Tarlada Kadın Var, Karar Masasında Kim Var?
Tarlada Kadın Var, Karar Masasında Kim Var?
Tarlada Kadın Var, Karar Masasında Kim Var?
Kadınlar üretiyor ancak üretimin ekonomik sonuçları üzerinde aynı ölçüde söz sahibi olamıyor. Emeğin tanınması, gelir, mülkiyet ve sosyal güvence ile desteklendiğinde anlamlı bir sosyoekonomik dönüşüm yaratır. Tarlada kadınların emeği varsa, karar masasında da kadınların aklı ve sözü olmalıdır.
Bir ürünün tarladan sofraya ulaşmasında kadınların emeği büyük rol oynuyor. Ekimden hasada, hayvan bakımından ürünlerin işlenmesine ve pazara hazırlanmasına kadar pek çok aşamada kadınlar çalışıyor. Buna karşılık üretimden elde edilen gelir, mülkiyet hakları ve karar süreçlerindeki güç aynı ölçüde paylaşılmıyor. Kadınlar üretiyor; ancak üretimin ekonomik sonuçları üzerinde aynı ölçüde söz sahibi olamıyor.
Birleşmiş Milletler’in (BM) 2026 yılını “Uluslararası Kadın Çiftçiler Yılı” ilan etmesi ve 15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü’nün bu yıl “Doğanın Koruyucusu Kadın Çiftçiler” temasının öne çıkarılması, tarım-gıda sistemlerindeki bu yapısal eşitsizlikleri analitik bir çerçevede yeniden değerlendirmek için kritik bir fırsat sunuyor. BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) öncülüğündeki girişimler, kadınların üretime katkısını görünür kılmayı ve kaynaklara erişimdeki bariyerleri azaltmayı hedefliyor [1]. Ancak bu inisiyatifler, yalnızca bir farkındalık yılı olarak kalmamalı. Temel soru şu: Kadınların tarımsal üretime sağladığı fiziki katkı; gelir, sosyal güvence, toprak mülkiyeti, iklim krizine uyum ve politika yapım süreçlerinde ne ölçüde karşılık buluyor?
Üretimin İçinde, Kazancın Neresinde?
Tarımda kadın emeğinin boyutlarını kavramak için salt çalışma saatlerine odaklanmak yetersizdir. Kadınlar bir yandan tarlada ve hayvancılıkta çalışırken, diğer yandan ürünleri işliyor ve aynı zamanda ev içi bakım sorumluluklarını üstleniyor. Bu çok katmanlı mesai, ekonomik bir değer üretmesine rağmen çoğu zaman “aile işletmesinin doğal bir uzantısı” olarak görüldüğü için ayrı bir gelir kalemi olarak kayda geçmiyor.
FAO’nun verileri ve yayımlanan güncel raporları, makro düzeydeki eşitsizliği somut rakamlarla ortaya koyuyor: Küresel düzeyde kadınlar tarım-gıda iş gücünün yüzde 42’sini oluşturuyor [2]. Buna karşılık, tarımda ücretli çalışan bir kadın, erkeğin kazandığı her 1 dolara karşılık ortalama 78 sent kazanıyor [2]. Aynı büyüklükteki işletmelerde kadın ve erkek çiftçiler arasındaki arazi verimliliği farkının yüzde 24’e ulaşması, kadınların üretim kapasitesindeki eksikliklerinden değil, finansmana, teknolojiye ve tarımsal girdilere erişimdeki dezavantajlı konumlarını yansıtıyor [2].
Türkiye özelinde kayıtlı çiftçi verileri de tablonun dikkatle okunması gerektiğini gösteriyor. Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin (TZOB) verilerine göre, ziraat odalarına kayıtlı 956 bin 643 kadın çiftçi bulunuyor ve bu sayı toplam üyelerin yüzde 18,14’ünü oluşturuyor [3]. Bu oran, tarımda çalışan tüm kadınları değil, yalnızca sisteme dâhil olabilmiş kayıtlı kesimi gösteriyor. “Gerçek bir sosyoekonomik güçlenme, kayıt dışı çalışan kadınların da sosyal ve ekonomik sistemlere dâhil edilmesi ve elde ettikleri gelir üzerinde doğrudan söz sahibi olmalarıyla mümkün.
Görünmez Emek, İklim Krizi ve Yapısal Eşitsizlikler
Tarımda kadın emeğinin görünmezliği........
