menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Erzurum'un Tüccarları Doğuya Yürümeli

33 0
28.08.2026

Daha önce bu sütunlarda Erzurum'un ekonomik geleceğini tartışırken bir öneride bulunmuştum: “Erzurum, yüzünü yalnızca batıya değil, daha çok doğuya çevirmeli.”

Çünkü haritaya Ankara'dan veya İstanbul'dan baktığınızda Erzurum Türkiye'nin doğusunda görünür. Fakat haritaya ticaretin gözüyle baktığınızda bambaşka bir manzara ortaya çıkıyor. Erzurum; Kafkasya'ya, İran'a, Orta Asya'ya ve daha ileride büyük Asya pazarlarına açılabilecek bir coğrafyanın eşiğindedir.

Aradan geçen zamanda şu kanaatim daha da güçlendi: Bunu gerçekleştirmek için her şeyi devletten beklememeliyiz.

Erzurumlu iş insanı, “Devlet bir proje hazırlasın, teşvik versin, heyet göndersin, bağlantıları kursun; biz de ardından gidelim” anlayışından çıkmalıdır.

Devlet elbette yol yapacak, gümrükleri kolaylaştıracak, diplomatik zemini hazırlayacak, ihracatçının önündeki engelleri kaldıracaktır. Bunlar devletin görevidir. Fakat ticareti devlet yapmaz; tüccar yapar.

Asıl zihniyet değişikliği burada başlamalıdır.

Tarihe baktığımızda büyük ekonomik ve siyasî güçlerin arkasında yalnız orduları değil, tüccarları da görürüz. Bunun çarpıcı örneklerinden biri İngiltere'dir.

İngilizlerin dünyanın çok farklı coğrafyalarına yayılmasında deniz gücünün ve devlet siyasetinin yanında ticaret ağları da çok önemli rol oynadı. İngiliz tüccarlar ve ticaret şirketleri yeni limanlara ulaştılar, pazarları tanıdılar, ticaret yolları kurdular ve ekonomik ilişkiler geliştirdiler. East India Company bunun en bilinen örneklerinden biridir.

Elbette İngiliz sömürgeciliğinin karanlık tarafını görmezden gelemeyiz. Askerî güç, siyasî baskı ve sömürü bu tarihin ayrılmaz parçalarıdır. Dolayısıyla bugün örnek almamız gereken şey İngiliz emperyalizmi değildir.

Öğrenmemiz gereken başka bir şeydir:

O tüccar, devletinin gelip kendisine pazar bulmasını beklemiyordu. Gemisine biniyor, aylarca yol gidiyor, bilmediği coğrafyalara ulaşıyor, insanlarla tanışıyor, ne satabileceğini ve ne satın alabileceğini araştırıyordu.

Üstelik bireysel kazanç arayışını daha büyük bir aidiyet ve ülke menfaati düşüncesiyle birleştirebiliyordu.

Bugün bizim ihtiyacımız olan şey sömürgecilik değil elbette; işte bu ticaret cesareti ve teşebbüs ruhudur.

Erzurumlu İş İnsanı Neyi Bekliyor?

Şimdi aynı soruyu kendimize soralım.

Erzurum'daki iş........

© Pusula Gazetesi