menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

13 NİSAN…

4 0
13.04.2026

Anne-baba kaybı ile yaşanan acı herkesin yaşadığı, yaşayacağı, yaşayan herkesin yazdıklarımı çok iyi anlayacağı ve duygularımı paylaşacağı bir acıdır.

Babanın ve annenin ölümü sadece hayatında olan bir insanı eksiltmez. Yönün, dayanağın, güvencen, dostun, gölgen, sohbet arkadaşın kaybolur.

Hele birlikte yaşıyor, her gününü birlikte geçiriyorsan, sofrada bir tabak, evde bir oda, salonda bir koltuk, sabahları dualarla yola koyulduğun kapı boş kalır.

Bu acı, bu ıztırap, bu eksiklik zamanla azalmaz, aksine artar ve annenin-babanın yeri asla doldurulamaz, eksiklikleri asla giderilemez.

Babanın, annenin öldüğü gün dışarıda her şey aynıdır. Sokaklar kalabalık, gökyüzü karlı, güneşli, insanlar aynı telaş, aynı koşturma içindedir. Ama sen artık o dünyanın, o kalabalığın, o hayatın içinde değilsindir, çünkü senin bütün dünyan altüst olmuştur.

Herkes yaşamaya, dünya dönmeye, mevsimler değişmeye devam eder, sen olduğun yerde kalırsın. Hayatın, kelimelerin, cümlelerin yarım kalır.

Acı, ilk anda çok keskindir, bıçak gibi girer kalbine, nefes alamaz, boğulursun. Sonra o acı bedenine, kalbine, ruhuna yerleşir ve artık senin bir parçan olur.

Acıyla yaşamayı, yemeyi, içmeyi, hatta bazı geceler uyumayı bile öğrenirsin. Fakat bütün bunlar kabulleniş değil, çaresizliktir.

Üzüntü; yaşadığın her an, yaşadığın her olayda seni yakalar. “Babam olsaydı ne derdi?”, “Annem olsaydı ne yapardı?” sorusu, “Babama, anneme bunu anlatabilseydim” arzusu çıkmaz içinden.

Anne ve babanın yokluğuyla oluşan boşluk, eksiklik senin için üzüntü, endişe, korku kaynağıdır. Çünkü babanın, annenin yokluğu karanlıkta kaybolmak gibidir. Göremezsin, duyamazsın, konuşamazsın, anlatamazsın, adım atamazsın.

Korku çok derindir ama yalnız kalma korkusu değil bundan böyle ana-baba duası alamama ve korumasız kalma korkusudur. Çünkü baban ve annen seni koruyan görünmez kalkanlardır. Onlar gidince dünya daha sert, daha soğuk, daha ürkütücü ve güvensiz hale gelir.

En çok da her gün evden çıkarken “Oğul, benim sensiz ne günüm var, Allah senin yardımcın olsun” diyerek aldığın anne duasıyla birlikte yaşadığın o güven duygusunu hissedememek, babanın senin için yaptığı “Oğlum, Allah senden razı olsun” duasını duyamamak korkutur insanı.

İnsanlar “zamanla alışırsın” der. Asla alışılmaz, alışılamaz ve aslında sen de alışmayı istemezsin, yüreğinde, dualarında, her an aklında olsunlar istersin. Çünkü ölüm onları hayatından almıştır, kalbinden değil.

Susmayı, içindeki boşlukla, yüreğindeki acıyla yaşamayı, o yokluğu, acıyı etrafına görünmez kılmayı öğrenirsin ama her gece annenin odasına girer, analı-babalı güzel günleri hatırlar, onları kaybettiğin o büyük acıların yaşandığı günlere dönersin ve yüreğinde sızı, içinde kor, gözlerinde yaşlar ile annene, babana, bütün anne ve babalara dua edersin.


© Pusula Gazetesi