menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çürüme ve Umut Arasında Siyaset

2 0
yesterday

Çürüme ve Umut Arasında Siyaset

Çürüme ve Umut Arasında Siyaset

Sistemsel çöküşe karşı çözüm; aşırı merkezileşmeyi reddeden, akla, bilime ve uzmanlığa alan açan, sivil toplumun ve bağımsız medyanın denetimine açık, şeffaf ve hesap verebilir bir devlet yapısının inşasıdır.

Türkiye’de uzun süredir adına “olağanüstü” dediğimiz ama artık hayatımızın sıradan bir parçası haline gelen fiilî bir istisna rejiminin içinde nefes almaya çalışıyoruz. Süre bu kadar uzun olunca, istisna uygulamalar da zamanla olağan addedilmeye başlıyor. 2015’ten beri, siyasi partilerin, performansları ve vaatleri ile yarıştığı bir seçim yapabilmiş değiliz. Hemen her seçimde millet, yoğun devlet propagandası altında, rakibin iç düşman ilan edildiği “beka meselesi” referandumlarına götürülmeye çalışıldı. Rekabetin düşmanlık olarak görüldüğü ortamda ‘düşman hukuku’ uygulanması da normalleştirildi. Anayasa, yasa, kural ve kurumların mücadelede işlevsizleştirilmesiyle hukuksuzluk ve istisna rejimi bir kanser gibi devletin, memleketin her köşesine yayıldı. Artık en ücra kasabadaki sıradan vatandaşın, basit davaları bile normatif hukuk üzerinden değil, tarafların bürokrasiye yakınlığı ölçüsüne göre sonuçlanır hâle geldi.

Karşımızda duran bu yakıcı tablo, tekil ve tesadüfi arızalardan ibaret değildir; makro düzeyde bütüncül bir sistemsel tıkanmadır. Afet yönetiminden ekonomiye, toplumsal asayişten kurumsal işleyişe kadar her alanda bu kurumsal zafiyetin ve koordinasyonsuzluğun yakıcı izlerini görüyoruz. Plansız kentleşmenin ve imar aflarının getirdiği yükle yıkılan şehirler, kaybettiğimiz on binlerce can; afet anında aşırı merkezileşme ve inisiyatifsizlik yüzünden refleksi felç olan, sokağa çıkmak için “tensip” bekleyen kurumsal yapılar… Liyakatsizlik, denetimsizlik ve şeffaflık eksikliğinin finans piyasalarında yarattığı kurumsal çürümeyi ifşa eden fon vurgunları. Bu iki acı tecrübe bize aynı yalın gerçeği fısıldıyor: Liyakat, denetim, şeffaf yönetim ve hukuk bileşik kaplar gibidir; bir yerde seviye düşükse, öteki yerde yüksek olamaz.

Bu noktaya aniden ve tesadüfen gelmedik. Bu durum, siyaseti ve memleketin ortak zenginliklerini bir hizmet alanı değil de paylaşılan bir rant zemini olarak gören anlayışın kaçınılmaz bir sonucudur. Siyasetin finansmanını bu bölüşüm üzerine düzen, giderek her sektöre yayıldı ve alanlar rekabetsizleştirilerek dar yapılara peşkeş çekildi. Ekonomide hakkaniyetin ve rekabetin ortadan kalkması muazzam bir verimsizlik doğururken, bir işi daha iyi yapmanın, dünyaya açılmanın ve iyi insan kaynağı istihdam etmenin de anlamı kalmadı. Nihayetinde emeğiyle, dürüst girişimiyle müreffeh bir hayat........

© Perspektif