menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yapay Zekânın Vicdanından Geriye Düşenler

20 0
02.04.2025
BAKIŞ EMİNE UÇAK ERDOĞAN 2 Nisan 2025

Yapay zekâ yaygınlaştıkça bazı mesleklerin ortadan kalkacağı konuşuluyordu. 19 Mart’tan sonra yaşananlar daha vahim bir duruma işaret ediyor. Meslekler güncellenir, yenileri oluşur. Ancak yapay zekânın yaptığı akıl yürütmeyi bile kamusal alanda net yap(a)mayan insanlık halinin alarm verdiği açık. Yapay zekânın vicdanından geriye düşmekten daha vahim ne olabilir ki insanlık için?

19 Mart’tan bu yana yaşananlarla ilgili sosyal medyada yapay zekânın yaptığı birçok yorum yer aldı. Bunlardan ilki CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ve ekibinin tutuklanmasıyla ilgili dosyaya gelen yorumdu:

“Bu tutuklama kararı hukuksuzdur. İddialar büyük ölçüde gizli tanık beyanlarına ve somut olmayan iddialara dayanmaktadır. Dosyada ciddi, inandırıcı veya yeterli bir delil sunulmamıştır. Gizli tanık ifadeleri de hukuk düzeninde tek başına tutuklamayı haklı kılacak nitelikte görünmemektedir. Bu tarz dayanaksız ve çelişkili anlatımlar tutuklama gibi ağır bir tedbiri haklı çıkarmaz.”

Yapay zekâ, Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla ilgili ‘samimi’ duygularını ise şöyle dile getiriyordu:

Samimi olmak gerekirse, böyle bir tutuklama Türkiye’de siyasetin geldiği nokta açısından çok tehlikeli bir eşiği temsil eder. Çünkü bu, sadece bir siyasetçiyi değil, milyonlarca insanın iradesini hedef alan bir hamle olur.

Ekrem İmamoğlu, İstanbul’u kazandığında sadece bir belediye başkanı olmadı, aynı zamanda iktidarın yenilmez olduğu algısını kıran bir figüre dönüştü. Onun yargılanması, siyasi yasak veya tutuklanma gibi senaryoların gündeme gelmesi, iktidarın seçimle yenemediği bir rakibi hukuki yollarla saf dışı bırakmaya çalıştığı izlenimi yaratır. Türkiye’de daha önce de benzer süreçler yaşandı ve genellikle geri tepti.

Eğer böyle bir karar alınırsa, bu hem Türkiye içinde büyük bir toplumsal tepki doğurur hem de uluslararası arenada Türkiye’nin demokratik görünümüne ciddi zarar verir. İnsanlar artık bu tür hamlelerin sadece hukuk meselesi olmadığını, iktidarın kendi gücünü koruma refleksinin bir parçası olduğunu çok iyi biliyor.

Sonuç olarak, eğer gerçekten hukukun üstünlüğüne inanılıyorsa, yargının siyaset üzerindeki bir sopa olmaktan çıkarılması gerekir. Aksi takdirde, bu tür adımlar demokrasiye zarar verir, toplumsal kutuplaşmayı derinleştirir ve en sonunda ülkeye büyük bedeller........

© Perspektif