır. Tüm bunların bölgeye katkısının maksimum olması ve bölge turizminin ve kalkınmasının sürdürülebilirliği için büyük bir devlet projesi olarak “Doğu Anadolu Tren Ringi Projesi” hayata geçirilmelidir. Böylece mevcut tüm turizm potansiyelleri değerlendirilebilecek ve bölgenin tamamı kalkınabilecektir.

Eğitim açısından bakıldığında; Bölge insanı eğitime ve yeniliğe açık bir özelliğe sahiptir. Bu özellik etkin kullanılarak uzun dönemde eğitimle kalkınmanın eş anlamlı olduğu sonucuna ulaşılır. Bu çerçevede, sırasıyla; “Okuyan İnsan-Düşünen İnsan-Tartışan İnsan-Üreten İnsan” modeline uygun insan yetiştirecek bir eğitim modeli oluşturulmalıdır.

Sağlık sektörü açısından ise şu değerlendirme yapılabilir: Bölge insanın göç etme gerekçeleri arasında öncelikli sıraya sahip olan sağlık hizmetlerindeki yetersizlikler giderilmelidir. Bunun için bölgede sağlık merkezleri oluşturarak etkin ulaşım sistemleriyle insanların hızlı sağlık hizmeti alabilme olanakları artırılmalıdır. Bunun için Zengezur Koridorunun açılmasıyla komşu ülkelerden de gelecek talep düşünülerek “Doğu Anadolu Sağlık Serbest Bölgesi” kurularak uzun dönemde bölge ve ülkeye katkıları planlanmalıdır.

Dört ülke ile sınır komşusu olan bölge, Türkiye‘nin karadan Kafkasya, Orta Asya‘ya ve İran’a açılan kapısı durumundadır. Hem SSCB‘den ayrılan Cumhuriyetlerle hem de İran ile ticari ilişkilerin geliştirilmesi bölge kalkınmasının en önemli lokomotifi olacaktır. Önümüzdeki dönemlerde Zengezur Koridoru ve Ermenistan sınır kapılarının açılması ise bölge ticaretini artıracak ve kalkınmayı kolaylaştıracaktır.  Bunun için ticarette Ermenice ve Farsça bilen eleman yetiştirilmesi ve özellikle sınır kapılarında yaşanan sorunların giderilmesi önemlidir. Bölge ülkeleri ile ticareti artırmanın en etkili kuruluşlarından birisi olarak da “Kafkasya Ticaret Birliği”, “Orta Asya Ticaret Birliği” veya “Türk Dünyası Ticaret Birliği” kurularak aktifleştirilmelidir.

Bölgedeki üretim destekleri ve çabaları İran, Kafkasya ve Orta Asya ülkelerine yönelik olmalıdır. Bunun için bölgede ilgili pazarlara yönelik teknik araştırmalar yapacak ve iletişimi sağlayacak “Bölgesel Üretim, İletişim ve Tanıtım” konulu bir birim kurulmalıdır. Bu birim bünyesinde ticaret yapılacak ülkeleri tanıyan ve dillerini bilen elemanlar yetiştirilerek üreticilere destekler verilmelidir.

Kısaca özetlemeye çalıştığım bu uygulamaların dışında, bölgenin iç dinamikleri denilen potansiyelleri harekete geçirmek de önemlidir. Bunlar da ayrı bir yazıda ele alınabilir.


© Pusula Gazetesi