Erol Taşdelen Yazdı: ‘Sanayi Şirketlerinin 2025 Bilançoları Alarm Veriyor…’
2025 yılı, Türkiye’de sanayi şirketleri açısından “büyümeden çok ayakta kalma” yılı olarak kayıtlara geçiyor. Açıklanan finansal tablolar incelendiğinde, sektörler farklı olsa da bilançoların neredeyse aynı sorunları yansıttığı görülüyor: zayıf nakit üretimi, kısa vadeli borç baskısı, artan maliyetler ve eriyen özkaynaklar. Büyük denilen bazı firmaların bırakın Net Karlılığı Faaliyet Karlılığı dahi yaratamaması çok dramatik bir durum. Faaliyet Karlılığı dahi yapamayan bir firma milyarlarca liralık borcu nasıl döndürür nasıl düşürür; mümkün değil!
Bankacılık verileri, finansal tablolar ve şirket açıklamaları birlikte değerlendirildiğinde, reel sektörün karşı karşıya olduğu risklerin sistemik hale geldiği anlaşılıyor. Detaylandıralım!
1) Dönen Varlıklar Artmıyor: Nakit Üretimi Tıkandı
Normal koşullarda büyüyen bir sanayi şirketinin:
Ancak 2025 bilançolarında:
Tahsilat sürelerinin uzaması
Stok devir hızının gerilemesi
Nakit rezervlerinin erimesi
nedeniyle dönen varlıkların yatay kaldığı veya reel olarak küçüldüğü görülüyor.
Bu durum, şirketlerin faaliyetlerinden nakit yaratamadığının en net göstergesi.
2) Kısa Vadeli Banka Borçlarında Yığılma
Bilançolardaki en kritik alarm noktalarından biri: Uzun vadeli borcun kısa vadeye kayması
Uzun vadeli kredi vermekten kaçınıyor
Kredileri yenileme şeklinde kullandırıyor
Riskli sektörlerde vadeleri kısaltıyor
Kısa vadeli finansal borçlar hızla şişiyor
Çevirme riski artıyor
Likidite krizi potansiyeli büyüyor
Bu tablo, birçok firma için “krediyle yaşama — krediyle ölme” döngüsünü doğuruyor. Merkez Bankası’nın “enflasyonu düşürmem için firmaların talebini de kısmam gerekiyor” çözümü; bunun sonucu kredilerde uyguladığı büyüme kısıtlaması reel ekonomiyi işin içinden çıkılamaz “finans çaresizliğine” durumu yarattı!
3) İmalat Maliyetlerinde Patlama
2025 boyunca üretim maliyetlerini artıran başlıca unsurlar:
Özellikle emek yoğun sektörlerde asgari ücret ve yan maliyet artışları marjları ciddi biçimde aşındırdı. Tekstil Konfeksiyonu Mısır’a kaçıran ana nedenlerinin başında bu maliyet geldi.
Bazı sektörlerde maliyet artışı satış fiyatlarına yansıtılamadı.
4) Faaliyet Geliri Bile Üretemeyen Şirketler
Birçok sanayi şirketinde: Faaliyet kârı sıfıra yaklaştı veya negatife döndü.
Bu durum şu anlama geliyor:
Şirket esas işinden para kazanamıyor
Finansal gelirlerle ayakta kalmaya çalışıyor
Kur farkı veya varlık satışları bilanço kurtarıcı hale geliyor
Bu model sürdürülebilir değil.
5) İthal Girdi Bağımlılığı ve Marj Erozyonu
Türkiye sanayisinin önemli bir bölümü: İthal ara malına bağımlı.
Kur baskılanırken bile:
Global fiyatlar yüksek kaldı
Tedarik zinciri maliyetleri arttı
Döviz bazlı maliyetler yükseldi
Satış fiyatı artamazken maliyet artıyor
Brüt kâr marjı daralıyor
Rekabet gücü zayıflıyor
6) Yüksek TL Faizi Firmaları Döviz Kredisine İtti
2025’te TL ticari kredi faizleri birçok dönemde: %50–70 bandına yaklaştı veya üzerine çıktı.
Bu ortamda şirketler:
Daha ucuz görünen döviz kredilerine yöneldi (tabi sadece ihracatçı firmalar bunu yapabildi )
Ancak kur artışıyla maliyet şoku yaşadı
Kur oynaklığı arttığında:
Finansman giderleri patlıyor
Kur farkı zararları oluşuyor
7) Kredi Kısıtları Nakit Akışını Boğdu
Para politikasındaki sıkılaşma ve kredi düzenlemeleri:
Merkez Bankası kredi kısıtlama düzenlemesine gitmesi ile firmalarda kredi limiti olması yetmedi, çoğu firma limitine rağmen kredi kullanamadı, kapadığı kredileri firmalar tekrar kullanamadı)
Ticari kredi limitlerini daralttı
Yeni krediye erişimi zorlaştırdı
Rotatif kredi kullanımını sınırladı
Nakit döngüsü kırıldı
İşletme sermayesi ihtiyacı karşılanamadı
Tedarik zinciri baskılandı
8) Net Zararlar Özkaynakları Eritiyor
Faaliyet kârı üretemeyen ve finansman giderleri artan firmalarda:
Geçmiş yıl kârları siliniyor
Özkaynaklar hızla eriyor
Bu durum kredi riskini katlayarak artırıyor.
Özkaynak erimesi olan firmalarda:
Borç/özsermaye oranı yükselir
Teminat gücü zayıflar
Bankaların risk iştahı düşer
9) Öngörülemezlik 2026 Planlarını Kilitledi
Sanayi şirketleri için en büyük sorunlardan biri: Geleceği fiyatlayamamak.
Belirsizlik yaratan unsurlar:
Vergi ve mali düzenlemeler
Yatırım kararları erteleniyor
Kapasite artış planları askıya alınıyor
Nakit koruma stratejileri öne çıkıyor
10) Baskılanan Kur ve İhracatçı Baskısı
Kurun maliyet enflasyonunun gerisinde kalması:
İhracatçıların rekabet gücünü zayıflattı
Kâr marjlarını düşürdü
İç piyasaya yönelimi artırdı
Ancak iç talep de zayıf olduğu için: Çift taraflı sıkışma oluştu.
11) Bilinmezlik ve Psikolojik Baskı
Finansal göstergelerin ötesinde, reel sektörü en fazla zorlayan unsur: Güven ve öngörü kaybı.
Şirket yöneticileri için en zor soru: “6 ay sonra ne olacak?”
Risk iştahını düşürüyor
Kredi geri ödeme planlarını zorlaştırıyor
İşten çıkarmaları artırabiliyor
Konkordato riskini yükseltiyor
2026 İçin Kritik Riskler
Eğer mevcut eğilimler devam ederse:
Likidite krizleri artabilir
Kredi geri dönüş sorunları büyüyebilir
Zincirleme finansal stres oluşabilir
Bankacılık sektörü risk maliyetleri yükselebilir
Reel Sektör Alarm Veriyor: Bazı firmalar için yolun sonu
2025 bilançoları tek tek firmaların sorunu değil; sistemik bir reel sektör sıkışmasına işaret ediyor.
Sanayi şirketlerinin ayakta kalabilmesi için:
Finansmana erişimin dengelenmesi
Kur–maliyet uyumunun sağlanması
İhracat desteklerinin güçlendirilmesi
Öngörülebilir politika çerçevesi
Uzun vadeli kredi mekanizmaları
kritik önem taşıyor. Aksi halde 2026 yılı: “Zayıf firmaların elenme yılı” olabilir!
2025 bilançoları, Türkiye reel sektörünün yapısal kırılganlıklarının görünür hale geldiğini gösteriyor. Finansman, maliyet ve kur üçgeninde sıkışan sanayi şirketleri için 2026 yılı kritik bir eşik olabilir.
Politika öngörülebilirliği ve finansmana erişim dengesi sağlanamazsa, reel sektörde zincirleme finansal stres riski artacaktır. Zombi firma sayısı tahminin daha da ötesine geçti biline!
Erol TAŞDELEN – Ekonomist www.bankavitrini.com
İLGİLİ HABERErol Taşdelen Yazdı: ‘Kara Para ve Uyuşturucu Trafiğinde Bankaların Rolü…’
İLGİLİ HABERErol Taşdelen Yazdı: Akbank, Garanti BBVA, İşbank, Yapı Kredi 2025 performansları…
İLGİLİ HABERErol Taşdelen Yazdı: Döviz Var, Kredi Yok… Merkez Bankası Ne Görüyor?
İLGİLİ HABERErol Taşdelen Yazdı: Karahan’ın Karnesi; Sanayici ve İhracatçı Ne Kazandı?
