Güldem Atabay yazdı: “Made in Europe”: Türkiye’nin Avrupa üretim zincirindeki yeri yeniden pazarlık konusu
Avrupa Birliği’nin sanayisini korumak için geliştirdiği “Made in Europe” yaklaşımı, Türkiye açısından ihracatın ötesine geçen bir risk yarattı. Kamu alımları ve teşviklerde Avrupa üretimine öncelik verilmesiyle, Türkiye’deki fabrikaların yeni desteklerden hangi koşullarda yararlanacağı belirsiz. Özellikle otomotivde verilecek kararlar, gelecek yıllarda hangi ülkede üretim yapılacağını, yeni modellerin hangi fabrikalara tahsis edileceğini ve batarya yatırımlarının nereye gideceğini etkileyecek.
Bu politikanın arkasında Avrupa’nın sanayi rekabetinde yaşadığı sıkışma var. Çin’in elektrikli araçlar ve temiz teknolojilerdeki ağırlığı, ABD’nin üretimi kendisine çekmeye yönelik teşvikleri ve yüksek enerji maliyetleri, Avrupa’yı üretim kapasitesini koruyacak araçlara yöneltiyor. Avrupa Komisyonunun mart ayında sunduğu Sanayi Hızlandırma Yasası teklifi de kamu kaynaklarıyla desteklenen talebin Avrupa sanayisine yönlendirilmesini amaçlıyor. Yaklaşım otomotivin yanı sıra batarya, güneş ve rüzgâr teknolojileri ile bazı temel sanayi ürünleri de var.
Türkiye açısından tartışmayı büyüten gelişme, Fransa ile Almanya’nın ekimde otomotiv konusunda ortak bir yaklaşımda buluşması oldu. Basına yansıyan çerçeve, İngiltere’nin belirli koşullarla Avrupa üretimi kapsamına alınmasına olanak tanırken Türkiye için aynı açıklığı sağlamıyor. Bununla birlikte söz konusu uzlaşma henüz kesinleşmiş AB mevzuatı değil; kapsam ve uygulama koşulları üzerindeki müzakereler........
