Erzurum'da Hamam Kültürü
Hamamla ilk tanışmam, sünnet olacağım günün sabahı teyzemin beyi Fethi Resuloğlu’nun mahallemizde bulunan Kırk Çeşme hamamına götürmesiyle olmuştu.
Benim elime plastik bir su tabancası vermişlerdi. Hamamın sıcak ortamında ,içine soğuk su koyduğum tabancayı ağabeyimgile sıktığımda bir hayli neşelenmiştim.
Kırk Çeşme hamamı 1637 tarihinde yapılmış olup, hamam; 1938 yılında Küçük Hamamı işleten Vasfi Mesutgil tarafından, tapusu olan bir büyük lüle suyu ile birlikte 17.500 TL’ye devralınmış.
Hamamın dışındaki tekne veya tanzim deposu denilen yerden, su, kırk kola ayrılıp çeşmelere ulaşmaktaydı.
Rus istilası sırasında harap olan hamam Vasfi Mesutgil’in ortağı Hamamcı Neşet tarafından onarılmış.
Kırk çeşme hamamı kapatılana kadar Vasfi Mesutgil’in torunları Mücahit Mesutgil ve kardeşleri tarfından işletilmekteydi.
Kırk çeşmeye dağılan su kaynağından dolayı “Kırk Çeşme” ismini alan hamamın önünde akan bir de çeşmesi vardı.
İki lüle olan bu çeşmenin müstakil bir tapusu bulunmaktaymış.
Kırk çeşmeye dağılan bu sular; Ayaz Paşa, Zeynal, Pervizoğlu camilerinin önlerindeki çeşmeler ile Menderes caddesindeki Kâbe mescidinin yanındaki çeşmeye, Gürcükapı Camiinin karşısındaki Hacı Mehmet Ağa çeşmesiyle, Haznedar çeşmesine, Oltuluların evindeki çeşmeye, Prof. Dr. Hüseyin Yurttaş’gilin evindeki çeşme ile Pirimoğulları’nın bahçesindeki çeşmeye akardı.
Bir zamanlar sosyal alanda önemli bir yeri olan hamamların kendine özgü ayrı bir kültürü vardı.
Hamamdan çıkınca el öpme geleneği gibi, hamam giderken Kavurma etinden yapılmış bulgur pilavı ile muşmula ve çortutu turşuları götürmekte adettendi.
Hamamların; Gelin hamamı, Yas hamamı, Sünnet hamamı, Güvey hamamı,loğusa hamamı,Ayak açma gibi çeşitleri vardı.
Gelin hamamında, yenge ve gelinin arkadaşları hamama davet edilirler, gelin hanım, göbeğe çıkar, sandalyede oturur, arkadaşları etrafında oynar, meyveler ve çerezler yenir, gelinin başı kovadaki suyla yıkanır, gelinin başı yıkandığı esnada hamam çalışanlarına bahşişleri verilirdi.
Bu........
