Yağız Kutay Işık Yazdı: FED’de devir teslim; Powell ve Warsh’ın yoğurt yiyişleri
Aylar süren ve adeta bir reality show’u andıran aday belirleme sürecinin sonunda, Washington kulislerinde Fed Başkanlığı için öne çıkan isim netleşti: Kevin Warsh. Kevin Hassett gibi Trump’a daha “sadık” görünen alternatiflerin geri planda kalması, tercih edilen ismin sadece siyasi uyumla değil, piyasalara verilecek sinyalle de ilgili olduğunu gösteriyor. Warsh, Trump’ın estetik anlayışına uygun, vitrini güçlü ve ilk bakışta “piyasa dostu” bir profil.
Ancak vitrinin arkasında, Jerome Powell döneminden belirgin biçimde ayrışan; hatta ekonomi teorisi ve piyasa dengeleri açısından riskli sayılabilecek bir rejim değişikliği ihtimali yatıyor. Bu tablo, basit bir koltuk değişiminden ziyade, ortodoks merkez bankacılığı ile sezgisel ve arz yönlü büyüme anlatıları arasındaki makasın yön değiştirmesi anlamına geliyor.
CV ve Fed Geçmişi
Jerome Powell, hukuk kökenli bir yatırım bankacısı olmasına rağmen Fed içinde her zaman “veriye dayalı” pragmatizmi temsil etti. Pandemi sonrası dönemde enflasyonun “geçici” olduğu yanılgısına düşmüş olsa da, hatasını kabul ederek modern tarihin en agresif faiz artış döngülerinden birini yönetti ve kurumsal kredibiliteyi ayakta tutmaya çalıştı. Powell dönemi, hatalı teşhislerin geç de olsa telafi edilebildiği bir refleks dönemiydi.
Kevin Warsh ise bambaşka bir hikâye. 2006 yılında, henüz 35 yaşındayken Fed Guvernörlüğü’ne atanan en genç isimlerden biri oldu. 2006–2011 arasındaki görev süresinde tam anlamıyla bir enflasyon şahini olarak tanındı. 2007–09 Küresel Finans Krizi’nin en derin anlarında, enflasyon sıfıra yaklaşmışken dahi fiyat artışlarından endişe etmesiyle ün yaptı.
Bugün karşımızda ise belirgin bir bukalemun portresi var. 2000’lerin şahin Warsh’ı, Trump döneminde faiz indirimi taleplerine teorik bir zemin oluşturacak biçimde daha güvercin bir söyleme yönelmiş durumda. Bu dönüşüm, yalnızca kişisel evrimle açıklanabilecek türden değil.
Nitekim The Economist’in Warsh’ın son yirmi yıla yayılan faiz söylemlerini inceleyen çalışması da bu tabloyu destekliyor. Analiz, Warsh’ın Demokrat yönetimler altında daha sıkı para politikası savunurken, Cumhuriyetçilerin iktidarında ve özellikle seçim dönemleri yaklaştıkça daha gevşek bir duruş sergilediğini ortaya koyuyor. Merkez bankacılığı gibi siyasal etkilerden arındırılması gereken bir alanda bu örüntü, piyasa açısından rahatsız edici bir sinyal niteliğinde.
Merkez Bankacılığı Vizyonu
Powell ile Warsh arasındaki asıl ayrışma, enflasyonla mücadele felsefesinde ortaya çıkıyor. Powell’ın yaklaşımı klasik ve temkinliydi: Talebi soğutmaya dayalı bir enflasyonla mücadele, Phillips Eğrisi mantığı ve istihdamdan TÜFE’ye kadar gelen verilerle sürekli kalibre edilen bir politika seti.
Warsh’ın yeni anlatısı ise ani bir yön değişimini temsil ediyor. Faiz........
