'Siyaset Şantiyesi...'
Erdoğan-Bahçeli ittifakı, “muhalefetsizleştirme” ve “İç Cephe” hedefine adım adım ilerlemekte. “Beka” amaçlı “yeni anayasa” kurgusunda “mıntıka temizliği” sürüyor.
“Yeni Türkiye” inşaatı münasebetiyle siyaset alanı bir şantiye görünümünde. Dört kuvvetten üçü — yasama, yargı ve medya— işlevsiz bırakıldığı için inşaat yönetimi Başkan Erdoğan, fiili başkan yardımcısı Bahçeli ve seçilmişler yerine atanmışlardan oluşan yürütmenin emir komuta zinciri altında planını tek tek, adım adım, gün be gün uygulamakta.
Birgün gazetesi 11 Eylül’deki manşetinde “Erdoğan muhalefete labirent hazırladı” demiş.
Bu da bir başka tanımlama ve pek çok şeyi anlatıyor.
Şunu da: 12 yıldır —siyaseten rahatlayalıberi — muhalefetin her zaman birkaç adım önünde bir “oyun bozucu ve oyun kurucu” olan Erdoğan’ın kapalı otoriter bir rejime doğru çizdiği yol haritası izleyenleri içinde kaybettirmiş bir labirent.
Öyle bir kaos ustası ki, 10-12 yıl önce anlaşılması, öngörülmesi gereken adımlar, bir elit kesimi tarafından daha yeni yeni anlaşılıyor. Bu, zihin tembelliğinin, inkarcılığın ve aşırı iyimserliğin bir sonucu.
Ortalıkta gelişme ve olguları büyük resim ve geniş açı anlatacak bir medya da kalmadığı için memleket bir körebe sahnesi.
Ayrıntılara girmeme lüzum yok. Beni büyük resim, istikamet ve “grande final” ilgilendiriyor. Her gün kararlılığı simgeleyen adımlar birbirini izlemekte.
Son olarak, tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’ya siyaset yasağı içeren mahkeme kararı, fotoğrafa eklenen bir parça.
Çok uzun bir süredir “Atı alan Üsküdar’ıGeçti” diyorduk. Erdoğan’ın bu dört kelimeyi kaç defa dile getirdiğini hatırlamıyorum, ama son olarak Ahmet Davutoğlu’nun ifadeye çağrılması, ifadeye giderken yanına Ali Babacan’ı alması hem “nereden nereye” dedirtti, hem de memleketteki siyaset zevatının At/Üsküdar benzetmesini anlamayı reddedişinin hazin sonuçlarını gösterdi.
Çok uzun bir süredir “Atı alan Üsküdar’ı
Geçti” diyorduk. Erdoğan’ın bu dört kelimeyi kaç defa dile getirdiğini hatırlamıyorum, ama son olarak Ahmet Davutoğlu’nun ifadeye çağrılması, ifadeye giderken yanına Ali Babacan’ı alması hem “nereden nereye” dedirtti, hem de memleketteki siyaset zevatının At/Üsküdar benzetmesini anlamayı reddedişinin hazin sonuçlarını gösterdi.
Öyle mi? Öyleyse ve çok geç de olsa, atın bu kez Üsküdar’ı gerçekten gürültü patırtıyla geçtiğini izledik. Tam bir metazori siyaset mühendisliği projesi olan Üsküdar Belediyesi operasyonu, emin olun, ilerde siyaset bilim derslerinde okutulacak türden.
Turkey Recap haber sitesi yereldeki fotoğrafı şöyle özetledi geçen gün:
“İstanbul’da belediyelerin durumuna yakından bakınca şöyle bir tablo ortaya çıkıyor: Tuzla ve Çekmeköy’de CHP’li belediye başkanları AK Parti’ye geçti, Beykoz ve Şile’de başkan vekilleri parti değiştirdi. Gaziosmanpaşa, Bayrampaşa ve Üsküdar’da başkan vekili seçimleri ile yönetim AK Parti’ye geçti. Esenyurt ve Şişli’de ise kayyımlar görev yapıyor. Böylelikle 31 Mart 2024’te İstanbul’da 39 ilçeden 26’sını kazanan CHP’nin belediye başkan sayısı 17’ye gerilerken, AK Parti’nin belediye başkan sayısı 20’ye yükseldi.”
“İstanbul’da belediyelerin durumuna yakından bakınca şöyle bir tablo ortaya çıkıyor: Tuzla ve Çekmeköy’de CHP’li belediye başkanları AK Parti’ye geçti, Beykoz ve Şile’de başkan vekilleri parti değiştirdi. Gaziosmanpaşa, Bayrampaşa ve Üsküdar’da başkan vekili seçimleri ile yönetim AK Parti’ye geçti. Esenyurt ve Şişli’de ise kayyımlar görev yapıyor. Böylelikle 31 Mart 2024’te İstanbul’da 39 ilçeden 26’sını kazanan CHP’nin belediye başkan sayısı 17’ye gerilerken, AK Parti’nin belediye başkan sayısı 20’ye yükseldi.”
CHP ve Yeni Parti’nin Cumhur İttifakı’nın kıskacından yakayı kurtarmasının artık imkansız olduğunu varsayabiliriz. Yeni Parti’den Gökhan Günaydın’a göre İBB için de benzer bir “kumpas” yolda. “Kimin aklına en kötü senaryo geliyor ise AKP’nin buna hazırlandığı açıktır,” dedi Günaydın.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında Yargıtay aşamasındaki “ahmak” davasından siyasi yasak kararı çıktı, dolayısıyla sırada İBB Meclisi kargaşası var. CHP’nin 155, AK Parti’nin ise 136 üyesi bulunuyor orada.
Legalistlerimizin şimdi “ama dur bakalım, daha arada istinaf ve Yargıtay süreci var” dediğini duyar gibi oldum, ama o zamana kadar İBB meclisinin hangi üyesi hangi Üsküdar muamelesine maruz kalır, artık onlar hesap etsin. Ben karışmıyorum. Onlar bekleyebilir, ama toplumun muhalif kesimi delirmek üzere.
Derdest operasyonlarının odağına yerleşmiş, ardı arkası kesilmeyen “yolsuzluk” suçlamaları nedeniyle geleneksel CHP seçmeninin kafasını daha da karıştıran “kol kanat kırma” hamlelerinin ön cephesinde son yerel seçimlerde kaybedilmiş bütün belediyelerin tek tek merkeze bağlanması söz konusu.
Ama genel hareket şeması ise farklı yöntemleri devreye sokarak bir “İç Cephe” kurmayı öngörüyor.
Bunun için iktidar, kendisine sıkı sıkıya bağladığı yargı ve kolluk üzerinden korkutma, tehdit, içeri alma; veya “ikna”/vaat yoluyla merkezdeki CHP ve YP siyasilerini iktidar yapısına entegre etme gibi paralel yöntemleri başarıyla uygulamakta. YP lideri Özgür Özel’in Üsküdar’la ilgili son anlattıkları........
