menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Suriye Bölünebilir mi?

28 0
11.03.2025
JEOPOLİTİK

1920’lerden beri bölünen Suriye’nin, bir kez daha bölünmesi yeniden en ateşli tartışmaların ve doğrulanması imkânsız projeksiyonların ana başlığına dönüştü. 1920’lerden itibaren Şam, Halep, Alevi, Dürzi ve Büyük Lübnan devletleri diye bölünmüş, sonra yirmi yılını doldurmadan -Lübnan hariç- tekrar birleşmiş bir ülkeye dair “bölünmeden” bahsetmenin elbette dikkat çekici olduğunu düşünenler olabilir. Ancak biraz dikkatli bakılırsa, bu tarih, Suriye’nin bölünme tarihinden ziyade bölünememe tarihi olduğu da görülür.

TAHA ÖZHAN 11 Mart 2025

Ülkelerin bölünmesi ve nihai bir statünün ortaya çıkması müstacel jeopolitik analizlerde veya komplo teorilerinde ele alındığı kadar kolay değil. Yakın tarihte, Yemen’den Almanya’ya, Vietnam’dan Tayvan’a, Suriye’den Sudan’a varıncaya kadar, dahili veya harici sebeplerle bölünmek her zaman çok daha zor olmuştur. Geçen yüzyılda farklı sebeplerle bölünen ülkelerin bir kısmı tekrar birleşmişler bir kısmı da hala “birleşme veya bölünme” sancıları içerisindeki süreçlerini bitirememişlerdir. Artık Amerika’nın bölünme senaryolarının ana akım matbuatta ve medyada rahatlıkla tartışıldığı, think-tank analizlerinde görsel sunumlarla parçalanmanın konuşulduğu bir dönemde bölünmenin sıradanlaştığı söylenebilir. Hatta küresel ekonomide Balkanlaşma tartışmalarının yaşandığı, ittifak haritalarının güncellenme baskısı altında olduğu ve neredeyse asırlık küresel düzenin sert bir değişim yaşadığı dönemde bölünmenin oldukça popüler bir tartışma olduğu da söylenebilir. Bugünlerde Suriye’de ezberleri tekrar eden, özünde kaba, anlamsız ve sürdürülemez bir parçalanmadan başka bir şey önermeyen bölünme senaryosunun ekonomi-politik, jeopolitik ve güvenlik açılarından sürdürülebilirliği oldukça zayıftır. Tahrik edici bir fikir olarak gürültü çıkaran ama hayata geçme ihtimali göründüğünde çok ağır ve karmaşık tabloyu herkesin önüne koyan bir dinamiktir bölünme.

Gerçekten bölünme, harita görsellerinde durduğu gibi durmamaktadır. Oldukça ağır bir maliyetle gelmektedir. Bütün bu maliyete bölünme sürecinde bir şekilde katlanılsa bile sonrasında ya özel bir sebeple ucu açık bir şekilde yıllarca sürmesi gereken düzenli bir harici ekonomik ve güvenlik desteği gerekmektedir ya da bölünen yerin kendi iç kaynakları bütün bu maliyeti karşılayacak boyutta olmalıdır. Suriye’de üzerine bölünme tartışmaları yapılan kesimlerin ölçeğine bakınca, bölünme kelimesinin eş anlamlısı olmayı hak edecek kadar herkesi parçalandığına ikna eden Balkanlar gelmektedir. “Bölünmek için” gerçekten azami çabayı gösteren bu “devletlerin” ezici çoğunluğu; bugün radikal bir demografik çöküş, ekonomik çıkmaz ve jeopolitik anlamsızlık içerisinde NATO ve/ya AB’de “birleşmek için” ter döküyorlar.

Bölünemeyen ve Birleşemeyen Irak

Şimdilerde pek hatırlanmasa da 2006’da o zamanlar senatör olan eski ABD Başkanı Biden, Irak’ı bölme projesini hayata geçirmeye çalışan isimdi. Bunu da bir projeye dönüştürmüş ve New York Times’ta bir yazıyla ilan etmişti. Irak’ta “Özerklik Yoluyla Birlik” sağlanacaktı! Irak zaten Wikipedia’da yazdığı üzere kabaca üç unsurdan oluşuyordu: Şiiler, Sünniler ve Kürtler. Dolayısıyla Biden’ın zekice olduğunu düşündüğü “gevşek bölünmenin” unsurları da belliydi. Güneyi de içine alan büyük gövde Şiilerin, merkezde Sünniler ve Kuzeyde Kürtler sınırları çizeceklerdi.

Ancak Şiilerin aynı anda Arap ve Türkmen oldukları; Sünnilerin Arap, Türkmen ve Kürt oldukları, mezhep üzerinden çizilen sınırları enerji haritasının bozduğu, etnisite üzerinden çizilen sınırları mezhep aidiyetinin ve enerji kaynaklarının anlamsızlaştırdığı, coğrafya üzerinden bölünmenin ise aynı anda etnisite, mezhep ve enerji engeline takıldığı Wikipedia’da açıkça yazmıyordu. Sonuçta bu planlar hayata geçemedi. Irak bölünemeyen ve birleşemeyen bir ülke olarak varlığını sürdürüyor. Geçen yıllar içerisinde bölünmenin enerjisi azalmaya devam etse de birleşmenin enerjisinin arttığı söylenemez. Gelinen noktada, yeniden iç savaşın başlamasını engelleyen bir formül olan enerji kaynaklarını ve siyasi pozisyonları ilkel bir şekilde paylaşarak yaşamaya alıştılar. Bu ehven-i şer durum Irak’ı çürütmeye devam etse de yarım yüzyıldır tecrübe ettikleri kanlı bir diktatörlük, işgaller, ambargolar ve iç savaşlar dünyasına göre tercih edilen bir düzen oldu. Bu basit geçmişe rağmen, Biden’ın Irak’ı okuma düzeyine müstehzi bir şekilde yaklaşanlar dahil, Suriye’yi Irak’tan ve Biden’dan daha ciddi ele alamayanlar yıllardır dile getirdikleri Suriye’nin “bölünmesi projelerini”, 8 Aralık’tan beri daha da iştahla telaffuz etmeye başladılar.

Suriye’de Bölünme Senaryoları

1920’lerden beri bölünen Suriye’nin bir kez daha bölünmesi yeniden en ateşli tartışmaların ve doğrulanması imkânsız projeksiyonların ana başlığına dönüştü. 1920’lerden itibaren Şam, Halep, Alevi, Dürzi ve Büyük Lübnan devletleri diye bölünmüş sonra yirmi yılını doldurmadan -Lübnan hariç- tekrar birleşmiş bir ülkeye dair “bölünmeden” bahsetmenin elbette dikkat çekici olduğunu düşünenler olabilir. Ancak biraz dikkatli bakılırsa, bu tarih, Suriye’nin bölünme........

© Perspektif