HASTA EDİYOR BENİ
Kemirgen zaaflardır bugünkü pişmanlık
Kışı sevenlerin yüreği sıcaktır
Ruhları karanlıktır, dünyası dünya olanların
Nokta kadar ışıkmış deli çağlar
Sabahın ilk saatlerinde ezan sonrası
Gökyüzünde kızıllık, bir bardak sıcak çay
Ve birde sensizlik var
Hiç olmayacak olmanın garip hissiyatı
Hep olmanın uğrak adresi hasret
İçimde eskiden kalma kırgın delikanlı
Sokaklarını eskisi kadar sevmiyor
Evinin önünde oturmak artık hoş değil
İçi boşalmış şehrin, caddeler kimliksiz
Yağmur yine rahmet, ama sensiz
Çocukça gözlerle bakmayı özledim
İnan ki çok arıyorum kaybettiğim sevinci
Ziyan olan her yaşamın mendili ıslaktır
Ve müdavimdir kalbime sızı
Biliyor musun, özlemin gece tarifesi varmış
Başkaymış sabaha karşı hasret
Ve ağlayamamak, büyük lanet
Ansızın sokak lambasının şavkında belirsen
İki çift kelam etsek, sonra git gitmek istersen
İnsanın kendine en büyük ihanetiymiş bencillik
Konuşmamak bazen en iyisi, susmak şifadır
Fakat hasta ediyor beni sessizlik
Göğsümün ortasında sevimsiz bir ağrı var
Ve artık omuzuma düşmüyor kar
Yol kenarlarında hicran yüklü kaldırımlar
Neden bana bu kadar yüksek, neden bana düşmanlar
Sanki dünya sırtımda ve inan çok ağır
Biliyor musun, ben artık kahkahalarla gülemiyorum
Çok kızıyorum olana bitene, çok içerliyorum
Üzüntümden geçtim, daha beteri hiçbir şey yapamamak
Bunlarda hasta ediyor beni
Keşke yine geçmiş zamanlara karışsak
Çok temiz, çok duruydum
Nerede bela varsa gider bulurdum
Boynumdan asılan tüm dertleri işte öyle buldum
İyinin yanında yaş, kötüye kuruydum
Kim attı o kuyuya o taşı
Kimin aklına geldi kuyudan taşı çıkarmak
Delilerin kuyuya taş atma eğilimi mi vardı
Akıllıların yapacağı iş değildi ki taşla uğraşmak
Bilincime atılan taşlar da hasta ediyor beni
Utangaç çocukların heybesinde cennet
Cehennemin ateşinden kopup gelen öfkem
Gittiğin yer nasıl, biraz oralardan bahset
Kim gördü ki kaf dağını ben göreyim
Yedi kat arşın gökten aşağı düşsem
Ölsem, seninle birlikte gelsem
Ahir zamanın gölgesinde çürüyor saflık
Kadere sığınmak, en bilindik mazeret
Sinsi düzeneğin pençesinde nefessizim
Ansızın sırlı bir avluda hayalet gibi belirsen
Birer sıcak çay içsek, sonra git gitmek istersen
Belki o zaman anlam kazanırdı içimdeki mekansız gurbet
Anne beni hasta ediyor
Ayak uçlarımdan göğsüme yürüyen rutubet
