PKK Kısır Döngüsü
PKK silahla elde edebileceği hiçbir şeyi tarif edemeyen, silahsız, yani siyasal bir mücadeleyi ise telaffuz dahi edemeyen kısır döngüsünü kırmak için önemli bir fırsatla karşı karşıya. Ancak PKK aklı, bu cümleyi her duyduğunda sahici bir teklif yerine “sinsi bir tehdit” ya da “büyük bir komplo” olarak okuduğu sürece kısır döngüsünü kıramayacaktır.
TAHA ÖZHAN 29 Ocak 2025Türkiye’nin demokratikleşme sancıları derin bir kısır döngü oluşturmuş durumda. Verimli ve tarafsız bir kamu idaresinden hukuk devletinin tam tesisine, kabul edilebilir bir düzeyde serbest piyasa işleyişinden adil bir gelir dağılımına, kült sistemine dayalı eğitim sisteminden sahici bir sivil topluma sorunların merkezinde demokratikleşme sorunu bulunuyor. Bu meseleleri çözmek için tek yol olan siyaset ise, iktidar veya muhalefetteki konumundan bağımsız bir şekilde hem sorunlarla yaşamaya hem de asırlık tabuların konforuna oldukça alışmış durumda. Değişim yerine adaptasyon, siyaset yerine sorunların iletişimi ya da (çoğu zaman farkında olmadan) siyaset eleştirisi güçlenmeye devam ediyor. Bu kriz tabiatıyla yeni bir siyasetfobi üretmiş durumda. Hemen herkesin bu korkunun ve tabunun konforlu gölgesini tercih etmesiyle de siyaset yapımı yetim kalmış durumda. Hatta ne kadar siyasetsizlik eksenine sadık kalınırsa o kadar zekice ve kurnazca davranıldığı bile düşünülüyor. Oysa toplumsal muhalefet ve siyaset, bu siyasetsizlik atmosferi içerisinde, lidersiz ve yönsüz halde lümpen bir şekilde büyümeye devam ediyor. Bu siyasetsizliğin önemli araçlarından birisi de “PKK sorunu”.
Yıllar içerisinde bir yönüyle dönüşen, bir taraftan da zamana, tarihe ve hayata karşı akıl almaz bir dirençle cenin pozisyonunu koruyan “PKK dünyası” da kendi kısır döngüsünü üretmiş durumda. 22 Ekim’den beri tekrar bir siyasi sorun olarak da “fark edilen” PKK’nın, aradan geçen onca yıldan sonra kendisine sunulacak olan fırsatı değerlendirip değerlendirmeyeceğini göreceğiz. PKK ve örüntüsü içerisinde yer alan bütün unsurlar açısından sürecin özünde bir tek sorunu bulunuyor: PKK kısır döngüsünden çıkıp çıkmayacakları. Zira bu kısır döngüde kalmaya devam ettikleri sürece yeni bir açılım yapmaları zor görüyor. PKK kısır döngüsünün hemen fark edilebilen bazı özellikleri bulunuyor.
Siyaset Düşmanı Maksimalizm
Bunların başında siyaset dışı bir maksimalizm geliyor. Hayattan, dolayısıyla siyasetten kopuk bu maksimalizm, çoğu kez telmihlerle bezenmiş, tarih dışı bir anlatının ve sebep-sonuç ilişkilerini feci şekilde yanlış konumlandıran diyalektiğin üzerine kurulu, dünyaya ben-merkezci bir şekilde bakan bir yaklaşımın ürünü. PKK maksimalizmiyle uğraşmak, baştan kendisine zarar vermeye çalışan bir kişiyi ikna etme çabasına girişmeyi göze almayı gerektiriyor. Zira verili durumun, siyasal çerçevenin ve yaşanan değişimlerin bu maksimalizm karşısında fazlaca bir anlamı bulunmuyor. Kendi kehanetine fazlaca ikna olmuş bir keskin inanç dünyasının içerisinde, ortaya çıkmış ve çıkacak maliyeti zerre umursamayan bir ahlaki zeminde yürüyen bu aklın maksimalizmden kurtulup siyasallaşması ve rasyonelleşmesi kolay görünmüyor. Ancak her şeye rağmen belli katalizörler eşliğinde maksimalizmden kurtulmak PKK için bile mümkün olabilir. Bu katalizörlerin başında Öcalan’ın geldiği farz ediliyor. Örgütün ilk kurucu lideri, hayattayken, PKK kısır dünyasını kırabilecek potansiyele sahip olabilir. Bu potansiyeli siyasal bir iradeye ve perspektife büründürme sorumluluğu alıp alamayacağı, Öcalan’ın da gönüllü olarak durduğu PKK hapishanesinden ne kadar çıkmak istediğine bağlı olacak.
Nihilizm ve Teoloji
PKK kısır döngüsünü vücuda getiren bir diğer unsur ise ilk günden siyaset korkusunun sebep olduğu nihilizmdir. Zira PKK, doğuşu itibarıyla, ne yıllara sâri ve geleneği olan bir siyasi mücadelenin ne başı sonu belli bir fikri çizginin ne de ciddiye alınacak kadar geçmişi olan kadronun ürünüdür. Savaş veya silahlı mücadele ancak bir siyasetin aracıysa nihilizm üretmeyebilir. PKK, bu nihilizm içerisinde “silahlara sarılmıştır”. Üstelik bu silahlara PKK’nın eli mi uzanmıştır yoksa Soğuk Savaş dünyasında “başka ‘eller’ mi PKK’nın eline silahları vermiştir” sorgulaması da hiçbir zaman sahici bir şekilde yapılamamıştır. Zaten PKK nihilizmi içerisinde bunun hiçbir anlamı olmamıştır. PKK’nın, silahlı mücadeleye başladığı ilk gün silahla ne elde edeceğine dair ne kadar fikri varsa, 40 yıl sonra elindeki silahlarla ne edebileceğine dair o kadar fikri bulunuyor.
Şu an hayatta olan lider kadrosu, 1970’lerin ortasından itibaren şekillenmeye başlayan PKK’nın doğuşu sırasında, 20’li yaşlarının başlarındaydılar. Bu yaş ortalamasında siyasal olgunluk ve naiflik düzeyi, tecrübe derinliği, Türkiye’yi ve dünyayı idrak kabiliyeti ne kadar olabilirse, o kadardı. Bugünden geriye doğru yeniden estetize edilen, entelektüel anlam giydirilen, siyasal tarih üretilen kadro buydu. Silahları gibi akılları ve kullandıkları dil ne kadar kendilerine ait olabilirse, o kadar aitti. 1970’ler ve 80’lerde, Soğuk Savaş ve Türkiye’nin siyasal sofistikasyonu vasatında, ergen bir siyasallaşmanın ötesine geçmesi mümkün olmayan entelektüel düzeyin etrafında şekillenen PKK aklı, neredeyse yarım yüzyıl sonra adeta tarihin ve zamanın içerisinde kayboldu. PKK nihilizminin inşa ettiği zırh sayesinde her türlü değişime ve siyasallaşma baskısına karşı dayanıklı hale geldiler, kısır döngülerinin duvarlarını olabildiğince tahkim ettiler.
PKK kısır döngüsünün üçüncü unsuru ise Kemalizm taklidi yaparak icat ve inşa ettiği teolojisi oldu. Elbette gerek bu teoloji gerekse de kısır döngüyü inşa eden diğer unsurların oluşmasında en büyük yardımcısı vesayet rejimiydi. İlkel bir ırkçı sosyal mühendisliği bütün topluma dayatan bu rejim, PKK’ya her zaman can suyu olacak zemini hazırladı. Kendine özgü bir teoloji inşa etmeyi başaran PKK, Kürtleri ve Kürtlüğü bu dünya içerisinde........
