menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Erol Taşdelen Yazdı: ‘Sanayi Şirketlerinin 2025 Bilançoları Alarm Veriyor…’

10 0
16.03.2026

2025 yılı, Türkiye’de sanayi şirketleri açısından “büyümeden çok ayakta kalma” yılı olarak kayıtlara geçiyor. Açıklanan finansal tablolar incelendiğinde, sektörler farklı olsa da bilançoların neredeyse aynı sorunları yansıttığı görülüyor: zayıf nakit üretimi, kısa vadeli borç baskısı, artan maliyetler ve eriyen özkaynaklar. Büyük denilen bazı firmaların bırakın Net Karlılığı Faaliyet Karlılığı dahi yaratamaması çok dramatik bir durum. Faaliyet Karlılığı dahi yapamayan bir firma milyarlarca liralık borcu nasıl döndürür nasıl düşürür; mümkün değil!

Bankacılık verileri, finansal tablolar ve şirket açıklamaları birlikte değerlendirildiğinde, reel sektörün karşı karşıya olduğu risklerin sistemik hale geldiği anlaşılıyor. Detaylandıralım!

1) Dönen Varlıklar Artmıyor: Nakit Üretimi Tıkandı

Normal koşullarda büyüyen bir sanayi şirketinin:

Ancak 2025 bilançolarında:

Tahsilat sürelerinin uzaması

Stok devir hızının gerilemesi

Nakit rezervlerinin erimesi

nedeniyle dönen varlıkların yatay kaldığı veya reel olarak küçüldüğü görülüyor.

Bu durum, şirketlerin faaliyetlerinden nakit yaratamadığının en net göstergesi.

2) Kısa Vadeli Banka Borçlarında Yığılma

Bilançolardaki en kritik alarm noktalarından biri: Uzun vadeli borcun kısa vadeye kayması

Uzun vadeli kredi vermekten kaçınıyor

Kredileri yenileme şeklinde kullandırıyor

Riskli sektörlerde vadeleri kısaltıyor

Kısa vadeli finansal borçlar hızla şişiyor

Çevirme riski artıyor

Likidite krizi potansiyeli büyüyor

Bu tablo, birçok firma için “krediyle yaşama — krediyle ölme” döngüsünü doğuruyor. Merkez Bankası’nın “enflasyonu düşürmem için firmaların talebini de kısmam gerekiyor” çözümü; bunun sonucu kredilerde uyguladığı büyüme kısıtlaması reel ekonomiyi işin içinden çıkılamaz “finans çaresizliğine” durumu yarattı!

3) İmalat Maliyetlerinde Patlama

2025 boyunca üretim maliyetlerini artıran başlıca unsurlar:

Özellikle emek yoğun sektörlerde asgari ücret ve yan maliyet artışları marjları ciddi biçimde aşındırdı. Tekstil Konfeksiyonu Mısır’a kaçıran ana nedenlerinin başında bu maliyet geldi.

Bazı sektörlerde maliyet artışı satış fiyatlarına yansıtılamadı.

4) Faaliyet Geliri Bile Üretemeyen Şirketler

Birçok sanayi şirketinde: Faaliyet kârı sıfıra yaklaştı veya negatife döndü.

Bu durum şu anlama geliyor:

Şirket esas işinden para kazanamıyor

Finansal gelirlerle ayakta kalmaya çalışıyor

Kur farkı veya varlık satışları bilanço kurtarıcı hale geliyor

Bu model sürdürülebilir değil.

5) İthal Girdi Bağımlılığı ve Marj Erozyonu

Türkiye sanayisinin önemli bir bölümü: İthal ara malına bağımlı.

Kur baskılanırken bile:

Global fiyatlar yüksek kaldı

Tedarik zinciri maliyetleri arttı

Döviz bazlı maliyetler yükseldi

Satış fiyatı artamazken maliyet artıyor

Brüt kâr marjı daralıyor

Rekabet gücü zayıflıyor

6) Yüksek TL Faizi Firmaları Döviz Kredisine İtti

2025’te TL ticari kredi faizleri birçok dönemde: %50–70 bandına yaklaştı veya üzerine çıktı.

Bu ortamda şirketler:

Daha ucuz görünen döviz kredilerine yöneldi (tabi sadece ihracatçı firmalar bunu yapabildi )

Ancak kur artışıyla maliyet şoku yaşadı

Kur oynaklığı arttığında:

Finansman giderleri patlıyor

Kur farkı zararları oluşuyor

7) Kredi Kısıtları Nakit Akışını Boğdu

Para politikasındaki sıkılaşma ve kredi düzenlemeleri:

Merkez Bankası kredi kısıtlama düzenlemesine gitmesi ile firmalarda kredi limiti olması yetmedi, çoğu firma limitine rağmen kredi kullanamadı, kapadığı kredileri firmalar tekrar kullanamadı)

Ticari kredi limitlerini daralttı

Yeni krediye erişimi zorlaştırdı

Rotatif kredi kullanımını sınırladı

Nakit döngüsü kırıldı

İşletme sermayesi ihtiyacı karşılanamadı

Tedarik zinciri baskılandı

8) Net Zararlar Özkaynakları Eritiyor

Faaliyet kârı üretemeyen ve finansman giderleri artan firmalarda:

Geçmiş yıl kârları siliniyor

Özkaynaklar hızla eriyor

Bu durum kredi riskini katlayarak artırıyor.

Özkaynak erimesi olan firmalarda:

Borç/özsermaye oranı yükselir

Teminat gücü zayıflar

Bankaların risk iştahı düşer

9) Öngörülemezlik 2026 Planlarını Kilitledi

Sanayi şirketleri için en büyük sorunlardan biri: Geleceği fiyatlayamamak.

Belirsizlik yaratan unsurlar:

Vergi ve mali düzenlemeler

Yatırım kararları erteleniyor

Kapasite artış planları askıya alınıyor

Nakit koruma stratejileri öne çıkıyor

10) Baskılanan Kur ve İhracatçı Baskısı

Kurun maliyet enflasyonunun gerisinde kalması:

İhracatçıların rekabet gücünü zayıflattı

Kâr marjlarını düşürdü

İç piyasaya yönelimi artırdı

Ancak iç talep de zayıf olduğu için: Çift taraflı sıkışma oluştu.

11) Bilinmezlik ve Psikolojik Baskı

Finansal göstergelerin ötesinde, reel sektörü en fazla zorlayan unsur: Güven ve öngörü kaybı.

Şirket yöneticileri için en zor soru: “6 ay sonra ne olacak?”

Risk iştahını düşürüyor

Kredi geri ödeme planlarını zorlaştırıyor

İşten çıkarmaları artırabiliyor

Konkordato riskini yükseltiyor

2026 İçin Kritik Riskler

Eğer mevcut eğilimler devam ederse:

Likidite krizleri artabilir

Kredi geri dönüş sorunları büyüyebilir

Zincirleme finansal stres oluşabilir

Bankacılık sektörü risk maliyetleri yükselebilir

Reel Sektör Alarm Veriyor: Bazı firmalar için yolun sonu

2025 bilançoları tek tek firmaların sorunu değil; sistemik bir reel sektör sıkışmasına işaret ediyor.

Sanayi şirketlerinin ayakta kalabilmesi için:

Finansmana erişimin dengelenmesi

Kur–maliyet uyumunun sağlanması

İhracat desteklerinin güçlendirilmesi

Öngörülebilir politika çerçevesi

Uzun vadeli kredi mekanizmaları

kritik önem taşıyor. Aksi halde 2026 yılı: “Zayıf firmaların elenme yılı” olabilir!

2025 bilançoları, Türkiye reel sektörünün yapısal kırılganlıklarının görünür hale geldiğini gösteriyor. Finansman, maliyet ve kur üçgeninde sıkışan sanayi şirketleri için 2026 yılı kritik bir eşik olabilir.

Politika öngörülebilirliği ve finansmana erişim dengesi sağlanamazsa, reel sektörde zincirleme finansal stres riski artacaktır. Zombi firma sayısı tahminin daha da ötesine geçti biline!

Erol TAŞDELEN – Ekonomist    www.bankavitrini.com

İLGİLİ HABERErol Taşdelen Yazdı: ‘Kara Para ve Uyuşturucu Trafiğinde Bankaların Rolü…’

İLGİLİ HABERErol Taşdelen Yazdı: Akbank, Garanti BBVA, İşbank, Yapı Kredi 2025 performansları…

İLGİLİ HABERErol Taşdelen Yazdı: Döviz Var, Kredi Yok… Merkez Bankası Ne Görüyor?

İLGİLİ HABERErol Taşdelen Yazdı: Karahan’ın Karnesi; Sanayici ve İhracatçı Ne Kazandı?


© Para Analiz