menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Geçiş Ülkesi Değil, Ticaret Merkezi

15 0
02.07.2026

Bazı ülkeler doğal kaynaklarıyla zenginleşmiştir.

Bazıları teknolojiyle.

Bazıları finans sistemleriyle.

Bazıları ise sahip oldukları coğrafyanın sunduğu imkânlarla öne çıkar.

Ülkemiz, kuşkusuz son grupta yer alıyor.

Ancak coğrafya tek başına bir avantaj değildir.

Avantaj, ancak doğru stratejiyle ekonomik değere dönüşür.

Bir ülke önemli yolların üzerinde bulunabilir; fakat o yolların oluşturduğu ticaretten yeterince pay alamıyorsa, haritadaki konumu yalnızca jeopolitik bir anlam taşır. Ekonomik bir güç üretmez.

Haftanın başında İSO 500 verileri üzerinden üretimin durumunu, sonraki yazımda ihracatın Türkiye’nin küresel rekabetindeki yerini değerlendirmiştim.

Dünkü yazımda ise, katma değerli üretimin neden artık bir tercih değil, zorunluluk olduğunu…

Şimdi bu tabloya dördüncü bir boyut eklemek gerekiyor: Ticaretin yönünü belirleyebilmek.

Çünkü artık ülkeler yalnızca ne ürettikleriyle değil; ticaretin hangi aşamalarını yönettikleriyle de güç kazanıyor.

Bugün dünya ticareti yeniden şekilleniyor.

Pandemi, tedarik zincirlerinin ne kadar kırılgan olduğunu hepimize gösterdi.

Rusya-Ukrayna savaşı enerji ve ulaştırma koridorlarını yeniden gündeme taşıdı.

Kızıldeniz’de yaşanan güvenlik sorunları deniz taşımacılığının alternatif güzergâhlarını öne çıkardı.

ABD ile Çin arasındaki rekabet ise üretim ve tedarik kararlarının yeniden düşünülmesine sebep oldu.

Artık şirketler yalnızca en düşük maliyetli üreticiyi aramıyor.

Güvenilirliği yüksek, teslim süresi kısa, siyasi riski düşük ve pazara yakın ülkeleri tercih ediyor.

İşte Türkiye tam da bu yeni dönemin önemli aktörlerinden biri olabilecek özelliklere sahip.

Üretim kapasitesi var.

Güçlü bir sanayi altyapısı var.

Üç tarafını denizler çevreliyor.

Uluslararası havalimanları var.

Gelişmiş kara yolu ağı var.

Avrupa........

© Para Borsa