menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Barışın Taşıyıcılığı ve Hakikate Dair

1 0
yesterday

Barışın Taşıyıcılığı ve Hakikate Dair

Barışın Taşıyıcılığı ve Hakikate Dair

Güçlü liderlerin güçlü toplum, güçlü kalkınma ve demokratikleşme sağlamadığını çok ağır tecrübelerle deneyimliyoruz. Hukuk önünde aynı güvenceye sahip değiliz. Ekonomik imkânlara erişimimiz eşit değil. Sözün hatta suçun bedeli bile herkes için aynı değil.

Siyaset bilimci yazar Murat Özbank’ın Birikim Dergisi’nde geçtiğimiz hafta yayınlanan “Demokrasinin ve Barışın Siyaseti” başlıklı yazı dizisi, kurumsal muhalefet ile toplumsal muhalefetin güç birliği imkânlarının yanı sıra; çerçeve yasanın Meclis’te kabul edilmesiyle önemli bir aşamayı geride bırakan süreç üzerine de geniş bir tartışma ve düşünme imkânı veriyor. Özbank, bu yönüyle silahların susmasını istemenin veya buna sevinmenin ile mevcut sürecin demokrasi ve kalıcı barış üretip üretmeyeceğinden kuşku duymanın aynı anda yaşandığına vurgu yapıyor. Bu ikiliğin kalıcı barış ihtimali açısından birbirinden ayrı düşünülemeyecek iki tutum olduğunun da altını çiziyor.

Sürecin konuşulduğu ortamlarda veya mecralarda benzeri saptamaları sıklıkla yapan biri olarak; en azından bundan sonrası için özellikle de barışın toplumsallaşmasının artık bir ihtiyaç olarak daha da belirginleştiği bir dönemde, bu gerekliliği bir kez daha vurgulamayı kıymetli buluyorum. Çünkü sürece ilişkin demokratik kaygının veya iktidar erklerinin belirlediği normların dışındaki yaklaşımların sürekli “süreç-barış karşıtlığı” olarak etiketlenmesinin ve tüm süreç boyunca yaşanan hakikat eksiltmelerin bize çizdiği dar gömlek, izlerini göstermeye başladı ne yazık ki… Taziyeden, araştırmaya gündelik hayat ve siyasetin farklı tezahürleri eskisi gibi “terör” olmasa da “bölücülük, süreç sabotajı” olarak nitelendirilip yine öyle kolay bir şekilde yargının alanına taşınabiliyor. Dahası neyin sürecin içinde sayılıp neyin sayılmayacağı haber içeriğinden siyasi cümlelere kadar taraflar ve onların hizalayıcıları tarafından belirleniyor. Böyle olduğu için onların tahakküm alanı genişlerken; esasında en çok da demokratik siyasetin, toplumsal barışın, eşitliğin alanı ve onu murat edenlerin varlığı kırılganlaşıyor. 

Kırılgan Süreç, Kırılgan Toplum

Özbank yazı dizisinde bu kırılganlığa sık sık vurgu yapıyor. Demokrasi ile barışın bir arada olamayabileceğini fakat biri diğerinden koparıldığında her ikisinin de eksildiğini ve kırılganlaştığını savunuyor. Bu yönüyle silahların susması demokratikleşmenin alternatifi değil, onun önünü açabilecek bir imkân; demokratikleşme de çatışmasızlığın kalıcı barışa dönüşmesinin güvencesi olarak görülmeli. Bunlardan birini diğerinin yerine koyduğumuz anda ya demokrasisiz bir çatışmasızlığa ya da barışsız bir demokrasiye alan açmış oluyoruz. Bunun sonuçlarını da taraflara biat edenlerin dışındaki tüm toplum çok farklı şekillerde yaşıyor. 

Beştepe’den itiraz........

© Perspektif