Avrupa’da sperm bağışı: Parçalı mevzuatta genetik riskler nasıl gözden kaçıyor?
Timothée Marteau ve ikiz kardeşi, sperm bağışıyla dünyaya geldiklerini öğrendiklerinde, çocukluklarında kendilerini adeta dokunulmaz sandıklarını hatırlıyor. Bir hastanede, doktorların gözetiminde dünyaya gelmiş olmanın, spermin de titizlikle test edilerek seçildiği anlamına geldiğine inanıyorlardı.
“Birçok şeyi bilmiyor olsak da, başkalarına göre daha az hasta olacağımızı sanıyorduk. Çocukken kendimizi X-Men gibi hayal ediyor, süper güçlerimiz olacağına inanıyorduk. Büyüdükçe de ortada bir kalite standardı olduğunu, bize bir hastalık bulaştırılmış olamayacağını düşündük. Aslında temel inancımız şuydu: Bir doktorun sizi hasta edemeyeceği. Bugün bakınca bunun ne kadar safça bir düşünce olduğunu görüyorum,” diyor.
Marteau, sperm ya da yumurta bağışı yoluyla dünyaya gelen bireylerin genetik kökenlerine dair bilgilere erişim hakkını savunan Fransız derneği PMAnonyme’in başkan yardımcısı.
Aynı zamanda Fransa Sağlık Bakanlığı bünyesinde 2022 yılında kurulan ve bağış yoluyla dünyaya gelen yetişkinlerin bağışçı bilgilerine erişim başvurularını değerlendiren CAPADD komisyonunda derneği temsilen görev yapıyor.
Marteau, yıllar süren biyolojik babasını arayışının ardından onunla yaptığı ilk telefon görüşmesinde, babasının meme kanseri riskini ciddi biçimde artıran BRCA1 gen mutasyonunu taşıdığını öğrendi.
Yapılan testler, iki kardeşin de aynı mutasyonu taşıdığını ortaya koydu. Bir kız ve bir erkek çocuk babası olan Marteau, bu haberi aldığında sarsıldığını ancak gerçeği zamanında öğrenmiş olmaktan dolayı mutlu olduğunu söylüyor. Biyolojik babasının üç kızı var; bunlardan ikisi çok genç yaşta kansere yakalanmış.
Avrupa’da sperm bağışı sistemi: Serbest dolaşım, zayıf denetim
Marteau’nun hikâyesi münferit bir vaka değil. Avrupa’daki kamu yayıncılarının Aralık ayında yayımladığı ortak bir araştırma, kanser riskini ciddi biçimde artıran nadir bir TP53 gen mutasyonunu farkında olmadan taşıyan Danimarkalı bir sperm bağışçısının Avrupa genelinde en az 197 çocuğun babası olduğunu ortaya koydu. Bu gelişme, uluslararası sperm bağışı endüstrisini tartışmaların odağına taşıdı.
Bu ve benzeri vakalar, Avrupa’da sperm bağışı sistemlerinin parçalı ve uyumsuz kurallarla yürütüldüğünü ortaya koyuyor. Sperm örnekleri sınırlar arasında serbestçe dolaşırken, tarama, veri paylaşımı ve denetim uygulamaları hâlâ büyük ölçüde ulusal düzenlemelerle yürütülüyor; ülkeler arasında koordinasyon neredeyse yok.
Tek bir bağışçıdan kaç çocuğun dünyaya gelebileceğine dair uluslararası bir sınır yok ve bağışçı tarama kriterleri ülkeden ülkeye değişiyor. Uygulamada ise taramalar çoğu zaman bağışçıların kendi anlattıkları aile sağlık geçmişine dayanıyor. Bazı ülkelerde bağışçılara ödeme yapılması da sağlık bilgilerinin ne kadar doğru ve eksiksiz paylaşıldığı sorusunu gündeme getiriyor.
Bu sorunların bir bölümünün, 2027’de yürürlüğe girecek olan AB İnsan Kökenli Maddeler (SoHO) Tüzüğü ile giderilmesi planlanıyor. Düzenleme, kan, doku ve gametler için Avrupa genelinde ortak bir güvenlik ve izleme sistemi kurmayı hedefliyor.
TP53 vakası: Parçalı kurallar, ortak risk
TP53 mutasyonunu taşıyan bağışçı, 2005 yılında Danimarka merkezli ve Avrupa’nın en büyük sperm bankalarından biri olan European Sperm Bank’a (ESB) öğrenci olduğu dönemde sperm bağışı yapmaya başladı.
Bağışçı, o dönem sağlıklı olarak kabul ediliyordu. Konuştuğum ESB yetkilisi bu tür bir mutasyonun önleyici genetik taramalarla tespit edilemediğini belirtti.
Bağışçının örnekleri 14 ülkedeki 67 kliniğe dağıtıldı ve bu örneklerle dünyaya gelen çocuklardan bazıları kanser nedeniyle hayatını kaybetti. Birçoğunun ise yaşam boyu yüksek kanser riskiyle karşı karşıya kalacağı öngörülüyor.
Olay, iki ailenin, çocuklarında nadir bir genetik varyantla bağlantılı olduğu düşünülen kanserler gelişmesi üzerine birbirinden bağımsız olarak üreme klinikleriyle iletişime geçmesiyle ortaya çıktı.
Vaka ilk kez 24 Mayıs 2025’te kamuoyuna yansıdı. Fransa’daki Rouen Üniversitesi Hastanesi’nden biyolog Edwige Kasper, Milano’daki Avrupa İnsan Genetiği Derneği konferansında ilk bulguları paylaştı.
Belçika Sağlık Bakanı Frank Vandenbroucke, 30 Mayıs 2025’te vakayı resmen doğruladı ve Federal İlaçlar ve Sağlık Ürünleri Ajansı’nın (AFMPS) durumdan 2023’ten bu yana haberdar olduğunu açıkladı.
Mutasyon tespit edildikten sonra European Sperm Bank, Kasım 2023’te ilgili tüm kliniklere uluslararası hızlı uyarı gönderdi.
Sadece Belçika’da 28 kadının bu bağışçının spermiyle 53 çocuk dünyaya getirdiği ortaya çıktı. Oysa ülke mevzuatına göre bir bağışçının spermi en fazla altı aile tarafından kullanılabiliyor.
Belçikalı yetkililer, sorunun yıllarca süren tam bir veri paylaşımı eksikliğinden kaynaklandığını belirtti. İşleyen bir bilgi paylaşım sistemi olmadığı için klinikler, bir bağışçının kaç kez ya da kaç farklı merkezde kullanıldığını göremedi; bu da fiilen denetimi devre dışı bıraktı.
AFMPS’nin soruşturması, bir kliniğin bağışçının spermini dokuz kadın için tüp bebek tedavisinde kullandığını ortaya koydu. Klinik hakkında işlem başlatıldı ancak ihlallerin üzerinden uzun zaman geçtiği gerekçesiyle herhangi bir yaptırım uygulanmadı.
Sorularıma yazılı yanıt veren European Sperm Bank, TP53 vakasında kurallara uygun hareket edildiğini ve bankaya herhangi bir yaptırım uygulanmadığını belirtti. Banka, mevcut tarama sistemlerinin sınırlı olduğunu kabul ederken, sektörün son yıllarda gebelik takibi, dijital altyapı ve sınır ötesi işbirliği alanlarında ilerleme kaydettiğini de dile getirdi.
Ayrıca devam eden düzenleyici incelemeleri desteklediğini ve bağışçı başına ortak bir aile sınırı da dahil olmak üzere uluslararası bağlayıcılığı olan standartlar çağrılarına katıldığını belirtti. Banka, artık tek tek sperm........
