menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

'Trump’ın Erdoğan’a Müjdesini Verdiği “Hediye Paketi”nde F-35 Olacak mı? İşte Altı Senaryo...'

8 0
26.06.2026

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’da NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile düzenlediği ortak basın toplantısında Cumhurbaşkanı Erdoğan için F-35’ler ve F-110 jet motorlarından oluşan bir “hediye paketi” getirebileceğinin sinyalini verdi. Bu açıklamaya Erdoğan’a övgüleri de eklendi. “O olmasaydı Ankara Zirvesi’ne gitmezdim” dedi. ABD Başkanı “dediğim her şeyi yapıyor” diye tanımladığı Erdoğan’ı “çok mutlu etmeye” istekli olduğunu bir kez daha gösterdi.

Başkan Yardımcısı J D Vance, Trump’ın, ekibinden —”Savaş Bakanı” Pete Hegseth’in grubu da dahil— gerekli yasal izinler için “zemin yoklaması yapmalarını” istediğini belirtti. Vance, “Bunun gerçekten Kongre’yi ilgilendiren bir mesele” olduğunu da vurguladı, dolayısıyla ortadaki aşılması zor yasal engellerin hala yerli yerinde durduğunu da üstü kapalı bir şekilde kabul etti.

Peki, kapalı kapılar ardında neler pişiyor? Bu “hediye paketi” neleri içerebilir ve nelerde eksik kalacak? Yarısı dolu yarısı boş mu olacak?

Trump’ın açıklamalarının akla getirdiği ilk soru, BAE ve Körfez ülkelerine yönelik silah satış paketlerinde yaptığı gibi, her daim temkinli yaklaşan Kongre’yi yürütme gücünü (“executive order”) kullanarak, bir şekilde aşıp aşamayacağı.

ABD-Türkiye-NATO üçgenini neredeyse on yıldır arafta bırakan bu karmaşık ilişkiye dair açık kaynaklara dayanan bazı analizleri ve birkaç senaryoyu en anlaşılır haliyle paylaşmak istiyorum.

Türkiye, Rus yapımı S-400 hava savunma sistemini satın alması ardından 2019 yılında F-35 programından resmen çıkarılmıştı. (Bu satınalma, 2016 darbe girişiminin arkasında “Batı”nın koyu gölgesinin olduğuna inanan Erdoğan’ın sert ve fevri hamlesiydi.) Söz konusu program dışı bırakma işlemi ABD’li yetkililerin S-400’ü F-35’in gizlilik sırlarına yönelik açık bir tehdit olarak değerlendirmesi nedeniyle gerçekleşmişti.

Aralık 2020’ye gelindiğinde ABD, S-400 alımı nedeniyle Türkiye Savunma Sanayii Başkanlığı’na (SSB) CAATSA (ABD’nin “Hasımlara Yaptırımlar Yoluyla Karşı Koyma Yasası”) kapsamında yaptırımlar uyguladı. Yaptırımlar SSB’ye yönelik ihracat lisansı yasağını ve kurum liderliğine yönelik malvarlığı ile vize kısıtlamalarını içeriyordu.

Ardından, Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası (NDAA) çok sert bir hukuki sınır çizdi: Yasadaki Madde 1245, Dışişleri ve Savunma Bakanları Türkiye’nin artık S-400’e “sahip olmadığını” ve benzer Rus sistemlerini bir daha almayacağına dair güvenilir güvenceler verdiğini yazılı olarak teyit ve tasdik etmedikçe Türkiye’ye F-35 uçaklarının, parçalarının, teknik verilerinin ve know-how desteğinin transferini kesin olarak yasaklıyordu.

Bu NDAA kısıtlaması genel bir politika önerisi değildi, bağlayıcı bir yasaya dayalıydı: S-400’ün ülkeden çıkarıldığına dair resmi belge olmadığı sürece, ABD Başkanı kişisel olarak istese bile, Beyaz Saray’ın bu jetleri göndermek için hiçbir yasal yetkisi bulunmuyor. Kongre........

© Para Analiz